Türkiye’deki genç sivillerin bulduğu ve yukarıda başlıkta yazdığım bu slogan çok şey anlatıyor. Referandum konusunun çokça tartışıldığı bu günlerde meselenin özünü ifade ediyor sanki...

Gündeme düşmüş ve demokrasi gibi hayati bir konuyu tartışmak elbette güzel… Ancak merak ediyorum; kaç kişi anayasa değişikliğinin neler olduğunu okudu?

Maalesef çoğumuz takım tutar gibi bu konuya yaklaşıyoruz. Çünkü takım tutar gibi parti tutuyoruz. Bu hususu bir yere kadar anlamak mümkün olabilir. Fakat hemen herkesi bir şekilde ilgilendiren ve yıllardır eksiğini hissettiğimiz böyle bir konuda daha farklı yaklaşmamız gerekmez mi?

Bu konuyu çok tartışanlar ve vatandaşa bilgi verdiklerini sananlar bilsinler ki vatandaşın kafası karışmaz. Çünkü sessiz çoğunluk yıllardır basit bir formül kullanarak her zaman doğru isabet etmeyi bilmiştir. Sessiz çoğunluk böyle durumlarda hiçbir partiye angaje olmadan karar vermeyi biliyor. Yıllardır kendisine tepeden bakan, onu hor gören, inançlarıyla alay eden, onu cahil gören kesimlere bakar ve onlar neyi savunuyorlarsa tersini yaparak doğruyu bulacağına inanıyor.

Hatırlayınız; Annan Planı, Kıbrıs meselesi, AB projesi konusunda tercihini yaparken bunların nelere getirip, neler götürdüğünü okudu ya da inceledi mi? Elbette hayır.

Fakat yukarıda sözünü ettiğimiz o basit formülü uygulayarak kararını öylece vermiştir.

Referanduma kadar sürede demokrasiye inananlar şunları iyi bilmek zorundadır. Vatandaşlara demokrasi konusunu, anayasadaki değişiklikleri akademik değil, pratik olarak ve vatandaşın anlayacağı dilden anlatmalıdırlar. Demokratik açılımın bir süreç olduğunu, adım adım gidildiğini, kendisine günlük hayatta neler kazandıracağını iyi anlatmak gerekir.

Mesela; uzak mahalledeki bakkal amcaya demokratik değişikliklerin kendisine yapılan yanlışları sorgulama hakkı ve cesareti vereceğini, demokrasinin kendisine zenginlik getireceğini pratik bir dille anlatmalıdır. Yoksa statükonun izah etmeye çalıştığı gibi: “bu fakirlikte, işsizlikte demokrasinin sırası mı” düşüncesi yaygınlık kazanacaktır.

Kimler “EVET” diyecek: Birinci sınıf vatandaş olmak isteyenler, insanların eşitliğine inananlar, yıllardır süren bürokratik vesayetin sona ermesini isteyenler, şimdiki halinden bir şekilde memnun olmayanlar...

Kimler “HAYIR” diyecek: Herkesin eşit olmasını istemeyenler, mevcut gidişten memnun olanlar, vatandaşlara tepeden bakanlar, ülkenin milli gelirinin adil dağıtılmasından rahatsız olacak olanlar...

Demokrasi gelişirse; sivil toplum güçlenecek ve bundan sonra daha etkili olacaktır. Dolayısıyla sivil toplum örgütlerinin kendilerini yeni şartlara göre şekillendirmeleri daha sivil hareket etmeleri gerecektir. Yarı kamu olanlar gidecek, tam sivil olanlar kalacaktır.

Sessiz çoğunluk bu süreci engellemek isteyenlere gerekli cevabı şimdiden veriyor:

Yetmez ama “EVET”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner359

banner362