Bu haber kez okundu.

Eski Emniyet Müdürü Metin Özkan, Siirt'teki FETÖ davasında müşteki sıfatıyla ifade verdi

Siirt'te Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında Valiliği abluka altına almaya çalışan, aralarında rütbelilerin de bulunduğu 79'u tutuklu 320 eski askerin yargılandığı davaya devam edildi.

Siirt 2. Ağır Ceza Mahkemesince Adliye Sarayındaki salonların fiziki yetersizliği nedeniyle Siirt Üniversitesi Merkez Yerleşkesi Konferans Salonunda görülen duruşmaya, tutuklu sanıklar, geniş güvenlik önlemleri altında getirildi.

Eski Siirt 3. Komando Tugay Komutanı Tuğgeneral Ahmet Şimşek'in Konya Ereğli T Tipi Kapalı Cezaevinden, eski Siirt 3. Komando Tugay Komutan Yardımcısı Albay Alican Erkiletlioğlu, eski İl Jandarma Komutan Vekili Albay Necati Metin ve eski Eruh 2. Komando Tabur Komutanı Yarbay İsmet Çehreli'nin Elazığ T Tipi Kapalı Cezaevinden Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldığı duruşmada, bazı tutuklu sanıklar ile tutuksuz sanıklar ve avukatları da hazır bulundu.

Dönemin Siirt Emniyet Müdürü olan Emniyet Genel Müdürlüğü Dış İlişkiler Dairesi Başkanı Metin Özkan, Ankara'dan SEGBİS ile "müşteki" sıfatıyla ifade verdi.

Darbe girişiminden bir gün önce eski Siirt bölgesinde Cumhuriyet Polis Merkezi ve Doğu Kışlaya roket atılmasıyla başlayan hareketlenme sabaha kadar bölgedeki zırhlılara 6-7 roket atılması ile devam ettiğini fakat ciddi zarar ve yaralanmanın olmadığını söyledi.

İstihbarat personelinden 7-8 kırsalcı terör örgütü elemanının eski Siirt bölgesindeki mahallelere girmiş olduğu, şehir yapılanması ile birleşerek 35-40 silahlı şahıs olduğu ve evlere yerleşmeye başladıkları bilgisi geldiğini dile getiren Özkan, mevcut zırhlı ekipler bölgeye yönlendirilerek bölge kuşatma kontrol altına alınmaya çalışıldığını belirtti.

Dönemin valisi Mustafa Tutulmaz ve ilgililerle 15 Temmuz 2016 günü toplantı yapıldığını, toplantıda hızlıca operasyona başlanması gerektiği ve buna ilişkin planın hazırlanması konusunda fikir birliğine varıldığını aktaran Özkan, " Öğleden sonra valilik asayiş harekat merkezinde tekrar toplanma kararı alınmıştır. Sabahki toplantıdan itibaren ilgili arkadaşlarla İl Jandarma Komutanlığında operasyon çalışmasına devam edilmiş, ilerleyen saatlerde tugay ilgililerinin geri planda kalma tavrı dikkat çekmeye başladı. Birlikte jandarmada öğle yemeği yendiği sırada bu yaklaşımlarından dolayı hafif gerilim yaşandığına özellikle JÖH Tabur Komutanı İlker Binbaşının tugaydakilerin yeterli desteği vermediği düşüncesiyle yüksek sesle münakaşa aşamasına geldiğine şahit oldum. Daha geniş kapsamlı katılımla 14.00 sıralarında öğlenden sonra valilikte toplantı yapıldı, konudan dönemin Van Asayiş Kolordu Komutanı Metin Temel Paşanın da bilgi edindiğini ve akşam hazırlıklara katılmak için geleceğini öğrendik. Bu toplantıda Tugay Komutanının farklı yaklaşımı dikkatimizi çekti, üst makamlarla görüşüldüğü, daha önce konuşulduğu şekilde destek veremeyeceklerini, takviye talep etmemiz şeklinde yaklaşımları oldu. Biz de operasyon amaçlı kuşatmaya alacağımız noktalar için zırhlıya ihtiyacımız konusunda ısrarlı olunca ancak iki noktanın kapatılmasına zırhlı vererek destekleyebileceklerini beyan ettiler. Bu gelişme bizi sıkıntıya soksa da bunu farklı ve önemli bir görevlendirmelerinin olabileceğine yorumladık. Bu durum bizi operasyonun zaman alacağı ve temizlemenin daha önceki örneklerde olduğu gibi uzun zaman alabileceği düşüncesine yöneltti. Ben sabah saatlerinden itibaren çevre illerinden ve Ankara dan takviye gönderilmesi için girişimlerde bulunmuştum. Burada vurgulamak istediğim; tugay bu kadar önemli bir operasyon için sadece kuşatmaya destek amaçlı iki zırhlı araç verirken Eruh'taki taburu neden il merkezine getirtmiştir? Bu yaklaşıma rağmen operasyona destek için getirildiğini düşünmek mantıkla bağdaşmamaktadır. Diğer yanda; darbe girişimi sonrası bu taburun da operasyona destek gerekçesi ile merkeze çekildiği şeklinde şu an net hatırlamadığım kaynaklardan kulağıma çok duyum gelmişti. En son planlamamıza göre PÖH zırhlıları, JÖH zırhlıları ve Tugay a ait iki zırhlıyla eski Siirt bölgesi ablukaya alınmış ve akşam saatlerinde ertesi sabah başlatılması planlanan temizlik operasyonuna hazırlık amaçlı bu bölgede sokağa çıkma yasağı ilan edilmiştir." şeklinde konuştu.

Emniyet lokalinde bulundukları sırada televizyonda askerin İstanbul köprüyü kapattığı görüntüleri çıkmaya başladığını, bu anormal görüntüyü yorumlarken eski İl Jandarma Komutan Vekili Albay Necati Metin'e telefon geldiğini belirten Özkan, Metin'in telefondaki şahısla konuştuktan sonra megafonu kendilerinin de duyacağı şekilde açarak jandarmaya gelen belgeyi okumasını söylediğini belirtti.

Metin Özkan, şöyle konuştu:

"Telefondaki şahsın okuduğu belgede sıkıyönetim ifadeleri geçtiğini ve sonunda Yurtta Sulh Konseyi ibaresinin geçtiğini duyduk. Hepimiz şaşkınlık içindeydik, aynı tavrı Necati Metin de de gördüm. Burada vurgulamak istediğim, daha sonra Necati Metin'in tutuklanması ve darbeye dahil olduğu şeklindeki duyum ve gelişmelerden sonra bu görüşmeyi bize dinletmesini, darbe girişimini ilk kez bizimle birlikte duyduğuna bizi şahit göstermek için yaptığı şeklinde bir kanaatim uyandı. Ancak bunu destekleyecek hiçbir somut bilgim olmadığı gibi ileriki aşamalarda değerlendirdiğimde ve mahkemede verdiği ifadeyi okuduğumda genel itibarıyla benim bildiklerimle örtüştüğünü fark ettim ve gerçekten darbe girişimini bizimle birlikte duymuş olabileceğine inancım arttı.

Emniyet Genel Müdürlüğünden bir daire başkanının kendisini aradığını ve kendisine darbe kalkışması olduğu konusunda bilgi verdiğini dile getiren Özkan, "Daire başkanı, bütün gücümüzle tedbir almamız ve direnmemiz gerektiğini, kesinlikle teslim olunmayacağını, gerekirse çatışmamızı söyledi. Ben de bir anormallik olduğunu fark ettiğimizi ve hemen gereğini yapacağımızı söyledim. Hemen akabinde valimizi arayarak gelişmelerden bilgi verdim ve valiliğe geçip değerlendirelim diye konuştuk." ifadelerini kullandı.

Olay gecesi Valilik önünde yaşananlar hakkında da konuşan Özkan, konuşmasında şunları kaydetti:

" Telefon görüşmesinden sonra bize Ben Tugay a gideyim veya tugay komutanı ile görüşeyim, ne olduğunu anlayayım diyerek yanımızdan ayrıldı. Bu saatlerde takviye olarak gelen bir kısım Özel Harekatçının Diyarbakır a geldiği, ancak onları Siirt e getirecek helikopterin kalkmadığını bildirmişler, biz her türlü girişime rağmen helikopteri kaldıramamış, buna da mana verememiştik. Ben de arkadaşlara karayolundan gelmelerini bildirmiştim. Lokalde bulunduğumuz o saatlerde televizyonda İstanbul’da köprü de sıradışı görüntüler devam ediyordu ve bir anormallik olduğu anlaşılmıştı. Necati Metin ayrıldıktan biraz sonra Ankara EGM Merkezinde muhtemelen süratle oluşturulan kriz merkezinden bir daire başkanı beni aradı. Telefondan çok hararetli bir ortam olduğu duyuluyordu, daire başkanı bana darbe kalkışması olduğunu, bütün gücümüzle tedbir almamız ve direnmemiz gerektiğini, kesinlikle teslim olunmayacağını, gerekirse çatışmamızı söyledi. Ben de bir anormallik olduğunu farkettiğimizi ve hemen gereğini yapacağımızı söyledim , muhtemelen hemen akabinde valimizi arayarak gelişmelerden bilgi verdim ve valiliğe geçip değerlendirelim diye konuştuk. Arkadaşlarla hızlı bir planlamaya girmeye çalıştık, ancak operasyonel gücümüzün tümüne yakını eski Siirt bölgesindeki kuşatmada görevliydi ve oradan çekmemiz söz konusu olamazdı, geri kalanlarla ne yapabileceğimizi görüşürken bir müddet sonra Necati Metin tekrar yanımıza geldi. Beni yana çağırarak tugay komutanının beni tugay a davet ettiğini söyledi. Ben de darbe girişimi ile ilgili Ankara dan talimat geldiğini ve gerekirse direneceğimizi bir şekilde Necati Metin e söylediğimi hatırlıyorum. Toplantı valilikte yapılacak vali bey tugay komutanını da aradı, orada buluşacağız dedim. Oradan ayrılırken Necati Metin in aracına binmek istemedim ve oradan benim aracıma binerek valiliğe asayiş harekat merkezine geçtik.

Necati Metin in o sırada telefon görüşmeleri devam ediyordu ancak ayrıntılı hatırlamıyorum. Ben de vali beyi arayarak valiliğe geçtiğimizi ve orada beklediğimizi söylediğimi hatırlıyorum. Bu sırada Tugay Komutanı ile telefon görüşmesi yaptığını öğrendiğim vali bey hemen gelmeyince Necati Metinde de sabırsızlık hissettiğimden Vali konutuna geçelim dedim ve oraya araçla geçtik. Vali Bey tam konutundan çıkarken karşılaştık, ben hemen onun aracına bindim ve valiliğe geçtik. Oraya vardığımızda Necati Metin yanımızdan ayrılmıştı, biz valilikte çeşitli görüşmeler yapıp durumu nasıl yöneteceğimizi değerlendirdik. Bu esnada diğer müdür arkadaşlar da valilik ve emniyet birimlerinde toplanmayı organize etmeye çalışıyorlardı, onlarla da telsiz görüşmelerimiz oluyor, televizyondaki gelişmeleri de takip ediyorduk. Vali Beyin bazı STK larla ve parti teşkilatlarıyla görüşmesi sonucu insanlar valiliğe yönelmeye başlamıştı. Vali Bey telefonda en son Alican Erkiletlioğlu ile görüşürken sinirler yükseldi, Sn Valimizin hemen yanındaydım ve konuşmalardan valiliğin emniyetini almaya geldiklerini bildirdiklerini anladım, vali bey her zaman geldiğiniz gibi gelin dedi, ancak daha sonra geleceğiniz varsa göreceğiniz de var diyerek bağırarak telefonu kapattı. Alican ın üst perdeden ukalaca güvenliğini biz alacağız vs. ifadeler kullandığını bana da söyledi. Az sonra tugaydan yaklaşık 25 araçlık kobra ve kirpilerden oluşan bir konvoyun çıktığı ve valilik istikametine geldiği haberi geldi. İşin kötüye gittiğini net anladık, valiliğin önünde birkaç emniyet müdürü ve polis arkadaş ile korumalar vardı. Az

sayıda vatandaşla araçta valiliğin önüne gelmeye başlamıştı. Biz oradayken konvoyun en önündeki kobra valilik önüne gelmiş içinde sonradan Yarbay İsmet Çehreli olduğunu öğrendiğim şahıs megafonla sıkıyönetim ilan edildiğini duyurmaya ve vatandaşların yolu açması için uyarmaya başladığını, sivil araçları ve şahısları zorlayıp valilik bahçesine girmeye çalıştığını gördük. Bu arada koruma arkadaşlar araçları valiliğin emniyet tarafındaki kapısına çekerek hazırlamışlar, gelen birlik araç sayısına göre 200 komando civarıydı ve bu gücümüzle orada direnmemiz, bizi teslim almalarını engellemek çok zor görünüyordu. Kendimize karargah olarak belirleyebileceğimiz ve direnme ortamı sağlayacak bir yere geçmek üzere arka kapıdan çıkarak ayrıldık, bizim çıkışını FETÖ yapılanmasına bağlı olduğunu düşündüğümüz iki rütbeli mesajla bildirmeye kalkmışlar ve oradaki arkadaşlar bunu farkedip telefonlarını isteyince mesajı silmeye kalkıp itiraz edince derdest edilip gözaltına alınmışlar , önce müstakil bir binada bulunan İstihbarat şubesine geçtik, oradaki arkadaşlar da tedbir almışlardı, ancak çok uygun bir ortam olduğu kanaatine vardık ve oradan da takviye alarak çok korunaklı olan ve direnebileceğimiz polis okuluna yöneldik. Bu sırada telefonla STK temsilcileriyle ve partililerle görüşen valimiz toplayabildikleri vatandaşları valiliğe yönlendirmelerini istedi. Ben de polis okulunda nasıl tedbir alabileceğimizi planlamaya çalışıyordum, okulun çevre duvarları çok yüksek olduğundan giriş kapısına iki kobra çekerek iyi bir direniş ortamı sağlayabileceğimi düşündüm. Ancak buraya geçerken valilik civarından silah sesleri duyulmaya başlandı. O sırada vali bey bölge asayiş kolordu komutanı Metin Temel i aramış, durumu anlatıyordu. Metin Temel Paşa birlikte bu kalkışmaya karşı direnmemiz gerektiğini söyledi, bu bize ciddi güç verdi, böylece silahlı kuvvetlerin hiyerarşi içinde bir darbe girişimi olmadığını net anladık, Sn Valim kendisinden Ahmet Paşayı arayarak ikaz ve ikna etmesini rica etti. Telefonu kapattığında okulun içindeydik ancak valilik civarından silah sesleri geliyordu. Valimizle birlikte geri dönmeye karar verdik, bu durumu bizden başka kimsenin yönetme ve çözme imkanı olmadığını, valilik önünde her an birilerinin vurulacağını ve durumun çok kötüye olduğunu konuştuk ve iyi bir diplomasi ile askeri ikna edip kan dökmeden kışlaya geri döndürülmesi, olayın çatışma aşamasına gelmemesi için dönüşe geçtik. Valim Ahmet Şimşek oradaki gerilimi de düşürmek için Ahmet Şimşek i arayarak oraya geldiğimizi söyledi. Vurgulamak istediğim ; kalkışmanın başından beri bunu silahlı kuvvetlerin toptan bir girişimi olmadığı düşüncesindeydik, çünkü önceki darbe girişimlerine benzemiyor du ve eski Siirt bölgesindeki JÖH ler yerlerini terk edip darbeye katılmamışlardı.

, Eruh tan gelen bir kısımla merkezdeki bazı personelin kandırılarak getirildiği görüşüm olaydan çok sonrası aldığım duyumlardan oluştu, bir kısımda da yüzdeki şaşkınlıktan böyle bir fikrim oluştu. Olayın başından sonuna kadar çevremizdeki koruma arkadaşlar kötü senaryoya karşı tetikte ve çatışmaya hazır durumdaydı.

Emniyet tarafındaki kapıdan valiliğe girdik, tugay komutanı, yanındaki askerler ve Necati Metinle valiliğin üst katındaki koridorda karşılaştık. Valiliğin bahçesinden de vatandaşların sesleri geliyordu. Vali Bey bunun yanlışlığını ve bizim işimizin şehirdeki PKK lılar olduğunu ifade eden söylemlerde bulundu, Tugay Komutanı bizim niyetimiz kötü değil gibi ifadelerle durumu idare etme gayretine girdi, vali beyle birlikte eski Siirt bölgesine odaklanmamız gerektiği, bu arada silah atışlarını durdurmaları için ikna etmeye çalıştık. Şunu belirtmek isterim yanımızdaki işin başından beri yanımızdaki korumalar elleri tetikte her an harekete geçecek durumdalardı, heyecan, sinir ve gerginlik çok yüksekti. Dışarıdan sık sık yoğun silah sesleri geliyordu. Birinin vurulması durumunda olay kontrol edilemez hale gelirdi, bunu önlemek için Tugay Komutanından bunu durdurmasını istedik ancak bu yönde herhangi bir emri olduğunu hatırlamıyorum. Zaman zaman dışarı çıkıp askerleri sakinleştirmeye çalışıyordum, Halkın ve bizim beklenmedik direnişimiz gelen askeri şaşırtmıştı, bu tugay komutanının davranışlarına da yansımıştı. Bir yandan aklımız eski Siirt bölgesindeydi, orada her

an bir patlama, çatışma sesi gelebilirdi, bu durumdu iki tarafı yönetmek çok aşırı zor olacaktı, İki taraftan da fevri bir hareket önüne geçilemez bir çatışma yaratabilirdi ve tavır ve söylemlerimizle iki tarafı da tutmaya gayret ettik.

- Aynı zamanda herkesin gözü televizyondaki gelişmelerdeydi ve Cumhurbaşkanımızın çağrısından sonra gitgide halkın direnişi ön plana çıktığından askerdeki tavırda kırılmaya başladı. Valilik önündeki vatandaşlar askerin kışlaya dönmesi için sloganlar atıp ikna etmeye çalışıyordu, kararlılıkları ve geri adım atmayacaklarını herkes görmüştü. Ancak askerin atışları tamamen kesilmemişti. Şahsım içeride ve dışarıda atışları durdurma ve vatandaşları sakinleştirme derdine girdim. Konjoktür darbeciler aleyhine değişince Ahmet Şimşek’in tavrı yumuşadı, biz söylemlerimizi değiştirmedik ve geri çekilmeyi kabul ettiler. Ben önce JÖH ün geri çekilmesi için bahçede askerlerle görüşmeye çalışırken JÖH valilik alanına hiç girmediğini ve o alanda bulunmadığını söylediler. Bütün bu görüşmeler sırasında Necati Metin izlemede kaldı, konuşmalara müdahalesi pek olmadı. Darbecilerdeki hayal kırıklığı yüz ve tavırlarda hissediliyordu. Vali Bey dışarıya çıkarak yol açmaları için vatandaşı sakinleştirici “hatta askerin yanımızda olduğu gibi ifadelerle yumuşatarak” ikna için konuşma yaptı. Ancak hala yolu açmadılar. Daha sonra ben bir kobranın üstüne çıkıp askerin çekileceğini, eski Siirt bölgesine müdahale edeceğimizi, teskin etmek amacıyla durumu olandan farklı anlatıp gerilimi azaltarak askeri geri göndermek için yolu açmalarına ikna etmeye çalıştım. Bir vatandaş müdürüm vali beyi de mi gönderiyorsunuz deyince ben vatandaşın ikna olması için vali beyin pencereye çıkmasını rica ettim. Vatandaşlarımız pencereden vali beyin el salladığını görünce ikna olup yolu açtı ve tugay kuvvetleri valilik önünden çekildi. Emniyet Müdürlüğü önünde görevlendirilen 10 kişilik askerin bize karşı saldırgan bir tavrı olmadığını, yönlerini dışa çevirerek emniyet almak şekline girdiklerini arkadaşlardan öğrendim. Tugay çekilirken İl Jan.Kom.V. Necati Metin yanımızda kaldı. Özellikle belirtmek istediğim vatandaş ve askerle diyalog halinde iken bazı askerlerdeki şaşkınlığı gördüm, ancak bunun sebebi vatandaş direncinin ve ortamdaki gerilimin getirdiği stres ve şaşkınlık olabilirdi, sonradan duyduklarım kapsamında bir kısmının operasyona katılmak üzere tugay dan çıkartılarak valiliğe getirildiği söylemlerini duydum, ancak bunula ilgili somut bilgim yoktur. Bununla birlikte valiliğe girişte Yarbay İsmet Çehreli’ nin sıkıyönetim ilanını megafonla duyurması, halkı çekilmeleri ve evlerine dönmeleri çağrısı yapması, yol vermeyen araçları ezerek alana girmeleri tabloyu çok net ortaya koymuştu. Bu durumda darbe girişimi olduğunun anlaşılamaması mantıkla bağdaşır bir durum değildir. Diğer yanda farklı ifadelerde valilik önündeki grubun saldırgan olduğu aralarında sarhoşlar olduğu ifade etmişler. Ben bu tür bir duruma tanık olmadım. Siirt te görev yaptığım süre boyunca sokakta sarhoş insana rast gelmedim, bu ortamda sarhoş insan olduğu ifadesinin gerçekten çok uzak olduğu kanaatindeyim. Ayrıca bazı ifadelerde durumu izleyelim ona göre hareket edelim gibi beyanlar olduğu söylenmiş, valilikte en sakin ve yalnız kaldığımızda bile kalabalık bir koruma grubu hep yanımızdaydı darbe girişiminin başından beri benim, vali beyin ve polis arkadaşlarımın bu yönde en ufak tavrı olmamıştır. Böyle bir niyet olsaydı olayın başında Necati Metin tugay komutanı davet ediyor dediğinde buna olumlu karşılık verilirdi, iş bu aşamaya getirilmezdi.

Geri çekilme sonrası bizde ve vatandaşlarda ciddi bir rahatlama meydana getirdi, ortama çoşku hakim oldu. değişik kanallardan tugayda tanıdığı olanlardan polis arkadaşlara bu grubun tekrar çıkmaya niyetli olduğu, vatandaş çekildikten sonra tekrar çıkacakları haberleri gelmeye başladı, bu sebeple tüm vatandaşlarla dağılmadan beklemeye devam ettik. Ancak tekrar çıkış olmadı. Biz ileriki aşamada bir takım askerin tekrar çıkışa destek vermediğini duyduk.

Sabah saatlerinde Tugay komutanı, yardımcısı ve Yarbay İsmet Çehreli için yakalama kararı çıkartıldı, emniyet md.yrd. başkanlığında sivil birkaç ekibi tugayın girişine gönderdik, Girişte dışarıya yönelmiş iki tank ve bir kobranın beklemede olduğunu bildirdiler, içeriyle temas kurulup yakalama kararı bildirildi ancak teslim olmadılar. Bir müddet bekleyip arkadaşları geri çektik. Çünkü kaçma imkanları olmadığını ve teslim olmak zorunda kalacaklarını değerlendirdik. Bu arada çıkış noktalarını görecek şekilde istihbaratçıları yerleştirerek takip ettik. İlerleyen saatlerde bu üç şahıs kendileri teslim oldular

Darbe girişiminin başladığı saatten sabaha kadar eski siirt’teki silahlı gruplardan ses çıkmamıştı, bu bölgeye tekrar yöneldiğimizde kırsalcı grubun bölgeyi terketmiş olduğunu öğrendik, şehir yapılanmasına bağlı bir kısım terör birimlerince yakalandı, bölgenin normale döndüğüne emin olduktan sonra sokağa çıkma yasağı kaldırıldı. Bu grubun darbenin hemen arifesinde neden ve nasıl bu bölgeye sızarak saldırılara başladığı, darbe girişimi başarısız olduktan sonra bu bölgeyi terk ederek kaçmaları değerlendirilmesi gereken çok dikkate değer bir durumdur.

İfadelerde, terörist grubun şehire geleceği ile ilgili istihbarat geldiği ancak bizim ciddiye almadığımız ifadesi gerçekle uzaktan yakından alakası olmayan bir ifadedir. Bizim en ufak istihbaratı bile değerlendiren bir yapımız vardır, böyle bir bölgede ciddiye almamak gibi bir lüksümüz yoktur.

Ahmet Şimşek ifadesinde; Necati Metin’in darbe emri geldiğinde telefonla kendisini aradığında ben ve vali beyi kastederek “şimdi onlarla birlikteyim gelirken onları da alıp geleyim mi dedi. bu telefon görüşmesi yaptığımızda muhtemelen ya emniyet müdürü ile valilikte ya da valilik konağında bulunuyordu. Ben de kendisine, kesinlikle böyle bir şey yapmamasını net bir şekilde ifade ettim.” Demiş. Ancak biz bu aşamada vali beyle hiçbir arada bulunmadık, Bir ara Necati Metin le birlikte lokaldeydik ve istese bile Necati Metin in beni alabilecek bir kuvveti yoktu, bu nedenle bu ifade bana doğru gelmedi.

Ayrıca valiliğe gitmek üzere hareketlendiğimde İl.Jan. Kom.V. Necati Metin’in Halkın valilik önünde toplandığını, galeyana gelmiş halkın taşkınlık yaptığını, içlerinde sarhoş tipler olduğunu, şehirde bulunan teröristlerden de halkın için karışıp eylemi yapanlar olabileceğini, Ankara polis özel harekatın bombalanması nedeniyle özel harekat polislerinde fevri davrananlar olabileceğini, oraya böyle yalnız başına gitmenin riskli olacağını, emniyetini aldıktan sonra gitmenin daha uygun olacağını, söylediğini ifade etmiş. Ancak ben Necati Metin le birlikte valilik konutuna gitmek üzere valilikten çıktığımızda hiçbir vatandaş, hatta korumalar ve birkaç müdür arkadaş dışında polis bile bile yoktu. Vali konutundan sonra ayrılarak bizimle valiliğe gelmemişti, biz vali bey le valiliğe geldiğimizde bile bir vatandaş kalabalığı yoktu. Bu durumda Necati Metin in Ahmet Şimşek i bu şekilde ikaz ettiği ifadesi gerçekle örtüşmüyor.

İfadelerde şehre 100 civarı terörist sızdığı söylemini hiç yapmadık, çünkü kırsalcı ve şehir yapılanması dahil 35-40 civarı örgüt elemanından bahsetmiştik. Ben Ahmet Şimşek in hiçbir yerde biz darbeci değiliz, darbeyi desteklemiyoruz dediğini de hatırlamıyorum. Fiili durumda ortada iken böyle bir beyanın doğruluğu inandırıcı değildir. Ahmet Şimşek ifadesinde valilikte iken emniyet müdürü Metin Bey bana bizde aşağıya görüntü verirsek halk daha çabuk sakinleşir dediğimi söylemiş, bu muhtemelen doğrudur, çünkü ben ve valimiz bu kanaatte olmasak ta halkın daha fazla galeyana gelmemesi için ve kan dökülmeden askerin kışlaya çekilmesini sağlayabilmek için halkı sakinleştirmeye yönelik bu tür ifadelerde bulunduk.

Ayrıca emniyet müdürünün, polis telsizinden çağrı yaparak “ Siirt’te darbe yok, problem yok, herkes işine baksın” şeklinde beyanlar olmuş, bu kesinlikle gerçekten çok uzak ve ortamın doğal akışına çok aykırı bir beyandır. Whats up tan da benzer bir mesaj attığım söyleminin de gerçekle alakası yoktur.

Ahmet ŞİMŞEK’ “Valilik önüne askerler, olası bir yanlış anlaşılmanın yaşanma ihtimali nedeniyle, can güvenliğimin sağlanması, valiliğin ve valilik önündeki tüm kişilerin güvenliğini temin ile ildeki terörist unsurların provokasyonları önlemek maksadıyla gitmiştir” ifadesi de anlaşılır değildir. Ben görevim boyunca bu kadar

kuvvetin şehir merkezinde ve muhtemelen kırsalda bile tugaydan çıkarak bir operasyona katıldığını görmedim. Teröristlerin bulunduğu yer eski Siirt bölgesiydi ve bölge tamamen JÖH ve PÖH lerle kuşatma altındaydı. Bu kuşatmada bulunan Tugay a bağlı iki kobra da bize haber verilmeden darbe girişimi başladığında çekilmiş oradaki çalışmamızda da ciddi bir zaafiyete neden olunmuştu ve çekilen iki kobra öğrendiğime göre valilik önüne tugay kuvvetleri tarafından getirilen kobralardı. Bu alana ilk gelen askeri aracın karşısındakinin terörist olmadığı ve vatandaş olduğunu anlamamış olmaması hayatın doğal akışına aykırı bir durumdur. Ayrıca alana önde gelen kobradaki İsmet Çehreli’nin megafonla sıkıyönetim beyanını ben de duydum, birçok kamera görüntüsüne de bu ve halkı evlere dönmeye çağrı yaptığı aşikardır.

Ayrıca darbe planına yönelik hiçbir hazırlık yapılmadığı söyleminin de şöyle değerlendiriyorum. Darbenin silahlı kuvvetlerin toptan bir girişimi olmadığı çok nettir ve bu durumda yapılacak girişiminin çok çekirdek bir kadro tarafından bilinmesi gerekir. Bunun yanında gerçek planlamanın sabah 03.00 sıraları için planlandığı ancak bu bilgi sızdırıldığından Ankara Özel Harekatta ve Ankara Emniyet Müdürlüğünde direniş için hazırlığa geçildiği, bu nedenle darbe saatinin öne çekildiği ve öncelikle buraların darbeciler tarafından vurulduğu da bilinen bir durumdur. Bu şartlarda yürütülen darbe girişimi için prova, hazırlık ve birliklerle planlama yapılması söz konusu olamaz.

Ahmet Şimşek kendi döneminde terörle mücadeleye yönelik operasyonların en üst seviyede yapıldığını ifade etmiş, bu da gerçekçi görünmemektedir. O dönemde tugayın etkin netice alınan operasyonlar yapıldığını düşünmüyorum. Kırsalda yapılan operasyonlarda 15 Temmuz öncesi ile 15 Temmuz sonrası etkinlik arasında çok büyük fark vardır. Örgüte çok büyük darbe vuran operasyonların 15 Temmuz sonrası yapıldığı inkar edilemeyecek bir gerçektir. Bu fark ayrı bir değerlendirmenin konusudur.

Vurgulamak istediğim bir konuda JÖH Tabur Komutanı Binbaşı İlker Urgancı ile ilgilidir. Ogün teröristlere hazırlık kapsamında yaptığımız toplantılarda tamamen bu operasyona motive şekilde davrandı, hatta tugay birimlerinin kendilerini geri çekme tavırlarına çok net tepki gösterdi ve tartışmaya girdi. Darbe girişimi sırasında da ben kendisini görmedim. Bu hareketlenmeye rağmen eski Siirt bölgesini kuşatan JÖH ler yerlerini terk etmemişti. Ben valilik içinde de hiç JÖH unsuru görmedim."

Metin Özkan, sanıklardan şikayetçi olduğunu bildirdi.

Duruşmaya, tanıkların dinlenmesiyle devam edilecek.

Eski Siirt 3. Komando Tugay Komutanı Tuğgeneral Ahmet Şimşek, yardımcısı Albay Alican Erkiletlioğlu, eski İl Jandarma Komutan Vekili Albay Necati Metin ve eski Eruh 2. Komando Tabur Komutanı Yarbay İsmet Çehreli'nin de aralarında bulunduğu askerler, "Anayasa'yı ihlal", "yasama organına karşı suç", "hükümete karşı suç" ve "silahlı terör örgütü üyeliği" suçlarından yargılanıyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner359

banner362