Öncelikle ilk yazıma gerek yorumlarıyla gerek arayarak destek veren  herkese sonsuz teşekkürler.
TOPAL..!
Ali anadan doğma sakattı. Bir bacağı, ötekinden biraz kısa olduğu için yürümeğe başlamasıyla, öteki insanlar gibi yürüyemediğini ve aksadığını hemen fark etmişti.
Babası, onu göstermedik doktor bırakmamıştı.
Fakat hiç çare bulamamıştı. Bacağın biri, doğuştan kısaydı. Bunun çaresini bulmaya, henüz insan bilgisi yetmiyordu. Doktorlar : Hem o kadar önemli de değil, diyorlardı. «Ayağın biraz aksaması, büyük bir eksiklik değildir.»
Ama O öyle düşünmüyordu. Onu kim görse, ilk önce aksayan bacağına bakıyordu. Okul yaşı geldiği zaman hüngür hüngür ağladı. Bu çocuk, ötekiler gitmeğe can atarken okulu istemiyordu. Başka sağlam çocuklarla bir araya gelmekten ödü patlıyordu..Evde çalışıp , sonra ilkokul imtihanını verecekti. Anası babası, üzüntüsünden hastalanmasın diye isteğini yerine getirmek zorunda kaldılar.
O da sözünde durdu. Özel ders alıp okudu. Sonra yaşı gelince ilkokul bitirme imtihanlarına girip diplomasını aldı.
Fakat daha fazla okuması lazımdı. Orta okulu da evde tamamlayamazdı , kesinlikle okula gitmesi gerekiyordu. O , önce yine istemedi. Fakat babası bu sefer artık ona kulak asmadı.
Ali ‘yi böylece orta okula yazdırdılar. Yazdırırken , okul arkadaşlarının ona ne kadar eziyet edeceklerini hiç düşünmemişlerdi. Halbuki zavallı çocuk, daha okula gittiği ilk gün, arkadaşları ona adını bile sormadılar. Her gören:
— Topal!.. diyordu
Ve Ali böylece daha ilk günden, çok utandığı kusuru yüzüne vurula vurula karşılandı.
«aaa!..Topal!..» En çok korktuğu söz buydu.. Ne tuhaf, daha «Günaydın! Sen kimsin?» demeden onu bu sözle karşılamışlardı : Topal!.. Ve o günden sonra hep öyle gitti : «Topal aşağı, topal yukarı!. Topal şöyle dedi, topal şunu yaptı!..» Hep böyle.. Çaresiz Ali kendi kendine bile söylemekten çekindiği bu korkunç sözle çağırılmaktan o kadar utanıyor, öyle sıkılıyordu ki daha ilk günden , okulda kimse ile arkadaş olamayacağını anladı. Hem zaten okula niçin gidiyordu?. Okuyup öğrenmek için değil mi?. Madem ki kendisiyle alay ediliyor ve adını bile sormayarak kendisine topal diyorlardı o halde o da kimse ile arkadaş olmayacak, kendisini tamamen derslerine verecekti...
Ali , değil öteki derslerde jimnastik dersinde bile kısa zamanda arka­daşlarını geride bıraktı. Hem ne geride bırakış ?
Yıl sonu geldi karneler dağıtılırken Müdür, Alinin sınıfını şu sözlerle alkışladı:
— Hepiniz iyi çalışmışsınız.. Fakat aranızda bir arkadaşınız var ki , onu övmeden edemeyeceğim.. Bu çocuk bir yıldız, nasıl diyeyim ! Çalışkan çok başarılı biri.
Bütün sınıfın gözleri, bir anda Ali ‘ye döndü. Öğretmen bir göz işareti yaparak Ali \'yi ileri çağırdı. Müdür Ali ‘nin elini sıktıktan sonra :
      Seni kutlarım oğlum. Söyle bakayım bana, senin adın ne?.
       Ali sınıf arkadaşlarını acı bir gülümsemeyle süzdü ve onlara önemli bir ders vermek için , gür bir sesle şu cevabı verdi:
— TOPAL!..
O güne kadar Ali\'ye «Topal» diyen arkadaşları bir suçlu gibi yere baktılar. Bu olaydan sonra arkadaşları Onu hep ” Ali “ diye çağırdılar.
    İşte örnekteki Ali gibi kendi durumundan utanan ve kendini eve hapsedip hayattan kopan arkadaşlar için dernek kurma fikrine bir adım atalım.Ali gibi engelli arkadaşlarımda bu dernekte kendi kabuklarını kırsın.
   Bilgisayarın başındayken birden fazla pencere açılınca ekran birden dondu.Mouse bile hareket etmez oldu. Eee ne varmış bunda. Ctrl-Alt-Del yaparsın olmadı reset atarsın. O da olmadı , güç düğmesine basılı tutarsın kapanır bilgisayar. Dediğinizi duyar gibiyim.Evet haklısınız öyle yapınca bilgisayar tekrardan açılır.
   İşte biz engellilerin hayatı da bilgisayar gibi donmuş , kısıtlanmış !! Kısıtlanmış olan hayatımıza tekrardan hayat vermek hepimizin elinde.
 
       Gelin hep birlikte gerçekten bir ihtiyaç olan bu derneği kurmak için adım atalım.
 
 Unutmayalım ki; hayatın, yarınlarda karşımıza neler çıkaracağını hiç birimiz bilemeyiz. Bu gün biz engelliler için atılan bir adım yarın sizlerin ya da yakınlarınızın hayatlarına da bir çözüm olabilir.
 
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
eylem 8 yıl önce

Yazın gerçekten harika olmuş yüreğine sağlık sosyal bir konuyu bu kadar güzel dile getiriyor olman harika dilerimki bu dernek için girişimler gerçekleşir

Avatar
İdris yolbaş 8 yıl önce

Önceki yorumumda Siirt bir yazar kazanıyor diyordum. Artık kazanıyor demiyorum çünkü kazandı. Hemde kalbi büyük, kalemi güçlü büyük bir yazar kazandı. Hayırlı olsun.

Avatar
Sabahattin Esen 8 yıl önce

Öncelikler SLm Barıs abi her zamanki gibi yazdığın yazılar süper tebrik ediyorum yani tek kelime ile şahanesin hayatında basarılar diliyorum umarım her zaman böyle yazılar yazarsın yazacağındanda eminim tekrar tebrikler

Avatar
Selman Batur 8 yıl önce

İyi günler Barıs Beyin değindiği konu çok güzel tebrik ediyorum kendisini ve basarılarının devamını diliyorum

Avatar
Tevfik Erensayın 8 yıl önce

SLmlar öncelikle yazıdığınız yazıyı okudum beğendim dikkatimi çekti yorum yazmak istedim süpersiniz basarılarınızın devamı gelir inş.. Barıs Bey baska bi yazıda görüşmek üzere

Avatar
Ali Turhan 8 yıl önce

Sosyal bir yara olan bir konuya değinmişsiniz.Siirt ilimize dernek gerçekten gerekli umuyor ve diliyorumki bir dernek açılır

Avatar
yusuf zeybekoğlu 8 yıl önce

barış bey yazınızı okudum gerçekten çok süper olmuş yayın hayatınızda başarılar diler devamını bekler sizin gibi siirt lisesinin bir barış abisi varsa ne mutlu o liseye sizin gibi şahsiyetli bir insanın orda görev yapması abi gerçekten süper insansın...

Avatar
zana yıldırım 8 yıl önce

abi yazını okudum gerçektende bu hayattan çok güzel bir örnek vermişsin..evet abi sana katılıyorum siirtte de bir dernek açılmalı..

banner359

banner362