Zor şartlarda yaşıyoruz ve sıkıntılar gittikçe artıyor.
Hayat bazen anlamsız geliyor. Belki rahat değil ama huzur elimizde olabilir. İnsan, hemen her sanatın hakkından çıkıyor ve çok başarılı oluyor. Ancak yaşama sanatı hakkında aynı başarıyı yakalayamıyor. Neden? Hayatın gerçeklerine uygun teçhizatlı ve donanımlı değiliz. Hayata bir anlam katmak zorundayız. Ne kadar düzgün ve güzel cümleler kurduk değil mi?
Hemen burada; Eee… Dediğinizi duyar gibiyim.
İnsanlar hayatları boyunca kâh üzücü, kâh sevinçli dönemler geçirirler. Fakat bu sıkıntılı Dünyada yaşamanın bir sanat olduğunu hiç düşünmezler.
Bu sanat, insanı insan yapan bir ilimdir. Kendimize güvenimiz, çevreye sevgimiz, merhamet duygularımız bu sanatla ilgilidir.
Bir insan ki rahatsızdır, huzursuzdur, sevgisizdir, kimseye güveni yoksa Tereddütler içinde çırpınır. Böyle birinden topluma fayda beklenmez.
Kimsenin kendisini sevmediğini iddia ettiği için sevgisiz kalmış olan kalbi onu insanlardan intikam almaya iter. Başkalarını tedirgin etmekten, huzurlarını kaçırmaktan zevk alır hale gelir. Bunu örtmek için de bazı gösterişli hareketler yapar. Sözde ağaç sevgisi, hayvan sevgisinden dem vurur. Hâlbuki o bireysel yaşamayı tercih etmiştir. Komşusunu sorarsanız bilmez. Son yıllarda artan problemli ailelere bakınız; şunu görürsünüz. Çoğunun her şeyleri var göründüğü halde huzurları kalmamıştır. Kendi kendilerine; “ne oldu bize?” diye saf saf sordukları da olur. Yaşama sanatını unuttuklarını bilmezler. Derler ki; iki zengin arkadaş gece geç saatte eğlenmekten evlerine dönerler. Bunlardan biri, arkadaşına evden telefon eder ve der ki; “Arkadaş ben birazdan intihar edeceğim. Hayat çok manasız gelmeye başladı. Düşünsene yarın yine aynı yerlere gidip yiyip, içip eğleneceğiz. Öbür gün, öbür gün yine aynı. Ben bıktım ve sıkıldım arkadaş. “ Karşıdaki arkadaşı onu bu kararından vazgeçirmek için epeyce dil döker ancak faydasızdır. Arkadaşının kesin kararlı olduğunu gören diğeri şunu teklif eder; “Tamam, kararını vermişsin ancak senden son bir şey isteyeceğim. Şimdi aşağıya in, bir hediye al ve en yakın hastaneye giderek kimsesiz bir hastayı ziyaret et. Sonra ne halin varsa gör.”Arkadaşının bu son arzusunu yerine getirmek için dediklerini aynen yapan diğer arkadaş, bir kimsesiz hasta teyzeyi ziyaretle ve süre sohbet eder. Hastaneden çıktığında çok hafiflediğini, içinde bir ferahlık hissettiğini görür. Kararından vazgeçmiştir. Hikâyenin bu kadarı bizden. Gözlerinizi kapatarak, geriye dönüp geçmişi düşünün. Eğer geçmişinizle ilgili çok “keşke” varsa yaşama sanatında usta olamamışsınız demektir. Arkanızdan söylenecek söz, sizin yaşama sanatınızı (hünerinizi) gösterir. İnsanların yanlışlarına sabır gösterebiliyor musunuz?
Başkalarının haklı olabileceğini kabul ediyor musunuz? Haklı olduğunuzda bile, tartışmadan vazgeçebiliyor musunuz?
Fedakârlık yapabiliyor, devamlı tebessüm etmeye çalışıyor musunuz?
Helal olsun. Vallahi siz, iyi bir sanatkârsınız.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner359

banner362