Allah’ın adıyla başlanan kelamda hayır vardır. Bismillah her hayrın başıdır diyor Üstad-ı Bediüzzaman. Ben de Bismillah diyorum ki kelamım Bismillah ile güzelleşsin. Bu günlerde sıkça sorulan, üzerinde konuşulan, halk arasında da bazen konuşulan ve geçen gün bir ortamda bu konuyla ilgili soru yağmuruna tutulduğum konu mut’a nikahı. Ben de daha mukaddimede diyorum ki mut’a nikahı modası modern zinanın ta kendisidir. Bizim gençlerimizden bir sürü cahiller, dinin kisvesi altında fuhuşun modern çeşidi olan mut’a nikahının helal olduğunu ve mut’a nikahının sadece Hz.Ömer (r.a) tarafından yasaklandığını ileri sürmektedirler.
Rahmetli Allame, üstad İsmail Çetin diyor ki: Dini ğayret ve salabetimizden tahammülsüz bir hale düştüğümden, bunun Hz.Ömer (r.a) tarafından değil, bizzat Hz. Mustafa (s.a.v) tarafından yasaklandığını ve mutanın nikah olmadığını yazmaya; bir vecibe-i islamiyyeyi bildirmeye mecbur oldum. ”Vele tekrebuz zina innehu kane fahişeten vesae sebile” yani: ”zinaya yaklaşmayın. Çünkü o gerçekte bir hayasızlıktır. Kötü bir yoldur. (1) Zinayı irtikab etmek şöyle dursun; gerek ona niyet etmek, gerekse başlangıç olabilecek sebeplere yapışmak suretiyle yaklaşmayın da…(2) anlamı çıkarılır.
İmam Malik, Buhari, Müslim ve daha bir çok hadis imamlarının tahric ettikleri hadis-i şerif aynen şöyledir: Yahya bin Yahya, Malik’ten o da ibni şihab’dan, o da Muhammed bin Ali bin ebi Talib’in oğulları olan Abdullah ve Hasen’den; o ikisi de babalarından yani Muhammad’den o da babası Ali bin ebi Talib’den (r.a) dan bize söyledi; Ali radıyallahu anhu dedi ki: “Gerçekte Resulullah(s.a.v) Hayber gününde, kadınların mut’asını yasakladı. Ehlî eşeğin etinin yenmesini nehyetti.” Bazı hadislerde “Hayber günü” yerinde “Fetih gününde” diye varid olmuştur.
İmam Malik bu hadisi senediyle kitab-un –nikah bâb-u nikâh-il-müt’ati c.2 s.542 h.n.441=1123’te, Buhâri kitâb-ul meğazi bâb-u Ğazvet-i Haybere h.n.4216 yahud Kirmânî’nin tertîbi üzere h.n.224 =3940’ta, Müslim kitâb-un-nikah bâb-u nikâh-il-mut’ati… h.n.29 = 1407’de tahric etmişlerdir.
Ebü Dâvud’dan başka Kütüb-ü Sitte’nin beşi bu hadisi tahric etmiştir.(3)
İmam Beğavî Şerh-us-Sünne c.9 s.99 h.n.2292’de, Abdurrezzâk el-Musannef c-7 s.501 h.n.14032’de tahric etmişlerdir. Yine Abdurrezak aynı eserde 14034 no’lu şu hadisi tahric etmiştir. “Gerçekte Resulullah sallalahu aleyhi vesellem, kadınlarla mut’ayı haram kılmıştır.” Bu hadisi ayrıca Beyhaki de tahric etmiştir. (4) Bütün bunlar gösteriyor ki mut'a nikahı bizzat Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem tarafından yasaklanmıştır. Kendilerine nehiy ulaşmayan Ashabdan bazıları, mut’anın neshini bilmedikleri için yapmışlardır. Hazreti Ömer radıyallahu anhu, bu işi yapanların hakkında haddin tatbik edileceğini va’detmiştir.
Nitekim İmam Beğavî Şerh-us-Sünne 2292 no’lu hadisinin şerhinde: “Bu hadîsin sıhhati üzerine ittifak edilmiştir… Aynı zamanda ulema, muta nikahının haramlığı üzerine de ittifak ettiler. Ve gerçekte Müslümanlar arasında bu, icmai ümmet gibidir.” demiştir.(5)
Ahmet bin Hanbel’in hadisinde “Fetih günü” geçiyor. (6) Aynî diyor ki: “Resulullah (s.a.v ),iki sefer helal iki sefer haram kılmıştır.Artık kıyamete kadar mut’a nikahı Peygamber (s.a.v) tarafından haram kılınmıştır.” Davudoğlu da, Aynî’nin ibaresinin hemen hemen hepsini, Müslüm’in şerhi c.7 h.n.1407 s.223 -225’te tercüme etmiştir. Anlaşıldı ki mut’a nın haramlığı hakkında ehli sünnet arasında ihtilaf yoktur. Ve şîa’dan başka ona cevaz veren olmamıştır. Şimdi Şianın akımına düşenler, bu fuhşu din namına modern bir şekilde yapmak istemektedirler. Diyorlar ki: … “O halde onlardan hangisi ile faidelendiyseniz,ücretini takdir edildiği vechile verin …”(7) Mealindeki ayet-i kerimede …” onlardan hangisi ile faidelendiyseniz ve ücretini takdir edildiği vechile verin.” Buyrulmuştur. Faidelenmek mut’adır. Aksi takdirde “ücret” yerinde “mehir” denilecekti. Nihayet Amr Bin Hureys’in hadisesi zamanında Ömer (R.a.) Mut’ayı kaldırmıştır. İbni Abbas da buna fetva vermiştir.(8)
Şevkâni diyor ki: “Mekkenin fethinde Peygamber (s.a.v) , haccet-ul- veda hutbesinde mut’ayı kaldırmıştır.” Hattabî den naklen de diyor ki: Mut’anın yasaklığı üzerinde icma-i ümmet olmuştur.ancak Şiadan bazıları mut’aya cevaz verdiler. Beyhaki, Cafer bin Muhammed den naklen diyor ki: Müşarun ileyh mut’adan sorulunca: “O, zinanında ta kendisidir demiştir.” Yine şevkani, İbnu dakik-il-id den naklen diyor ki: “Hanefilerden bazılarının, Maliki mezhebinde mut’anın cevazına dair naklettikleri söz yanlıştır. Çünkü Malikiler mut’a nikahına şiddetle karşı çıkmışlar ve bu sebeple muvakkat nikahında helal olmadığını söylemişlerdir.(9)
Şia dan bazılarının En-Nisa suresinin 24. ayetinden aldıkları delil dört cihetle çürük ve batıldır: 1)”… O halde onlardan hangisi ile faidelendiyseniz…” mealindeki ayeti kerimede faidelenmek’ten maksat nikaha dayalı olan faidelenmektir. Tabi ki nikahın şartı da müebbet olmasıdır. Aksi takdirde zinanın müşruiyetine daha doğrusu modernleşmesine ve modalığına fetva verilmiş olur. 2) Aynı ayetin başında , şer’an ma’ruf ve muayyen olan nikahtan bahsedilmiştir. Ayetin ortasında “faidelenmeyi” ma’ruf olan nikahtan başkası zannetmek , Kur’an-ı Hakim’in hükmünü değiştirmekten ibaret olur.[10] 3)Ayeti kerimede “mehir”, “ücretle” ifade edilmiştir. Binaenaleyh”… ücretini takdir edildiği…” sözünden murad,nikah mukabilinde tayin edilen mehirdir; Oynaşma,flört ve modernleşmiş zinanın ücreti değildir. Nitekim En- Nisa 25, yine El-Maide 5,El-Ahzab 50,El-Mümtehine 10. ayetlerinde nikahta verilecek olan “mehir”, ”ücret” kelimesiyle isimlendirilmiştir. Binaenaleyh mut’anın ücreti kasdedilmemiştir.Bu takdirde,En-Nisa Suresinin 24.ayetindeki “ma” harfi,şart manasındadır.Yani meşru nikahla tayin edilen mehrin,zifafa girmeden evvel,zifafa girmek murad edildiği zaman verilmesi emredilmiştir.Çünkü bu şekilde veriş,iki eşin arasındaki sevgiyi arttırır.(11)
4) Peygamber (s.a.v ) bazı ğazvelerinde zarurete mebni mut’aya cevaz verdiyse de bilahare yani veda haccında ona kaldırdı.Nitekim hadis-i şerifte “Ey insanlar gerçekte ben kadınlardan faidelenmekte size izin vermiştim. Gerçekte Allah Teala kıyamet gününe kadar bunu haram kılmıştır.kimin yanında kadınlardan bir şey olursa,peşi bırakılsın. Önceden onlara verdiğiniz bir şeyi almayınız.” buyurmuştur. Bu hadisi Müslim “kitab-un-nikah bab-u nikah-il-mut’ati ve beyani ennehu ubiha sümme nusiha…” başlığı altında 21=1426 nolu hadiste tahric etmiştir. İmam Ahmed bin Hanbel de bu hadisi tahric etmiştir. [12] Bu hadis dahi sahihtir. Artık bununla berbaber mut’a nikahının haramlığını Hz Ömer (R.a)’ya isnad etmek korkunç bir hatadır. Mut’a nikahı; Kuran ,sünnet , icma ve akıl ile haram kılınmıştır. El-Mü’minun Suresinin 5 ve 6. ayetleriyle, mut’a ve muvakkat nikah gibi zinanın her çeşidi haram kılınmıştır. İmanlı bir kimse bu işi işleyemez.
Amma hadiste ise; yukarıdaki hadislerden başka, neshe ve mutanın haramlığına dair yüz kadar hadis vardır. Amma icma ise; İmamiyyeden başka ümmetin ittifakıyla; Kadı İyaz’ın da dediği gibi, Rafızi müstesna diğer alimlerin icmaı ile mut’a haram kılınmıştır.(13) Yukarıda Hattabi ve Beğavi’nin de, ”Bu hususta icmaın vuku bulduğu “ ibaresini nakletmiştir. Amma aklen ise ;birçok faideli maksadlar ve hayat-ı ictimaiye’nin dengesini korumak için,müebbed olan nikah meşru kılınmıştır.Tabi ki bunda neslin korunması,iki eş arasında Tayyibe hayatın olması ve namusun korunması vardır.Amma mut’ada ve muvakkat nikahta, cinsel arzuların yerine getirilmesinden başka hiçbir gaye yoktur.(14) Müslümanların Mut’aya karşı çıkmaları ve bu işi kaldırılması için ğayrete gelmeleri zamanımızda en elzem vazifedir. Serseri insanlar,genelevini meşru gördükleri gibi mut’a ve muvakkat nikahı da meşru görürler.İslam dininde zinanın her çeşidi ve her sureti haram kılınmıştır. Acaba Şia akımına girip,onların sapık fikirlerini yaymak bir maharet midir? Ey Müslüman gençler! Varlığınız; namusu korumak ve zinayı kaldırmak fuhşa karşı çıkmak içindir.Eğer Şianın modern fuhuş işlemesine ortak olursanız, Allah korusun memleketinizi, mukaddesatınızı çiğnemiş olursunuz.(15)
Bütün bunlardan anlıyoruz ki mut’a nikahı İslami ahlaka,takvaya,namus’a,şeref’e,haysiyete ve insanlığa ters bir durumdur. Aklı selim bir insan Allah'tan utanır. Allah c.c bizi hak yoldan ayırmasın.Amin
Selam ve dua ile…
KAYNAKÇA:
1)İsra Suresi-6
2)H.Basri Çantay
3)Buhari,Müslim,Tirmizi,Nesai,İbn-i Macce
4)Sünen-ül-Kübra c.7 s.201
5)Umdetul-ul-Kari c.8 s.310-312 ve el-Benaye c.4 s.100
6)El-Müsned c.3 s.404 h.n 15315
7)En-Nisa-24
8)El-Fıkhul İslami c.7 s.65
9)Nehl-ul-Evtar c.6 s.271
10)Alusi Ruhul-Meani c.2 s.70,71- Kurtubi el-Camiu li Ahkamil-Kur’an c.5 s.130
11) Kurtubi el-Camiu li Ahkamil-Kur’an c.5 s.130-Cessas Ahkamul Kur’an c.2 s.187
12)El-Müsned c.3 s.406 h.n.15329
13)Nehi-ul-Evtar c.6 s.271-Fethul-Kadir c.2 s.384
14)Fahreddin Er-Razi Tefsir-i Kebir c.3 s.201
15)İsmail Çetin İnançlı Gençlik Şuuru s.62-70 arası.
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir, teşekkür ederiz.
YorumlarToplam 2 yorum mevcut
mnurullah @muhdi 4 ay önce yorumlandı
ağzına diline sağlık sayın kardeşim.
muhdi 4 ay önce yorumlandı
ehli sünnete bağliliğin en sağlam olduğu ülke azda olsa türkiyedir.burayada şianın batıl fikirlerini sokmak istiyotlar.bazılarıda saf saf bunu destekliyorlar tabiki heva ve heveslerinin esiri olrak.nefisleride bunu isteyince samanlık seyran yazık çok yazık.ehli sünnetin o pak saf inancı varken.selamlar