22 Mayıs 2012 Salı

Oruç ve Şeker Hastalığı (Diyabet)

30 Temmuz 2011, 20:42
Bu makale 3406 kez okundu
Oruç ve Şeker Hastalığı (Diyabet)
Uzm. Dr. Servet Yolbaş

Şeker hastaları  oruç tutabilir mi? 

Şeker hastaları oruç tutup tutamayacaklarını doktorları ile danıştıktan sonra karar vermelidir. Şeker hastalığının farklı tipleri olup değişik seviyelerde bulunabilir. Ayrıca aynı tipteki şeker hastalığının farklı kişilerdeki yansıması birbirinden farklıdır. Bu nedenle diyabet hastalarının  oruç tutabilirliği konusunda genel yasaklama ve genel izinler yerine, hastaya özel kararlar verilmelidir.

Şeker hastalığının temelde iki tipi vardır. Her 2 tipteki yaklaşım farklıdır.

Bunlardan tip1 insüline bağımlı  olup bunlarda şeker düşüklüğü ve şeker yüksekliğine bağlı koma riski olduğu için bunların oruç tutması sakıncalıdır. Ayrıca bunlarda uzun süreli açlığa bağlı kan şekeri dalgalanmaları sık olacağından diyabet komlikasyonlarının gelişimini hızlandırabilir.

Tip2 şeker hastalığında ise hastalığın seviyesine göre karar verilir. Tip 2 diyabet hastaları hastalığın düzeyine göre yaşam tarzı değişikliği, diyet tedavisi, hap tedavisi (OAD) ve insülin tedavisi şeklinde tedavi görüyor olabilir. Bu grubtaki hastalardan yaşam tarzı değikliği ve diyet ile tedavi edilenlerin kontrol altında oruç tutmasında sakınca yoktur. Hap tedavisi alanlar ise kan şekeri düzeyi, ek hastalık olup olmadığı, konplikasyonların varlığı, hastanın yaşı, hipoglisemi görülüp görülmeği, hipoglisemiyi algılayıp algılamadığı, yalnızmı yaşadığı ve böbrek hastalığının varlığı gibi bulgular doktor tarafından değerlendirilir ve oruç tutup tutamayacağına karar verilir. Tip 2 şeker hastalarından insülin kulananların oruç tutması önerilmez.

Bunlarla birlikte şeker hastalığı olupta hastalığın kontrolunu bozan akut hastalığı olanlar ( ciddi infeksiyon, kalp krizi vb), böbrek yetmezliği olanlar, ileri yaştaki hastalar, ileri kalp yetersizliği olan hastaların oruç tutmaması önerilir.  

Oruç  tutan şeker hastası nelere dikkat etmelidir? 

Şeker hastalarının oruçlu iken hipoglisemi (şeker düşüklüğü) ve hiperglisemi (şeker yüksekliği) açısındandan dikkatli olması ve bu iki durumda hangi şikayetlerin meydana geldiğini iyi bilmesi gerekir.

Hastada terleme, titreme, heyecan, gerginlik, baş dönmesi, şuur bulanıklığı ve yüzde solukluk görüldüğünde şeker düşüklüğü olduğu düşünülerek kan şekerine bakılmalı, kan şekerine bakılamıyorsa hemen 3-4 kesme şeker veya 1 bardak meyva suyu içilmelidir. Eğer bir sonraki öğüne 1 saaten fazla süre varsa bir sandiviç veya birkaç bisküvi yemelidir. Eğer hastada şeker düşüklüğüne bağlı şuur kaybı gelişmişse hastaya ağızdan bir şey verilmemelidir. Eğer glukagon varsa hemen yapılmalıdır. Eğer şuur hala kapalı ise hasta en yakın sağlık kuruluşuna kaldırılmalı ve şekerli serum takılmalıdır. Şeker düşüklüğü uzun sürdüğünde beyin zarar görebileceğinden hızlı davranılması çok önemlidir.

Hastada aşırı susama, sık idrara çıkma , aşırı açlik hissi, aşırı yorgunluk, bulanık görme ve bacak kramları görüldüğünde hastada şekerin fazla yükseldiği düşünülmali ve hemen kan şekerine bakılmalıdır. Eğer şeker aşırı yüksek çıkarsa doktoruyla temasa geçilmeli, gerekli tetkikler yapılmalı ve tedavisi düzenlenmelidir. Kan şekerleri istenilen düzeye indiğinde oruç tutmaya başlanmalıdır. Eğer kan şekeri yüksekken oruç tutulursa aşırı sıvı kaybına bağlı şikayetler, damar tıkanıklığı ve hatta şeker koması görülebilir.

Şeker hastaları oruç tuttukları süre içinde kulandığı ilaçlara ve şeker yüksekliğine göre belli aralıklarla kan şekeri takibi yapmalıdır.

Şeker hastalığı olan hastalar oruç tutukları sürece beslenme düzenlerini değiştirmeleri gerekir. İftar ve sahura ek olarak saat 23:00’da bir ana öğün daha almaları önemlidir. Ayrıca hastaların 2 ara öğün alması ve küçük porsiyonlarla beslenmesi şekerin daha dengeli seyretmesinde faydalı olacaktır. Şeker hastalarında sıvı kaybı fazla olduğundan yeterli sıvı alımı çok önemlidir.

Ayrıca şeker hastaları  oruç süresince uyku saatlerini gündüze kaydırmaları  ve güneşin dik geldiği zamanlarda dışarı çıkmamaları  önemlidir. 

Sağlıcakla kalın...

YORUM YAZ

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

      Yorumlar
      Toplam 2 yorum mevcut

    • yekbun 6 ay önce yorumlandı

      yazılarınızı düzenli takip ediyorum sefanın sınıf arkadaşıyım sefanın selamları var

    • MUSTAFA KARAMAN 2 yıl önce yorumlandı

      evet,herkes için emirler,farzlar karşısında eşitlik gerekir.oruç tutmaya güç yetiremeyenlerin fidye vermesi gerekiyor.ama asıl olan oruç tutmakla mükellef olanın oruç tutmasıdır.oruç tutmaya güç yetirememeyi genellikle,mükellefin kendisi ve sağlıkçılar açıklıyor ve izah ediyor.

    GAZETE MANŞETLERİ

    HAVA DURUMU

    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    ANKET Sonuçlar Tümü

    ?SİZCE SİİRT'TE BELEDİYE SEÇİMLERİNİ KİM ALIR?

    NAMAZ VAKİTLERİ

    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    e-gazete

    KARİKATÜR

    SENDE YAZ

    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    ARŞİV

    Mynet Siirt Haberleri

    Siirt Haberleri Mynet Yurt Haber’de