Siyaset, bürokrasi ve sivil toplum arasındaki mesafe giderek büyüyor; kurumlar arasındaki temas zayıflıyor.
Eski ve eskimez siyasetçiler ayrı bir yerde…
Aktif siyasetin içindekiler ayrı bir yerde…
Siirt adına çalışan STK’lar hem dağınık hem de çoğu zaman sürecin dışında…
Bazı kritik bürokratlarla siyaset kurumu arasında ise gerilim ve hissedilen bir iletişim kopukluğu var.
Bu mesele artık kişisel kırgınlıkların ötesine geçmiş durumda. Çünkü konu; Siirt’in kurumsal uyumunu, temsil gücünü, ortak hareket kapasitesini ve geleceğini doğrudan etkiliyor.
Oysa şehirler; çatışmayla değil, koordinasyonla büyür.
Bir ilin gelişmesi için yalnızca yatırım yetmez.
Uyum gerekir.
İletişim gerekir.
Ortak hedef etrafında buluşabilme iradesi gerekir.
Elbette siyasette fikir ayrılığı olur, eleştiri olur, rekabet olur. Ancak mesele Siirt olduğunda aynı masaya oturabilmek artık bir tercih değil, kamusal ve vicdani bir sorumluluktur.
Çünkü şehirler; kişisel hesapların büyüdüğü dönemlerde değil, ortak hedeflerin büyüdüğü dönemlerde gelişir.
Bugün Siirt’in ihtiyacı olan şey; daha fazla polemik değil, daha güçlü istişaredir. Daha fazla ayrışma değil, daha güçlü kurumsal uyumdur.
Çünkü sürece şu an için seyirci olan vatandaş artık kavga değil; birlikte hareket eden, birbirini tamamlayan bir irade görmek istiyor.
Unutulmamalıdır ki makamlar geçicidir, fakat şehir adına bırakılan izler kalıcıdır. Bu nedenle bazı görevlerde küslük artık kişisel bir mesele olmaktan çıkar, doğrudan toplumsal ve kamusal maliyete dönüşür.
Eğer Siirt adına kurulması gereken masalar kurulmaz, kişisel kırgınlıklar memleket meselelerinin önüne geçerse bunun bedelini en ağır şekilde Siirtli öder. Ancak Siirtliler de günü geldiğinde; çözüm üretmeyen siyasi dili, sonuç vermeyen yönetim anlayışını ve ortak akıldan uzaklaşan temsil biçimlerini demokratik yollarla yeniden şekillendirmeyi bilir.
Çünkü sandık da toplum hafızası da; küslüğü değil uzlaşıyı, ayrışmayı değil ortak aklı ödüllendirir.