Hekimoğlu Gıda'dan Gururlandıran Girişim
Siirt'te Bulunan Benhur'a Yoğun İlgi!
Siirtspor, Play Off'a Veda Etti
Siirt Ürünleri TRT'de Yeterince Tanıtılamadı!
Şeker hastaları oruç tutabilir mi?
Şeker hastaları oruç tutup tutamayacaklarını doktorları ile danıştıktan sonra karar vermelidir. Şeker hastalığının farklı tipleri olup değişik seviyelerde bulunabilir. Ayrıca aynı tipteki şeker hastalığının farklı kişilerdeki yansıması birbirinden farklıdır. Bu nedenle diyabet hastalarının oruç tutabilirliği konusunda genel yasaklama ve genel izinler yerine, hastaya özel kararlar verilmelidir.
Şeker hastalığının temelde iki tipi vardır. Her 2 tipteki yaklaşım farklıdır.
Bunlardan tip1 insüline bağımlı olup bunlarda şeker düşüklüğü ve şeker yüksekliğine bağlı koma riski olduğu için bunların oruç tutması sakıncalıdır. Ayrıca bunlarda uzun süreli açlığa bağlı kan şekeri dalgalanmaları sık olacağından diyabet komlikasyonlarının gelişimini hızlandırabilir.
Tip2 şeker hastalığında ise hastalığın seviyesine göre karar verilir. Tip 2 diyabet hastaları hastalığın düzeyine göre yaşam tarzı değişikliği, diyet tedavisi, hap tedavisi (OAD) ve insülin tedavisi şeklinde tedavi görüyor olabilir. Bu grubtaki hastalardan yaşam tarzı değikliği ve diyet ile tedavi edilenlerin kontrol altında oruç tutmasında sakınca yoktur. Hap tedavisi alanlar ise kan şekeri düzeyi, ek hastalık olup olmadığı, konplikasyonların varlığı, hastanın yaşı, hipoglisemi görülüp görülmeği, hipoglisemiyi algılayıp algılamadığı, yalnızmı yaşadığı ve böbrek hastalığının varlığı gibi bulgular doktor tarafından değerlendirilir ve oruç tutup tutamayacağına karar verilir. Tip 2 şeker hastalarından insülin kulananların oruç tutması önerilmez.
Bunlarla birlikte şeker hastalığı olupta hastalığın kontrolunu bozan akut hastalığı olanlar ( ciddi infeksiyon, kalp krizi vb), böbrek yetmezliği olanlar, ileri yaştaki hastalar, ileri kalp yetersizliği olan hastaların oruç tutmaması önerilir.
Oruç tutan şeker hastası nelere dikkat etmelidir?
Şeker hastalarının oruçlu iken hipoglisemi (şeker düşüklüğü) ve hiperglisemi (şeker yüksekliği) açısındandan dikkatli olması ve bu iki durumda hangi şikayetlerin meydana geldiğini iyi bilmesi gerekir.
Hastada terleme, titreme, heyecan, gerginlik, baş dönmesi, şuur bulanıklığı ve yüzde solukluk görüldüğünde şeker düşüklüğü olduğu düşünülerek kan şekerine bakılmalı, kan şekerine bakılamıyorsa hemen 3-4 kesme şeker veya 1 bardak meyva suyu içilmelidir. Eğer bir sonraki öğüne 1 saaten fazla süre varsa bir sandiviç veya birkaç bisküvi yemelidir. Eğer hastada şeker düşüklüğüne bağlı şuur kaybı gelişmişse hastaya ağızdan bir şey verilmemelidir. Eğer glukagon varsa hemen yapılmalıdır. Eğer şuur hala kapalı ise hasta en yakın sağlık kuruluşuna kaldırılmalı ve şekerli serum takılmalıdır. Şeker düşüklüğü uzun sürdüğünde beyin zarar görebileceğinden hızlı davranılması çok önemlidir.
Hastada aşırı susama, sık idrara çıkma , aşırı açlik hissi, aşırı yorgunluk, bulanık görme ve bacak kramları görüldüğünde hastada şekerin fazla yükseldiği düşünülmali ve hemen kan şekerine bakılmalıdır. Eğer şeker aşırı yüksek çıkarsa doktoruyla temasa geçilmeli, gerekli tetkikler yapılmalı ve tedavisi düzenlenmelidir. Kan şekerleri istenilen düzeye indiğinde oruç tutmaya başlanmalıdır. Eğer kan şekeri yüksekken oruç tutulursa aşırı sıvı kaybına bağlı şikayetler, damar tıkanıklığı ve hatta şeker koması görülebilir.
Şeker hastaları oruç tuttukları süre içinde kulandığı ilaçlara ve şeker yüksekliğine göre belli aralıklarla kan şekeri takibi yapmalıdır.
Şeker hastalığı olan hastalar oruç tutukları sürece beslenme düzenlerini değiştirmeleri gerekir. İftar ve sahura ek olarak saat 23:00’da bir ana öğün daha almaları önemlidir. Ayrıca hastaların 2 ara öğün alması ve küçük porsiyonlarla beslenmesi şekerin daha dengeli seyretmesinde faydalı olacaktır. Şeker hastalarında sıvı kaybı fazla olduğundan yeterli sıvı alımı çok önemlidir.
Ayrıca şeker hastaları oruç süresince uyku saatlerini gündüze kaydırmaları ve güneşin dik geldiği zamanlarda dışarı çıkmamaları önemlidir.
Sağlıcakla kalın...
YorumlarToplam 2 yorum mevcut
yekbun 6 ay önce yorumlandı
yazılarınızı düzenli takip ediyorum sefanın sınıf arkadaşıyım sefanın selamları var
MUSTAFA KARAMAN 2 yıl önce yorumlandı
evet,herkes için emirler,farzlar karşısında eşitlik gerekir.oruç tutmaya güç yetiremeyenlerin fidye vermesi gerekiyor.ama asıl olan oruç tutmakla mükellef olanın oruç tutmasıdır.oruç tutmaya güç yetirememeyi genellikle,mükellefin kendisi ve sağlıkçılar açıklıyor ve izah ediyor.