Bir insan doğup büyüdüğü, çocukluğunu geçirdiği, anılarının olduğu memleketinden neden ayrılmak ister?

Bu öyle kolay verilecek bir karar değildir.

Hele ki yıllardır bağlı olduğu ilden ayrılıp başka bir ile bağlanmayı istemek...

Demek ki bir yerde ciddi bir kırgınlık vardır.

Bugün Siirt'in Kurtalan ilçesine bağlı Bozhöyük (Teliba), Akdem (Marmaruna), Gözpınar (Hishis), Yunuslar (Şêx Unîs), Gökdoğan (Cimzerk), Çakıllı (Paloni) ve Avcılar (Kınaske) köyleri tam da bunu istiyor.

Muhtarların geçen yıl hazırladığı dilekçede Batman'a yakınlık, ticaretin büyük ölçüde Batman üzerinden yapılması gibi gerekçeler sıralanıyor.

Doğrudur...

Ama bunlar işin görünen kısmı.

Asıl mesele, bu köylerin yıllardır kendilerini unutulmuş hissetmesi.

Siirt ile Batman'ın sınırında, tarihi Erzen şehrinin yanı başındaki bu köyler yıllardır aynı kaderi yaşıyor.

Belki de en düşündürücü olan şu...

Siirt Havalimanı'ndaki terminal inşaatı nedeniyle Ankara'ya ya da başka şehirlere giden birçok yetkili bugün Batman veya Diyarbakır Havalimanı'nı kullanıyor.

Her gidişte...

Her dönüşte...

Bu köylerin önünden geçiyorlar.

Ama o köyler, yıllardır sadece yol kenarında görülen yerleşim yerleri olarak kalıyor.

Geçip gidiyoruz.

Bakıyoruz ama görmüyoruz.

Duyuyoruz ama dinlemiyoruz.

Sonra da bu insanlar neden Batman'a bağlanmak istiyor diye şaşırıyoruz.

Oysa insan, kendisini değerli hissettiği yere yönelir.

Batman ise her geçen gün büyüyor.

Yatırım alıyor.

Etki alanını genişletiyor.

Yetkililer memleketine sahip çıkıyor.

Bugün bu köylerin Batman'a bağlanması gündeme gelse

Batman'ın onları sahiplenmek için ne kadar istekli olacağını tahmin etmek zor değil…

Belki de en çok bunu istiyorlar; kendilerini sahiplenen, seslerini duyan bir irade görmek.

Asıl sorgulanması gereken ise şu:

Kendi köylerimiz neden başka bir şehirde gelecek arıyor?

Bugün bu köyler artık sadece hizmet talep etmiyor.

"Sesimizi duyun." da demiyor.

Doğrudan ayrılmak istiyor.

İşte asıl üzerinde durulması gereken konu budur.

Bir köyün başka bir ile bağlanmayı istemesi, sadece idari bir talep değildir.

Bu, aidiyet duygusunun zedelenmeye başladığının en açık göstergesidir.

Belki bugün birkaç köy konuşuluyor.

Ama yarın aynı duyguyu başka köyler veya ilçeler yaşamaya başlarsa ne olacak?

Belki de artık şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir:

Bu köyleri kaybetmemek için ne yaptık?

Çünkü bir memleket, insanını bir günde kaybetmez.

Önce ilgisini kaybeder...

Sonra güvenini...

En sonunda da insanını…