Biz "Suyunuz akmıyor" diyoruz.
Onlar hâlâ “Aday merkezden mi olsun, Botan’dan mı, Garzan’dan mı?” diye tartışıyor.
Biz “Yağmur yağsa da su akmıyor, yağmasa da…” diyoruz.
Onlar “Birinci sıra Kürt mü olsun, Arap mı?” hesabında.
Biz “Etrafımız su kaynaklarıyla dolu; bu şehir susuz kalmamalı” diye haykırıyoruz.
Onlar adayın aşiretini, oy potansiyelini konuşuyor.
Biz “Yapay zekâ çağındayız; ama bu şehir bir asırdır aynı su sorununu yaşıyor” diyoruz.
Onlar “Partim kimi gösterirse, kimlik siyasetine bakar oy veririm” demeye devam ediyor.
Biz temel bir ihtiyacı, suyu konuşuyoruz.
Onlar ise hâlâ kimin siyaset yapacağını…
Sorun hizmetsizlik değilmiş gibi davranıldıkça, aslında en büyük kuraklık zihniyetlerde büyüyor.
Peki söyleyin:
Bir tanker su, hem evlerdeki hem de zihinlerdeki bu sorunu gerçekten çözer mi?
---
SERİN GEL!
Siirt İl Özel İdaresi’nde bir yöneticinin, Sayın Vali’ye “Döktüğümüz asfaltlarda sıfır zayiat var” dediği ifade ediliyor. Bu sözü güvenilir bir kaynaktan duyduktan sonra yetkiliye tek bir cümle söylemek isterim:
“Serin gel.”
Çünkü asfaltın en büyük düşmanı bellidir: su.
Yağmur ve kar suları asfaltın altına sızarsa, araçların oluşturduğu basınçla meydana gelen en küçük çatlaklardan içeri girerse, o yolun ömrü kısalmaya başlar. Zemin zayıflar, yüzey çöker, çatlaklar büyür. Üstüne bir de yaz sıcağı eklendiğinde… 45 dereceleri bulan sıcaklıkta genleşen, gece serinliğinde büzülen asfalt, gerçek sınavını işte o zaman verir.
“Sıfır zayiat” ifadesinin karşılığı da ancak bu şartlarda anlaşılır.
Kalitesiz malzemenin, yetersiz altyapının ve ağır tonajlı araçların verdiği zararları ise henüz saymıyorum bile.
Eylül 2025’te dökülen bir asfaltın sağlıklı değerlendirmesi en erken Eylül 2026’da yapılabilir. Yani üzerinden bir yaz, bir kış geçmeden yapılan bu tür değerlendirmeler, asfaltın durumundan çok, değerlendirmeyi yapan hakkında soru işaretleri doğurur.
Bakalım Vali Bey Eylül 2026’da kontrolleri yapacak mı?