GÜNDEM

Nasırlaşan ellerine rağmen toprağa dokunmadan yapamıyor

Siirt'te baba mesleğini sürdüren 63 yaşındaki Emin Zamur, nasırlaşan ellerine rağmen topraktan vazgeçemiyor.

Siirt'te yaşayan 4 çocuk babası Zamur, bahçıvanlığı çocuk yaşlarda babasından öğrendi. Ortaokulu bitirdikten sonra yevmiye karşılığında bahçelerde çalışmaya başlayan Zamur, büyük tutkuyla bağlı olduğu işini ara vermeden sürdürüyor.

Valilik Köylere Hizmet Götürme Birliği bünyesinde 12 yıl önce bahçıvan olarak çalışan Zamur, 2 yıl önce de başladığı Organize Sanayi Bölgesi'ndeki (OSB) Siirt Entegre Fıstık İşleme Tesisindeki alanın peyzajını yapıyor.

Alanı temizleyip fıstık ve nar fidanı, üzüm asması, biber, marul ve yeşil soğan eken Zamur, bahçeyi yaşam alanına dönüştürerek çorak toprağa diktiği fidanların ağaca dönüştüğü sürecini de takip ediyor.
Zamur, gazetecilere yaptığı açıklamada, küçük yaşlarda toprakla ilgilendiği baba mesleğini 48 yıldır yaptığını söyledi.

Mesleğini en güzel şekilde yaparak gelecek nesillere yeşil bir çevre bırakmayı umut ettiğini aktaran Zamur, şöyle konuştu:

"Hem işimi yapıyorum hem de doğaya sahip çıkarak insanlara faydalı olmak istiyorum. Mesleğimden keyif aldığım için gururluyum. Zevk alarak çalışıyorum. Buna bir iş gözüyle bakmıyorum. Herkese fayda vermek, katkı sağlamak istiyorum.Toprakla teması olan insan kendini her zaman iyi hisseder. Psikolojik hastalıkları da atabiliyorsunuz. Hafta sonları da bağ ve bahçelerde fidan dikerek geçiriyorum. Huzuru doğada buluyorum. Gittiğim her yerde toprağa dokunmadan, ağaçların bakımını yapmadan duramıyorum. Doğayı evim, ağaçları da çocuklarım gibi görüyorum. Fıstık, nar, üzüm başta olmak üzere 48 yılda yaklaşık 50 bin fidan diktim. Nar ağaçları yeşerdiği zaman sanki içimde yeşeriyor. İçim ferahlanıyor. Bir bitki için acaba bunun gelişmesini ben görebilecek miyim, diye düşünüyorum. Buraya geldiğim zaman bu bahçe atıl ve çöplüktü. Burayı temizleyip ağaç diktim, peyzajını bu hale getirdim. İnsanlar buraya geldiğinde bu tabloyu gördüğünde çok mutlu oluyor. Ben de mutlu oluyorum. Burada ağaçlar büyüdüğünde ben de öyle büyüyorum, seviniyorum. Çünkü herkes bundan faydalanacak."


Doğayı sevmek için ağaçların dilinden, toprağın renginden anlamak gerektiğini vurgulayan Zamur, hangi ağacın ne hastalık taşıdığı, hangi ilaca ihtiyaç duyduğunu çok iyi bildiğini anlattı.

{ "vars": { "account": "G-4X68F4KLEK" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }