Büyük bir şevkle ilk günlerini idrak ettiğimiz bu mübarek Ramazan ayı, kainatın her zerresini kucaklayan, beşeriyeti lekesiz bir inanca, eşsiz bir imana, zaman ve mekan hudutlarını yırtan gerçek bir hidayet ve kurtuluşa götüren çok şerefli bir aydır.

Ramazan Ayı müminler için mükafat ayıdır, nimetler ayıdır, hasenat ayıdır, huzur ayıdır…
Bu ay orucu, sahuru, iftarı, teravihi ile dolan camileri, dinlenen va’az ve mukabeleleri, verilen zekat ve fitreleri ile yoksulların-fakirlerin sevindirildiği bir bereket ayıdır, hidayet ayıdır. Bu ay öz ifade ile oruç ve Kur’an ayıdır.

Aziz okuyucular, kavuşmakla şereflendiğimiz bu ulvi Ramazan ayı hakkında verdiğimiz özet ifadelerle, bu ayın biz Müslümanlar için ne derece büyük bir nimet olduğunu anlatmaya çalıştık. Yalnız şunu kesinlikle bilelim ki kıymeti bilinmeyen nimetin değeri yoktur.


İşte bu nimetin kıymetini anlayıp, ondan hakkıyla istifade etmemiz için neler yapmalıyız, neleri öğrenmeli ve hayatımızda tatbik etmeliyiz diye kendi kendimize bir plan yapmalıyız.Öncelikle bu ayın mübarek gün ve gecelerinde nefsimizle baş başa kalarak, şimdiye kadar işlediğimiz günah ve kusurların manevi mesuliyetini düşünerek gönlümüzü Alla’a bağlayıp, ellerimizi onun geniş rahmetine açarak, yanan bir öz ve ağlayan bir gözle Rabbimize yalvarmalı, makbul olan nasuh tevbe ile tevbe etmeliyiz.

Dünya ve ahiretimizin Cennet olması, şahsen Müslüman olmamız gerektiği gibi, maddi ve manevi uzuvlarımız da Müslüman olmalıdır. Bu hususta ciddi bir gayretimiz olmalıdır.

Hasretle beklediğimiz mübarek Ramazan Ayına kavuşmanın heyecanını yaşadığımız bu günlerde, bilhassa şunu belirtmek istiyorum ki, mahlukatın en şereflisi olma vasfı ile şereflenen insan, Allah’u Taalaya Muhatab olma gibi bir payeyi kazanan insan ve yeryüzünün ‘halifesi’ olarak görevlendirilen insan, bu nimet ve şerefi kendisine veren yüce yaratıcı’ya inanmak, ona teslim olmak ve ona ‘kul’ olmak için bu dünyaya gönderilmiştir.

Kainat çarkı bu sır için dönmektedir…

Yüce yaratıcı ilahi dinleri, kitapları ve bunlardaki talimatları bu sırrın anlaşılması ve yaşanması için göndermiştir… İnsanın da en büyük ve önemli hedefi, bu sırrı kavramak ve kavradığı sırrı hayatına tatbik etmektir. Bu yüce sır Kur’an-ı Kerim’de şöyle ifadesini bulmuştur. “Ben insanları ve cinleri ancak bana ibadet etsinler diye yarattım” (Zariyat Suresi, ayet 56)

İbadet “abd” kulluk manasına gelmektedir. En büyük mesele bu “kulluk şuurunu” anlayabilmektedir… Kainat Sultanı şu mükemmel kainat sarayında saltanatını ilan ediyor. Bunu kavrayacak şekilde yaratılan ‘insan’ın görevi de, bu sultan’ı tanımak ve ona her şeyi ile tam teslim olmak, yani tam kul olmaktır.

Dolayısıyla Namaz, Oruç, teravih, hac ve zekat gibi bütün bu İslami ibadetler insanoğlunu Allah’a (c.c.) kulluk için alıştırmak ve onun şuurunu pekiştirmek içindir.

Ramazan’ı en iyi değerlendirmek bu “kulluk” şuurunu tam kavramaktan geçer. Harbe hazırlanan bir ordu çetin bir eğitimden geçmelidir. İşte Ramazan ayı nefis ve şeytan ordularına karşı “kulluk” savaşı veren insanın yapması gereken bir çetin eğitim zeminidir.

Allah cümlemizi bu eğitimde muvaffak eylesin.

Devam edecek...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner359

banner362