Hekimoğlu Gıda'dan Gururlandıran Girişim
Siirt'te Bulunan Benhur'a Yoğun İlgi!
Siirtspor, Play Off'a Veda Etti
Siirt Ürünleri TRT'de Yeterince Tanıtılamadı!
Kendinizi tanıtır mısınız?
Ben Necdet Sevgi 1968 Siirt Akyamaç köyü doğumluyum. İlkokulu köyde okudum. Sonra ortaokulu Siirt Merkez ortaokulunda, liseyi Siirt Lisesi’nde okudum. 1982’de liseden mezun oldum. İlk yılında Yıldız Teknik Üniversitesine girdim. O sene Siirt’te üniversiteyi kazananlar içinde 3. Sıradaydım. Üniversiteyi bitirdikten sonra birkaç yerde Elektrik Mühendisi olarak görev yaptım. Daha sonra devletin açmış olduğu memur sınavında elektrik mühendisleri içerisinde birincilikle kazanarak köy hizmetlerine girdim. Kura sonucu ilk hizmet yerim Hakkari’de 3 sene Hakkari Köy Hizmetleri Müdürlüğü’nde Elektrik Mühendisi olarak görev yaptım. 3 senelik doğu hizmetini tamamladıktan sonra kurum tarafından Bursa Köy Hizmetleri Bölge Müdürlüğü’ne atandım. 2001’de "Erdemliler Hareketi" başlayınca dostlar tarafından benim de Erdemliler Hareketi listesinde ismimin olduğunu öğrendim. Bildiğiniz gibi Erdemliler Hareketi AK Partiyi oluşturan hareketti. Orada ismim Köy Hizmetleri Bölge Müdürlüğü’nden Elektrik Mühendisi Necdet Sevgi diye listede yer almıştı. Memur olduğum için AK Partinin kuruluşunda görev alamadım. Ancak o dönem başka bir iktidar olduğu için, sırf benim ismim orada bulunduğu için beni Sivas’a tayin ettiler. Çocuklarımın eğitimi devam ettiği için Sivas’a gitmeyip Bursa’da Vakıflar Bölge Müdürlüğüne geçiş yaptım ve 2001’den beri Vakıflar Bursa Bölge Müdürlüğünde çalışıyorum. Memleketimle hiçbir zaman irtibatımı koparmadım. Çünkü benim binlerce akraba ve muhibbim Siirt'te yaşıyor.
Aktif siyaseti düşünüyor musunuz?
İnsan ne yaparsa yapsın neticede yolu siyaset ile kesişiyor. İşte mesela benim tayinimi çıkartan siyasi kadrodur. Yani esnaf için de siyaset aynı şekilde önem arz ediyor. Memur için de aynı şekilde önem arz ediyor. Ticaret işi yapan için de aynı şekilde önem arz ediyor. Dolayısıyla demokrasiyle idare edildiği için siyaset, ülkenin vazgeçilmez bir unsurudur. Bu sebeple her insanın bir şekilde siyasetle iştigal etmesi gerekiyor. Çoğu defa da mesela siyasetçiden şikayet ediyoruz. Siyasetçinin kalitesinden şikayet ediyoruz. Sayın başbakanımızın da bir yerde bahsettiği gibi "bekara karı boşamak kolay", ama bir yükün altına girdikten sonra, bunu yaşadıktan sonra, zorluğunu gördükten sonra ben durumun farklı olacağını ve bu konuda bu işi yapabileceklerin bir şekilde siyasetle yollarının kesişmesi gerektiğine inanıyorum. Yani görev ne olursa olsun bir şekilde mademki ülke bu yolla idare ediliyor, bu şekilde herkesin ülkenin idaresinde söz sahibi olma hususunda bir arzusunun, bir isteğinin olabileceğini düşünüyorum. Herkes tabi bunu yapamayabilir ama yapabilecekler için bu yolun denenmesinde fayda var diye düşünüyorum.
Necdet Sevgi’ye göre lider bir siyasetçi nasıl olmalıdır?
Lider bir siyasetçi sevk ve idareyi iyi yapmalı, beraber çalıştığı kişileri rencide edici tavır ve davranışlardan kaçınmalıdır. Lider siyasetçi hataları, kusurları yüze vurmadan topluluk içinde tespit ettiği hata ve kusurları topluluğun geneline anlatarak o hatayı yapanların yüzüne vurmadan o hataları yapanları bir şekilde engellemeli, o hataya yeltenenleri de bu şekilde engellemeli, o hatayı yapıp da lider tarafından görülmemiş kişilerin de o hatadan dönmesini sağlamalıdır. Çünkü lider hatayı yapanın direkt yüzüne hatasını vurduğu takdirde arada perdeler yırtılacağı için bir daha o liderin o kişiyle birlikte hareket etmesi zorlaşabilir. Dolayısıyla lider görev verdiği kişinin görevine müdahale etmeden o kişinin kabiliyetlerini göstermesine yardımcı olmalıdır. Lider başında bulunduğu toplumun kapasitesinden, potansiyelinden, istidadından yeterince istifade etmelidir. Lider her kişiye ona uygun, imtizacına uygun, fıtratına uygun, bilgisine uygun görevlendirme yapmalı, kişiyi, verdiği görevin altında ezmemelidir. Ama lider bazen az da olsa kişiye gücünün üstünde görevler vermek suretiyle o kişinin kendisini geliştirmesini de sağlamalıdır. Lider başında bulunduğu topluma hedef göstermelidir. Hedef, yürüyen insanları ne bıktıracak kadar uzak ve zor, ne de gevşetecek kadar kolay olmalıdır. Lider başında bulunduğu topluluğu her zaman diri, her zaman atak, her zaman gayretli tutabilmelidir. Bazen kendimize veya başkasına altından kalkamayacağı yükler yüklüyoruz. Yâda her şeyi boş veriyoruz. İşi tamamen akışına bırakıyoruz. Hâlbuki insana düşen gücüne göre sürekli tedrici bir gayrettir. Kendisine düşen görevi elinden geldiğince yapmaktır. Fedakârlık liderin olmazsa olmaz vasfıdır. Lider karar vermeden önce herkesin görüşünü almalı, bu görüşleri sorgulamalı, kendi görüşü de dahil görüşler arası farklılıkları irdelemeli ve ondan sonra bir karara varmalıdır. Bir karara vardıktan ve bunu açıkladıktan sonra, karardan mümkün olduğunca geri dönmemelidir. Lider yapmak istediğini iyice anlatmalı, anlaşılmadık bir şey bırakmamalıdır. Lider her görüşün huzurunda rahat bir şekilde ifade edilebilir bir hoşgörüye sahip olmalıdır. Başında bulunduğu topluluğun sevinciyle sevinmeli, üzüntüsüyle üzülmelidir.
Ülkemizdeki siyaset anlayışından memnun musunuz? Necdet Sevgi’nin siyaset anlayışı nasıldır?
Ülkemizde siyaseti doğru paradigmalarla yürütenler mevcuttur. Ancak ben bunun yeterli seviyede olduğuna inanmıyorum. Çünkü siyasette kendini anlatma esas olmalıdır, kişi kendini anlatmalıdır. Siyaset başkasını tenkit üzerine kurulmamalıdır. Siyasetçi sadece yapacağı, yapmak istediklerini ve yapmayı tasarladığı şeyleri anlatmalı, yapabileceklerini anlatmalıdır. Başkasının yanlışıyla çok fazla ilgilenmemelidir. Ama toplumun zararına, toplum düzenini bozan şeylere müdahale etmelidir. Necdet Sevgi’nin siyaset şekli böyle olacaktır. Bazen bin gayret ile aramızdan sıyrılıp, deniz seviyesinin az üstüne çıkmış bizden birini gördüğümüzde de, bunu örnek alıp gayretimizi arttıracağımıza, paçasından tutup çekiştirerek seviyemize indirmeye çalışıyoruz. Necdet Sevgi bu sanatı kesinlikle yukarı çıkmışın seviyesine çıkma gayretine dönüştürecektir. Mesela örnek verecek olursak, bir insan toplumda belli bir seviyeye maddi olarak gelmiş olabilir. Siyasi olarak belli bir mevkiye gelmiş olabilir. Bürokratik olarak belli bir mekana çıkmış olabilir. Buna gıptayla bakıp, bunun gibi olmaya çalışmak doğru hareket şeklidir. Ama bunu kıskanıp, paçasından tutup yapmadığı hataları, yapmadığı kusurları yapmış gibi gösterip, kendi seviyesine indirmek toplumun seviyesini yükseltmeyen bir harekettir. Bu tip hareketler sadece toplumun seviyesini düşürmeye yarayan hareketlerdir. Herkes daha iyi olanı kendi seviyesine indirmeye çalışmamalıdır. Necdet Sevgi’nin siyasi anlayışı ve aslında yaşam anlayışı yıllar boyunca bu çizgi üzerinde devam etmiş ve bundan sonra da devam etmek için bütün cehdini ve gayretini gösterecektir.
Necdet Sevgi milletvekili seçilirse halkla nasıl iletişim içinde olacaktır?
Necdet Sevgi’yi bilenler biliyor. Hiçbir zaman halktan kopmadı şimdiye kadar, hep halkla birlikte oldu. Herkesin seviyesine indi. Zaten bana göre insan olmanın en önemli vasfı budur. Her seviyedeki insanla oturup kalkmasını ve onunla diyalog kurmasını ve ondan istifade etmesini ve ona fayda vermesini öğrenmektir insanlık. Bu nokta da Necdet Sevgi’nin milletvekili olması bu tavrını bu çizgisini hiçbir şekilde değiştirmeyecektir. Aynı şekilde herkesle diyalogunu, irtibatını ve münasebetini devam ettirecek. Necdet Sevgi’nin milletvekili anlayışı şu olacaktır. Necdet Sevgi Siirt’in kurum ve kuruluşlarıyla diyalog içinde milletvekilliğini yürütecektir. Hatta milletvekilliği adaylığına müracaat edip gerçekten bu konuda laf olsun torba dolsun diye değil, milletvekilliği olma arzusunda ve bu düşünceyle adaylığa başvurmuş, herkesle diyalog kurarak onların fikir ve görüşlerine de önem verecektir. Çünkü ben inanıyorum ki milletvekili olmak isteyen herkesin içinde bir uhde vardır. Yapmak istediği bir şey vardır. Acaba o insan niye milletvekili olmak istiyor. Necdet Sevgi o insanın da görüşünü, fikrini alıp ona göre milletvekilliğini yapacaktır. Siirt’imizde hizmet veren kurum ve kuruluşlarımız vardır. Başta Sanayi ve Ticaret Odası olmak üzere diğer kamu kurum ve kuruluşlarımız ve sayın valimiz ve sayın kaymakamlarımızla Necdet Sevgi sürekli diyalog içinde toplantılar yapacak. Bunların görüş ve fikirlerini alacak ve bunların görüş ve fikirleri doğrultusunda Siirt’e hizmet etmeye gayret edecektir.
Siirt halkı Necdet Sevgi’ye niçin oy versin?
Ben bu topluluk içerisinde yetişmiş bir insanım. Burada binlerce insan beni tanıyor ve benimle bir şekilde münasebeti
olmuş. Ben bu yörenin insanlarının sıkıntılarını biliyorum. Bu yörenin sıkıntılarının büyük çoğunluğu insan endekslidir. İnsanımıza yeterli hizmet verilmemiştir. İnsanımız suni gündemlerle birbirine düşman edilmiştir. Yöremizde yaşayan farklı etniğe sahip insanlar birbirine düşman haline getirilmiştir. Necdet Sevgi bunların farkında olan bir insandır. Necdet Sevgi Kürtçe konuşan insanların sıkıntılarını bilir. Necdet Sevgi Arapça konuşan insanların sıkıntılarını bilir. Necdet Sevgi Türkçe konuşan insanların sıkıntılarını bilir. Necdet Sevgi bunların arasında oluşturulan ihtilafların nerden kaynaklandığını, kökenini bilir ve bunlara eğilecektir. Necdet Sevgi bilhassa eğitim konusunda Siirtli gençlerin önünün açılması için elinden geleni yapacak. Daha iyi okullarda okumaları için, eğitimlerin daha iyi şartlarda sağlanması için elinden geleni yapacak. Necdet Sevgi köylüye ve köye yapılması gereken hizmetleri biliyor ve bunu nasıl gerçekleştireceğini biliyor. Necdet Sevgi sanayicinin sıkıntısını biliyor, bunların nasıl çözüleceğini biliyor. Kiminle diyalogla bunları çözeceğini bildiği için, Siirt halkının beni milletvekili seçtiği takdirde Siirt halkına bu konuda gerekli bütün desteği sağlayacağımı, Siirt halkının daha müreffeh, daha barış içinde, daha başarılı ve daha iyi durumda yaşamasını temin için elimden geleni yapacağım. Bunun için Siirt halkı beni seçmelidir. Kendisine hizmet etmek için beni seçmelidir. Sözün özü Necdet Sevgi efendiliği halkına bırakacak, onlara hizmetkarlığı kendine seçecektir. Milleti asıl bilecek, kendisinin vekil olduğunu unutmayacak. Asıl ile vekil arasındaki farkı bilecek, vekil olarak kendisini asılın amiri, büyüğü olarak görmeyecek. Büyüğü her zaman asıl ve efendi olarak her zaman halkı görecek.
Sayın Sevgi, Siirt’in temel sorunları nelerdir? Necdet Sevgi olarak bu sorunlara nasıl çözüm getireceksiniz?
Siirt’in temel sorunlarına baktığımız zaman aslında bütün Türkiye’nin temel sorunu üretimdir. Ekonominin belkemiği üretimdir. Bir ülkede, bir şehirde eğer paradan, para kazanan kuruluşlar en çok kar eden kuruluşlar olduysa o ülkenin geleceği sıkıntıda demektir. Bu tip kuruluşların kazançları reel sektör açısından önem arz eden kazançlar değildir. Asıl kazancın asıl birikimin üretimden gelmesi gerekir ve ekonominin bel kemiği üretimdir. Hatta bir il eğer daha iyi konuma gelmek istiyorsa ürettiğini komşu illere hatta başka ülkelere satmanın yoluna bakmalıdır, artık iletişim çağında, bilgisayar çağında bunların sağlanmasının gerekli olduğuna inanıyorum ve artık ülkeler arası diyalog, ülkeler arası ticaretin, ülkeler arası işbirliğinin artık kolay, işte bütün dünyanın global bir köy olduğu şöyle bir ortamda herkesin üretime yönelmesi gerektiğine inanıyorum ve bu konuda elimden gelen katkıyı yapacağım. Aynı zamanda Siirt tarım ve hayvancılığın önem arz ettiği ender illerimizden biridir. Tarım ve hayvancılığın mutlaka geliştirilmesi, modern teknik ve araçların tarımda hızlı bir şekilde kullanılması gerektiğine inanıyorum. Tabi bu konuda şehrimizde bulunan Tarım İl Müdürlüğüyle diyalog içerisinde köylere kadar tarım ve hayvancılıkla ilgili eğitimleri verebilmeli, daha kapsamlı bir şekilde bütün köyleri kapsayacak şekilde bir an önce başlatılması, belki ilk 6 ay içinde bütün köylere eğitim faaliyeti başlatılacaktır. Tarım İl Müdürlüğümüzün bu konuda Ziraat Mühendisine ihtiyacı varsa Ziraat Mühendisi, Veterinere ihtiyaç varsa Veteriner temin edip, ödeneğe ihtiyacı varsa ödenek temin edip ama köylümüzü modern teknik ve modern araçlarla donatmaya çalışacağım. Bir diğer sorun ulaşım sorunudur. Hala Siirt’e gelmesi gereken tren Kurtalan’dadır. Bu ilk yapıldığı zaman projesi incelendiği zaman trenin Siirt’e kadar projesinin mevcut olduğu bilinmektedir. Belli dönemlerde bu gündeme geldiği halde bir türlü trenin Siirt’e gelememesini anlamakta zorlandığımı ifade ediyorum. Ulaşımda ben treni yolcu taşımacılığından ziyade, kargo taşımacılığı için düşünüyorum. Artık günümüzün şartlarında uçak taşımacılığının ülkenin her yerinde olduğu gibi Siirt’te de belli zamanlarda sadece Ankara-Siirt arası değil, İstanbul-Siirt, İzmir-Siirt, Adana-Siirt... arası da uçak seferlerinin olması gerektiğine inanıyorum. Tabi bu mevzu biraz da yolcu endeksli bir mevzudur. Yani siz ne yaparsanız yapın yeterli yolcu bulunmadığı takdirde bu seferlerin imkansızlığı ortada ama bu hizmetin geliştirilmesi, eğer uçak bedeli düşürülebilirse bu noktada havayoluyla seyahatin arttırılabilmesi gerektiğine inanıyorum. Tren ve hava yolu dışındaki kara yolu açısından da Siirt’in çok fakir olduğunu düşünüyorum. Türkiyenin bir sınır şehri olmadığı halde adeta gelen bütün yollar Siirt’in içinde bitmektedir. Eğer bir şehirde, şehirden öbür şehre yol geçmiyorsa ticaretin gelişmesi mümkün değildir. Bir şehir ancak içinden geçen yollar sayesinde gelişebilir. Bu noktada Siirt-Eruh-Şırnak ve Silopi dolayısıyla sınır kapısına giden yolun acilen çevre yolu haline getirilip geliştirilmesi, otoban haline getirilmesi gerektiğine aynı şekilde birkaç yıldır programda olduğu halde bitirilmemiş Siirt-Van-Tebriz yolunun bir an önce bitirilmesi gerektiğine inanıyorum. Ancak bu şekilde Siirt’in ticareti, sanayisi, üretiminin gelişeceğine inanıyorum. Siirt gerçekten Türkiye’de bir sınır şehri olmamasına rağmen adeta bir sınır şehri muamelesi görmekte ve bütün gelen yollar Siirt’te bitmektedir. Bu Siirt için büyük bir dezavantaj olduğunu düşünüyorum. Bir Bitlis bile Van-Ağrı yolu içinden geçtiği halde Siirt’te böyle bir imkan bulunmamaktadır.
Sayın Sevgi, Siirt’te Kürt sorunu olduğuna inanıyor musunuz?
Ben Kürt sorununun bu yörenin insanının sorunu olduğuna inanmıyorum. Ben Kürt sorununun zorlama bir sorun olduğunu, elitlerin bu yörenin insanları üzerinde rant devşirmeyi düşünenlerin oluşturdukları suni bir sorun olduğuna inanıyorum. Halkın böyle bir sorunu yok ama bu elitlerin kendi yanlarına bir şekilde çektikleri insanlarla oluşturdukları bir sorundur. Şimdi bu elitler kendi iktidarlarını bir dönem devam ettirmek için belli argumanları kullanmışlar. Bu argumanlardan biri de Kürt sorunu olarak önümüze çıkıyor. 12 Eylül’den önce sağ-sol kavgasını yaptıranlar ve bu kavgayı yaptırırken aynı silahla sabah sağcıyı, akşam solcuyu öldürtenler aynı şekilde Çorum’da, Maraş’ta, Sivas’ta Sünni ve Aleviler arasında iç kargaşa çıkartanlar, laik-dinci kavgasını başlatanlar aynı şekilde Kürt-Türk diye bir sorun oluşturmaya çalıştılar. Bunu belli bir noktaya kadar zorlama bir şekilde taşımaya çalıştılar. Ben halkın arasında %80-90 seviyesinde böyle bir sorunun, Türk’ün Kürt’le bir sorunu olduğuna inanmıyorum. Ülkenin yönetimini istedikleri gibi istedikleri zaman ele geçirmek, isteyenlerin zilinin çalması için kurulmuş saat gibi belli zamanda zili çalsın diye ve arzu ettiklerine kavuşsun diye kurdukları bir saatten başka bir şey değildir. Özal bu saati geriye çevirmeye çalıştı, Özal’ı ortadan kaldırdıkları söyleniyor. Aynı şekilde bugün AK PARTİ iktidarı bu saati tekrar geri işletmeye çalışmaktadır ve buna büyük oranda da muvaffak olmaktadır. Bilhassa kardeşlik projesi işleme konulduktan sonra olayların artırılmaya çalışılması bu konuda birilerinin ne kadar bu sorunun bitmesini istemediğinin önemli bir işaretidir.
Sayın Sevgi siyaset içindeki en büyük avantajınız ne olacaktır?
Siyaset içindeki en büyük avantajım diyalogum olacaktır. Ben diyalogdan yanayım. Hiçbir zaman kavga, gürültüden yana değilim. Dostlar arasında karşılıklı müsamaha, farklı görüşler arasında da tahammül kültürünün gelişmesi gerektiğine inanıyorum. Ben herkesin fikrini hür iradesiyle açıklamasını, fikrin hiçbir zaman yasaklanmaması gerektiğini, ne derse desin bundan dolayı kişilerin muaheze edilmemesi gerektiğini, ancak kavgadan gürültüden bu fikirlerin uzak olması ve bu fikirlerin kavgayı, ölmeyi, öldürmeyi övmemesi ve bu konuya insanları sürüklememesi gerektiğine inanıyorum. Ben hiçbir sistem, hiçbir düşünce, hiçbir fikir için bir insanın kanının dökülmesinin gerekli olmadığına inanıyorum. Yani bir insanın ölümüne sebep olacak hiçbir bahaneyi ben bahaneden saymıyorum.
Siirt halkı yerli olarak kendilerini heyecanlandıracak aday istiyorlar. Atama yoluyla gelen vekil değil. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?
Şimdi bu yerli, ithal meselesi biraz rencide edici seviyeye ulaştı. Şimdi ben öncelikle atama adaylarından değilim. Beni burada isteyen halk beni burada milletvekili seçtirmeye çalışıyor. Ben herhangi bir tepeden birilerinin emriyle, isteğiyle buraya gelmiş değilim. Ben bunu ilan ediyorum. Ben burada olmadığım halde benim ismimi Başbakana biz bunu milletvekili istiyoruz diye 41 tane muhtarın verdiğini ben sonradan duydum. Şu anda bu muhtarların sayısı hızla ilerlemekte ve 100 muhtar sınırına yaklaşmaktadır. Muhtarlar birini atayabilirler mi? Muhtarlar hizmet için beni istiyorlar. Şimdi ben ülkenin değişik yerlerinde hizmet etmişim. Bursa gibi önemli bir şehirde hizmet etmişim. Hayvancılığı, tarımı en güzel şekilde yapan, sanayisi, tekstili, otomobil sanayisi en güzel gelişmiş bir yerde hizmet yapmış bir insanım. Kamu kurum ve kuruluşları en üst seviyede, en güzel şekilde hizmet eden bir ilden gelmekteyim. Bu ilde gördüğüm yenilikleri kendi halkıma layık görerek gelip o yenilikleri burada uygulamanın bu vatandaşlara ne zararı olacak. Siirt’ten çıkmamış bir insan bu yenilikleri görebilir mi? Siirt’ten çıkmayan bir insan Siirt’teki her şeye razı demektir. Baktığımız zaman aklımın erdiği kadar geçmiş dönemde 30 yıldır Siirt’te, Siirt’i hakkıyla temsil edecek bir milletvekilinin çıkmadığını görüyoruz. Bunlar hepsi Siirtliydi. 3 dönem öteye gittiğimiz zaman ismini hatırlayacağımız bir Siirt milletvekili mevcut değildir. Kürsüleri inleten, Siirt’i kürsülerde anlatan bir Siirt milletvekili mevcut değildir. Hatta diyebilirim ki 2 dönem seçilen bir Siirt milletvekili mevcut değildir. Acaba dışarıda edindiğini gelip kendi milletinin, halkının menfaati için, hizmeti için kullanan mı Siirt’e hizmet ediyor, yoksa Siirt’te en yüksek seviyede görev yaptığı halde haklı, haksız elde ettiği paraları götürüp başka şehirlerde yatırıma dönüştüren mi Siirtlidir. Ben Siirt halkından bu iki ayırımı iyi yapmasını istiyorum. Üstelik ben Siirt’ten hiçbir zaman kopmuş değilim. Siirt’te benim baba tarafım, anne tarafım ve eşim tarafından binlerce akrabam var ve ben yılda 3- 5 kere bu akrabaları ziyaret ediyorum. Bunların sorunlarını dinliyorum. Bunlara yardımcı oluyorum. Durumu, imkanı olmayanları, işsiz olanları götürüyorum, Bursa’da işe yerleştiriyorum. Bursa’daki Siirtlilere gerekli bütün hizmeti ve kolaylığı bir müessese edasıyla tek başıma sunuyorum. Yüzlerce Siirtliyi ben burada işe yerleştirmişim. Bursa’da oturan Siirtliler buna şahittir.
Sayın Sevgi, 10 yıl sonraki Türkiye’yi nasıl görüyorsunuz?
Ben 10 yıl sonraki Türkiye’yi çok müreffeh, çok parlak, çok yüksek seviyede bir ülke olarak görüyorum. Dünyanın ilk 10 ülkesi arasında hatta ilk 5 arasında bir ülke olarak ilan ediyorum. Ekonomisi gelişmiş, sosyal sorunları azalmış, bitmiş noktasına gelmiş, dünyada sözü, sazı dinlenen, stratejik konumu zaten malum ve sevenlerinin çok olduğu, çünkü baktığımız zaman Türkiye’nin eskiden düşman olan komşuları hepsi şimdi dost ve yakın ilişki içindedir. Acaba Türkiye 10 yıl sonra bu noktaya geldiği zaman bizim Siirt nerede olacak. Bizim Siirt bu Türkiye’ye ayak uydurabilecek mi, ikinci sınıf insanların yaşadığı bir il olmaya mı devam edecek. Aslında bütün sorun bu, yoksa Türkiye’nin önü açık ama Siirt’i biz bu yürüyen kulvar da Türkiye’nin gelişmişliğine paralel bir konuma getirebilecek miyiz, asıl mesele budur ve Siirtlilerin bunu düşünmesi gerekir. Geriye dönüp baktığın zaman Siirt’e gerçekten hakkıyla Siirt’i temsil eden bir milletvekiline rastlanmıyoruz maalesef.
Necdet Sevgi seçildi ve mazbatasını aldı, biz onu Siirt’te hep görecek miyiz?
Evet, tek kelimeyle evet, Necdet Sevgi mazbatasını aldığı günden itibaren meclis çalışmalarının dışında, meclis çalışmalarını
aksatmamak kaydıyla, meclis mutfağına gerekli katkıyı sağlamak kaydıyla, parti mutfağında kendisine düşen görevleri yerine getirmek kaydıyla hiçbir zaman Siirt’i ihmal etmeyecektir. Siirt ve Siirtlinin yanında olacaktır. Zira Necdet Sevgi, milletvekili olduktan sonra Ankara’da da dursa, Siirt’te de olsa Siirtlinin hizmetini yürütecektir. Çünkü Ankara’da durmasak Siirt’in istek ve ihtiyaçlarını da Ankara’ya aktarmaya imkan ve ihtimal yoktur.
Sayın Sevgi, partiniz sizi aday göstermezse partiye tavrınız ne olur?
Ben, aday gösterilsem de gösterilmesem de benim tavrım değişmez. AK Parti, ülkem için şehrim için olan politikalarını değiştirmedikçe ve insan endeksli hizmet anlayışını devam ettirdikçe aday olsam da, olmasam da bütün varlığımla bu partinin yanında yer almaya devam edeceğim. Ancak insan ister ki kendisi aday gösterilmediği takdirde kendisinden daha samimi, daha birikimli daha entelektüel olanlar aday gösterilsin ki parti, yapmak istediğini daha kolay ve daha iyi bir şekilde gerçekleştirsin.
Son olarak genel seçimlerle ilgili Siirt halkına neler söyleyeceksiniz?
Siirt halkına şunu söylemek istiyorum. Bu seçim Türkiye ve Siirt için önemli bir seçimdir. Zira bu seçimden sonra Anayasanın değiştirilmesi iktidar partisi tarafından planlanmaktadır. İlk icraat olarak Anayasa değiştirilecektir. Cumhurbaşkanı seçimi de bu dönem milletvekili seçilen değerli milletvekilleri tarafından seçilecektir. Milletvekilliğini ben şerefli bir görev olarak görüyorum. Eğer bu görev bana tevdi edildiği takdirde bu görevin üzerinde taşıdığı ağırlığı hissederek bu noktada hizmet etmeye Siirt halkına söz veriyorum. Röportaj içinde de belirttiğim gibi kesinlikle ve kesinlikle Siirtliler asıl olacak ben sadece vekil olacağım. Kesinlikle efendi olan Siirtliler olacak, ben sadece hizmetkarlığa talibim. Ben olmayan servetimi artırmak için uğraşmayacağım. Çünkü eğer bunu yapsaydım ben bir mühendis olarak da bu serveti artırabilirdim. Beni araştırsınlar, hiçbir şekilde 23 yıl boyunca hiçbir teftişe muhatap kalmamışım. 8 yıl boyunca mahkemelerde bilirkişilik yapıyorum. Benim bilirkişi olarak rapor verdiğim dosya sayısı bini geçmiştir. Hiçbir şaibeye karışmış değilim. 23 yıl boyunca hiçbir teftişlik olayına, soruşturma olayına karışmış değilim. Ben takdir edersiniz ki mühendislerin kontrollüğünde sıkıntı olabilecek, bazı imkanlar elde edilebilecek noktalar mevcuttur. Ben hiçbir zaman bu noktalara sapmamışım. Hiçbir zaman harama, hileye el uzatmamışım. Hiçbir zaman Siirtlinin, bu memleketin başını eğecek bir harekete imza atmamışım. Ben bu çizgimi milletvekilliğinde de devam ettireceğim. Ben milletvekilliğini belli bir makama gelmek için, belli bir maddi imkana ulaşmak için kesinlikle yapmıyorum. Bu noktada söz veriyorum. Nasıl milletvekili olduysam o şekilde de o makamı terk edeceğim. Sadece milletvekilliğini Siirt’e ve Siirtliye hizmet için, hizmet aracı olarak kullanacağıma sizin vasıtanızla bütün Siirt halkına söz veriyorum ve saygılarımı sunuyorum.
Dr. Ekrem Bilek ile Birçok Konu Üzerine Söyleşi
Sadak; “İktidar Projelerimizi Engelliyor“
Türk Eğitim Sen Siirt Şubesi'nden Çarpıcı...
Polis Gücü Teknik Direktörü Gazi Baş ile...
CHP İl Başkanı Muhdi Koyuncu ile Röportaj
Ömer Faruk Helvacıoğlu ile Birçok Konu Üzerine...
Milletvekili Aday Adayı Erkan İzgi ile Röportaj
Halime Akkoyun ile Siyaset Üzerine Röportaj
YorumlarToplam 63 yorum mevcut
ömer faruk 1 yıl önce yorumlandı
DEĞERLİ ARKADAŞLAR SADECE SEÇİMLERDE İNSAN İÇİNE GİRMİŞ SEÇİMLERDEN SONRA YENİLMİŞ YADA KAZANMIŞ ADAYLARIMIZ VAR VE BİR DAHA YÜZLERİNİ GÖRMEMİŞİZ İŞTE ONUN İÇİN İNSANLAR İÇİNDE İNSANLARDAN BİR İNSAN ALLAHIN İZNİYLE O HEP İÇİMİZDE KALACAK ÇÜNKÜ O HEP HALKIN İÇİNDEDİR İŞTE SİİRT HALKI ONUN İÇİN BİR IŞIK GÖRMÜŞTÜR HAYIRLI OLSUN ALLAH ONUN YAR VE YARDIMCISI OLSUN SEVGİ VE SAYGILARIMLA
Necdet SEVGİ 1 yıl önce yorumlandı
Bu vesile ile yayınlanmış röportaj ve yazılarıma ilgi duyan ve okuyup, yorum yapma nezaketi gösteren bütün hemşehri ve dostlara teşekkürü borç biliyorum.
Tabii ki en büyük teşekkür Ali Beye, açık görüşlülüğü ve cesaretinden dolayı ve bana bu fırsatı verdiği için.
"İnsanlar içinde insanlardan bir insan" Sözünü ben, Kendimi insanlar üstü veya insanlardan farklı görmediğimi belirtmek için kullandım. Yani ben şimdi de, Milletvekili olduğumda da kendimi insanlardan farklı veya üstün görmeyecek, insanların içinde onlarla birlikte ve onlardan biri olmaya devam ederek, sıkıntı ve sevinçlerine ortak olmaya devam edeceğimi belirtmek için kullandım.
Ayrıca, Ali ALTUNOĞLU kardeşimin benim röportaja gönderdiği yazının benimle ilgisini anlayamadım. İstanbul 1. Bölge aday adayının benimle ne ilgisi var, gitsin reklamını başka yerde yapsın. Bu yorumu yayınlayan site editörü Fecri Beye de teessüflerimi iletiyorum.
Sevgi ve Saygılarımla...
-------------------
F.B. Notu: İçerisinde küfür, hakaret ve kişiyi rencide edici sözler barındırmayan tüm yorumlar onaylanmaktadır. Yorumun hangi habere veya röportaja geldiği bizler için önemli değil, okuyucunun istediği yerde yorumunu görmek istemesidir. İlginize teşeşkürler...
ALİ KAYA 1 yıl önce yorumlandı
öncelikle sayın sevgi millevekillliği adylık dönemimnde başarılar dilerim ..yanlız kullandığınız sloganın ne anlama geldğini bir türlü bulamadım yani sadece siz insan olan grubun içindeki insan olanlardan bir insanmısınız yoksa sadece herkes gibi bir insanmısınız yani anlayamadık insan olmayanlarda var haklsınızda bukadr da belli ettrlmezki ozaman hayvan olanlardan size oy vermesini beklemeyin sözünüzün çok saçma olduğu düşüncesindeyiz ben ve benim gibi bir çok İNSAN arkadşımda öyle düşünüyo..en yakın zmanada bu sloganınzla ilgli açıklama istiyoruz ....insan olmayanlarında hakkı var bu seçimde sakın unutmayın....
Erol Altunoglu 1 yıl önce yorumlandı
AK Parti İstanbul 1. Bölge Milletvekili Aday Adayı
Nobel ve Tübitak Bilim Ödülleri sahibi
Prof Dr Ahmet Ruhi MERMUT
Prof. Dr. Ahmet Ruhi MERMUT kimdir?
...
Bitlis’te doğdu. İlk orta ve lise öğrenimini Bitlis’te tamamladıktan sonra 1961 yılında Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesine girdi. 1964 yılında kendi bölümünde Asistan oldu. 1968 yılında doktor, 1974 yılında doçent ve 1979 yılında da Profesör oldu. 1968-71 yılları arasında Hollanda’nın Wageningen kentinde araştırmacı olarak çalıştı. 1982 yılında Kanada Saskatchewan Üniversitesinde öğretim üyesi olarak 22 yıl çalıştı. Şubat 2004 yılında Harran Üniversitesi Ziraat Fakültesinde öğretim üyesi oldu.
2002 2010 yıları arasında Dünya Toprak Bilimi Kurumu Konsey üyesi ve I. bölüm başkanı oldu. Çalışma alanında dünyanın sayılı bilim adamları arasında yer aldı. Kanada da bulunduğu süre içinde hükümetin gelişmekte olan ülkelere yaptığı yardımlar çerçevesinde engin deneyimler elde etti.
2005 yılında Amerika Toprak İlmi Cemiyeti Uluslararası Toprak Bilimi Ödülü,
2005 yılında TÜBİTAK bilim ödülü,
2005 yılında Amerika Agronomi ödülü,
2004 yılında Amerika Toprak İlmi Cemiyeti Fellow ödülü,
1999 yılında Kanada Toprak Bilimleri Cemiyeti Fellow ödülü aldı.
2004-2007 yılları arasında Güney Kore Toprak Bilimleri Cemiyetine onur üyesi seçildi.
2002-2004 yıllarında Kanada Toprak Bilimleri Cemiyeti Başkanı oldu.
Bildigi yabancı diller: İngilizce (Ana dili gibi), Almanca (iyi), Hollandaca (iyi), Farsça (iyi), Portekizce (iyi), İspanyolca (orta), İtalyanca (orta), Arapça (düşük), Çince (düşük) ayrıca Tüm Orta Asya Türk Şiveleri.
150 den fazla uluslararası dergilerde bilimsel yayın 19 Kitap ve 400 den fazla uluslararası bilimsel toplantıya katıldı. MÜSİAD’ın isteği üzerine 5 yıllık bir çalışma sonucunda “TÜRKİYE’NİN TARIMSAL GÜCÜ ve GELECEĞİ” adlı raporu Aralık 2010 da yayınlandı. Raporun editörü ve 5 bölümün yazarı olarak görev aldı.
Kızıl Çin, Hindistan, Brezilya, İran ve Etiyopya’da dersler verdi, araştırmalar yaptı ve çoğu gelişmekte olan ülkelerden olmak üzere 25 den fazla sayıda bilim adamı yetiştirdi.
Projem Nedir?
Günümüzde Türkiye’nin ihracatının %30’u tarıma dayalı ticaret ve sanayilerce gerçekleştirilmektedir ve Türkiye’ye net döviz kazandıran, yani ticaret açığı verilmeyen sektörler sadece tarıma dayalı sanayi kategorisindedir. Bugün tarım alanında dünyanın en gelişmiş ülkesi olan ABD, aynı zamanda tarım alanında araştırma-geliştirme alanlarında en çok yatırım yapan ve teşvik veren ülke konumundadır. Tarım sektörünün en önemli özelliği dünyadaki tüm ülkeler için stratejik öneme sahip olan gıda güvenliğini sağlamış olmasıdır.
1) Bugüne kadar tarım Türkiye’de yeterince modern bir yatırım alanı olarak ele alınamamış ve sektörün piyasa ve girişimcilik ayakları bir türlü oluşturulamamıştır. Tarımın milli gelir içindeki payı ve kişi başına verim gibi faktörler, büyük bir nimetten gereğince yararlanılamadığını açıkça göstermektedir. Tarımsal potansiyelimiz bilimsel olarak analiz edildiğinde ve bitkisel ve hayvansal üretimle endüstri ve pazarlama hep birlikte ele alındığında tarımın katma değer olarak ekonomimize ve dolayısıyla kalkınmamızda çok büyük itici güç olacağı kesindir.
Her şeyden önce tarımda şu iki ilkenin benimsenmesi şarttır:
a) Tarımsal üretim politikası, esas olarak pazar eğilimleri, sanayici ve tüketici beklentileri ile ekolojik koşullar dikkate alınarak oluşturulmalıdır,
b) Türkiye’de tarımsal üretim düşük maliyetle ve yüksek verimle yapılmalıdır. Özellikle Avrupa Birliği’ne girme arzusu içerisinde olduğumuz bir dönemde bölgemiz, stabil olmayan bir bölge durumdadır. Türkiye’nin ekonomik olarak güçlenmesi Demokratik açılım ve bölge barışı için de son derece önemlidir. Tarımda yüksek bir potansiyel gücümüz var ve bu gücü de çok iyi kullanabilmeliyiz.
Bu ilkeler doğrultusunda “TÜRKİYE’NİN TARIMSAL GÜCÜ ve GELECEĞİ” adlı kitapta yer alan bulgular üzerine yaklaşık %30 nüfusu içinde barındıran ülkemiz tarımının sürdürülebilir bir üretim artışı ile yüksek tarımsal potansiyeline ulaşması projesi temel amacımdır.
2) Kaliteli ve sürdürülebilir gıda üretiminin sağlanması için Türkiye’de Uluslararası bir Tarımsal Araştırma ve Eğitim Merkezi’nin kurulması için mücadele başlattım. Bu araştırma merkezinde önemli çalışma kollarından birisi de gıda endüstrisi olmalıdır. Bu merkez:
gelişmekte olan ülkeler teknoloji transferinde katalitik bir rol üslenecek,
gıda güvenliği ve sağlığı ve,
Uluslararası teknoloji transferi, eğitim, araştırma ve geliştirme sağlayacaktır.
3) Gıda endüstrisi için gerekli bilgisayar yazılım alanında araştırma merkezlerinde
olanaklar geliştirilecektir,
4) Tarımsal makine endüstrisinin desteklendirilecek ve
5) Analiz ve laboratuar olanaklarının arttırılarak dünyada gerçek anlamda rekabet
sağlanacaktır.
Neden Milletvekili Olmak İstiyor ve Ne Kazandırabilirim?
AB üyelik sürecinde Türkiye’nin tarım sektörünü sadece “uyum” ve hatta “bir yükten kurtulma” perspektifinden değil, kalkınmanın motor güçlerinden biri durumuna getirme açısından aktif sorumluluk alarak ve Dünya Doğal Kaynakları (özellikle TOPRAK ve SU ve güvenli gıda üretimi) üzerinde elde ettiğim engin deneyimlerimi ülkemiz tarımının kalkınmasında kullanmak istiyorum. Tarımın ekonomik güç kazanmasında ve dolayısıyla ülkemiz kalkınmasında çok büyük bir itici güç ve önemi olduğuna inanıyorum.
Temenni ve Sonuç
Dünyadaki son gelişmeler karşısında Türkiye’nin etkin rol alması, bilgi transferi ve deneyimlerin aktarılması ve liderlik yapması bakımından ülkemizde bulunan yüksek tarımsal potansiyele ulaşılması için tam bir hassasiyet gösterilmesi inancını taşımaktayım.Devamını Gör
İhsan TOPCU 1 yıl önce yorumlandı
Necdet Beyi iş hayatından tanırım. Herşeyden önce vatanperver bir insan, ülkesinin menfaatini hiçbir menfaate değişmeyecek örnek bir kişilik ve herşeyden de önemlisi erdemli, mütevazi, kamil bir insan... Aday olduğunu duyduğumda ülkem adına çok sevindim. Siirt için ve Türkiye için bir şans. Seçilsede seçilmese de o bu ülkenin, milletin hizmetkarı...