Bu haber kez okundu.

UMED Başkanı Değirmenci, Siirt'te panele katıldı

Uluslararası Medya Enformasyon Derneği (UMED) Başkanı Gazeteci Aslan Değirmenci, Siirt Genç Memur-Sen koordinatörlüğünde düzenlenen panele katıldı.

Genç Memur-Sen ve Siirt Üniversitesi (SİÜ) Akademik Düşünce Eğitim ve Medeniyet (ADEM) Topluluğunca SİÜ Kezer Yerleşkesi Konferans Salonu'nda düzenlenen "Medya ve Algı Yönetimi Paneli"ni Memur-Sen İl Temsilcisi ve Eğitim-Bir-Sen Siirt Şube Başkanı Murat Şeker, Genç Memur-Sen Siirt İl Başkanı Yunus Emre Diriarın, sendika üyeleri ve öğrenciler izledi.

Aslan Değirmenci, panelde yaptığı konuşmada, kaos ortamına zemin hazırlamak için kullanılan medyanın silahının "yalan haber yapmak" ve "bilgi kirliliği üretmek" olduğuna dikkati çekti.

Bu tür medya organlarından dürüst ve doğru iletişim beklemenin mümkün olmadığını vurgulayan Değirmenci, "Ancak hepimize düşen görev bir haberin doğruluğunu araştırmadan, kaynağına bakmadan, amacını düşünmeden inanmamak, sosyal medya da paylaşarak yayılmasına destek vermemek hepimizin görevidir." dedi.

Verdiği örneklerle medya tarafından gerçekleştirilen manipülasyonlarına değinen Değirmenci, şöyle konuştu:

"Sosyal medyada yayılan yalan haber bir anda infiale sebep olabiliyor. Anında milyonlarca kişiye ulaşarak gerçek perdeleniyor, ülkeyi yönetilemez hale getirmek isteyenlerin amacına hizmet ediyor. Yalan haber milyonlarca kişiye ulaştıktan sonra doğrusunu anlatmak bazen çok uzun bir zaman alabiliyor."

MİT tırlarına yönelik yapılan haberleri anımsatan Değirmenci, bunların birer haber değil psikolojik bir harp olduğunu anlattı.

O haberlerin devleti ve hükümeti ortadan kaldırmak ve Türkiye'yi dünyaya yargılatmak için yaptırıldığını aktaran Değirmenci, "Kaldı ki gizli kalması gereken bilgileri casusluk maksadıyla açıklamak, gizli kalması gereken bilgileri temin etmek basın özgürlüğü değil, bizzat basın özgürlüğü maskesi altında ihanettir. Bu ihanet ile karşı karşıya kaldık. Şimdi bu ihanete yargı önünde hesap soruluyor." diye konuştu.

12 Eylül ve 28 Şubat'a ilişkin darbe davalarında darbenin medya ayağına mercek tutulmadığını savunan Değirmenci, kendisini imtiyazlı sayan sözde gazetecilerin Gezi olayları, 7 Şubat MİT krizi, 17/25 Aralık küresel operasyonunda tekrar algı operasyonlarıyla karşılarına çıktığını belirtti.

"12 Eylül ve 28 Şubat sürecinde cuntaya psikolojik harekat desteği veren medya, FETÖ ile omuz omuza vererek ulusal ve uluslararası arenada psikolojik harp merkezlerinde üretilen haberlerle milli iradenin tecellisini engellemeye yeltendiler, ulusal güvenliği tehdit ettiler. " diyen Değirmenci, onların manipülasyon, fitne ve fesat ile önce yürekleri sonra da yeryüzünü kirletmeye çalıştıklarını aktardı.

- "Şiddet, kaos ve kargaşadan yana olanlar dezenformasyon için düğmeye bastı"

Değirmenci, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) Afrin'de yürüttüğü Zeytin Dalı Harekatı'nı sosyal medyadan karalamak için farklı yer ve zamanlarda çekilen fotoğraflara dikkati çekti.

Sosyal medya üzerinden algı operasyonu ile PYD'nin meşrulaştırılmaya çalışıldığına değinen Değirmenci, şunları kaydetti:

"Türkiye barış ve huzur için Zeytin Dalı Harekatı'nı devam ettirirken, şiddet, kaos ve kargaşadan yana olanlar dezenformasyon için düğmeye bastı. Toplumu etki altına almak, Türkiye'nin iradesini sorgulamak için en sinsi propaganda türü olan gri propagandayı devreye soktular."

"Sahada olduğu gibi sanalda da verdikleri kirli mücadeleyi kaybettiler"

Değirmenci, Türkiye'nin iradesini sorgulama amacıyla özellikle sosyal medyada "yalan, ajite etme, acı yarıştırma, yok sayma" üzerine inşa edilen materyalleri vurgu yaparak, şöyle devam etti:

"Dezenformasyon amaçlı tüm fotoğrafların bugün yürütülen Zeytin Dalı Harekatı'nda değil, Türkiye dışında farklı ülkelerde ve farklı zaman dilimlerinde terör saldırıları ya da diğer bazı olaylar sonrası çekilmiş, bazılarına eklemeler yapılmış kareler olduğu Anadolu Ajansı'mız ve Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü tarafından gözler önüne serilince, sahada olduğu gibi sanalda da verdikleri kirli mücadeleyi kaybettiler."

ABD'nin Suriye ve Irak'ta terör örgütlerini silahlandırarak ve mensuplarına eğitim vererek doğrudan terörizmi destek faaliyetleri içine girdiği belgelendiğini belirten Değirmenci, bu faaliyetler ile uluslar arası hukuk kuralları ve ilgili bazı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararlarının hiçe sayıldığının görüldüğünü ifade etti.

BMGK'nın bazı kararlarına değinen Değirmenci, "Ayrıca ABD anayasasında yer alan,'Terör örgütlerine destek vermek anayasal suçtu' hükmü de vardır. ABD yönetiminin Amerikan anayasasına göre suç işlediği, bunun da istenirse dava konusu olabileceği mümkündür. Trump karşıtlarının ABD'de bir hukuk mücadelesi başlatması da elbette mümkündür." dedi.

- "PYD/PKK asla Suriyeli Kürtlerin temsilcisi değildir"

Değirmenci, PYD/PKK'nin Kürt, Arap, Türkmen ve Ezidilere karşı etnik temizlik yaptığını anlattı.

"DEAŞ ile mücadele maskesiyle" PYD'nin bölgede önünde engel olarak gördüğü tüm yapılara karşı terör eylemleri gerçekleştirdiğini aktaran Değirmenci, şöyle konuştu:

"PYD/PKK asla Suriyeli Kürtlerin temsilcisi değildir. PYD/YPG bölgede öncelikle muhalif Kürtleri hedef aldı. Suriye'de savaş öncesi 12 Kürt grup varken şimdi sadece PYD/YPG var. Bu durum PYD/YPG'nin Kürtlere yaptığı zulmün deşifresidir."

- "Fırat Kalkanı Harekatı'nı eleştirenler bugün susmuştur"

Türkiye'nin Fetullahçı Terör Örgütü'nün 15 Temmuz'daki darbe girişiminin ardından bölgedeki terör örgütleri DEAŞ ve PYD/YPG'ye karşı başlattığı Fırat Kalkanı Harekatı'na değinen Değirmenci, bu harekata karşı da batıdan tepkilerin yükseldiğini anımsattı.

Fırat Kalkanı Harekatı ile örgütün bölgedeki ilerleyişinin durdurulduğuna dikkati çeken Değirmenci, "Fırat Kalkanı Harekatı'nı eleştirenler bugün susmuştur. Çünkü bölge sadece terörden temizlenmekle kalmadı, bölge halkı özgürleştirildi, yaşam alanları bizzat Türkiye eliyle inşa edildi. Okullar, parklar hatta hastaneler Türkiye tarafından yapılıp, bölge halkının hizmetine sunuldu."

- "Örgüt, Afrin'i militan devşirmek adına önemli bir kaynak olarak görüyor"

Değirmenci, Zeytin Dalı Harekatı'nda da önceliğin güvenlik olduğu kadar bölgede kalıcı barışı temin etmek ve huzuru sağlamak olduğunu hatırlattı.

PYD/PKK'nın için Afrin bölgesini Akdeniz'e sıçrama tahtası olarak gördüğünü anlatan Değirmenci, bu amaçla Afrin'den Türkiye'ye Amanos dağları üzerinden bir ikmal hattı kurarak militan ve silah sevkiyatı yapmaya çalıştığını belirtti.

Değirmenci, TSK ve emniyet güçlerini şu ana kadar Afrin'den bölgeye geçiş yapan 50'den fazla teröristi etkisiz hale getirdiğini belirterek, şöyle konuştu:

"Örgüt, Afrin'i militan devşirmek adına önemli bir kaynak olarak da görmekte 'Öz Savunma Gücü' adı altında 16-18 yaş arasındaki çocukları zorla silah altına almaktadır. Bölgede yine örgütün kurduğu çok sayıda askeri eğitim kampı bulunmakta zorla silah altına alınan çocuk ve gençler buralarda eğitime tabi tutulmaktadır."

Değirmenci, konuşmasını şöyle tamamladı:

"PYD ve ABD'nin oyununu bozmakla beraber Türkiye, Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunması ve terör unsurlarının tam olarak etkisiz hale getirilmesini amaçlıyor. Türkiye, tüm kurumlarıyla din, dil, ırk ayrımı gözetmeksizin sivilleri terörün zulmünden kurtarmak için çaba sarf ediyor."

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner359

banner362