"Sığınmacılar Çalıştayı" Sonuç ve Değerlendirmeler:

Ülkemizdeki sığınmacılar, onların tamamına yakınını oluşturan Suriyeliler, toplum onları her ne kadar istemese de bir insanlık dramı sergilemektedir.

Bu konuyu bir panel veya çalıştay toplantısı ile ele almayı, ortaya konacak bilgi ve paylaşımları bir rapor şeklinde kitaplaştırmayı uzunca bir zaman süresince düşündük. Ne, biz yaptık ettik, onları korumaya aldık, onlar misafirimizdir diyebileceğimiz konumdaydık ne de insani değerleri görmezden gelebilecek vicdan sorumluluğundaydık.

Güneydoğum Derneği olarak, Ankara Ticaret Borasının ev sahipliği ve desteğiyle "Sığınmacılar, Sorunlar ve Çözüm Önerileri" başlığıyla organize ettiğimiz çalıştay, gerek katılımcı profili, gerekse konulara bakış ve ele alış yönünden son derece yüksek seviyede gerçekleşti. 12 Mayıs 2016 tarihinde, teknolojik donanımı en üst düzeyde bir salonda çalışılan sığınmacılar konusu, hangi açıdan bakılsa, hangi pencereden konuşulsa yürekleri karartan, geleceğe dair düşünceleri zorlayan bir toplumsal olgu olarak şekillenmiş durumda.

Çalıştaya Kilis, Gaziantep, Hatay, Mersin, Kayseri, Adıyaman, Ankara'dan sivil toplum temsilcileri; ORSAM, konunun resmi tarafı olan Türk Kızılayı, Göç İdaresi, AFAD, AB Bakanlığı, ilgili tüm bakanlıklar, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği, üniversiteler, hukukçular ve ilgili kişi ve kesimler katılım sağladı.

Gün boyu konuşulan konular; Suriyelilerin Türkiye'ye etkileri, gelecekte ne olacakları, sığınmacı krizlerinin başka örnekleri, dünyadaki ve tarihteki sonuç ve etkileri irdelendi, fikirler paylaşıldı, çözüm önerileri üzerinde duruldu. Çalıştay boyunca salonda en önemli etkiyi, nüfusundan daha çok sığınmacı almış ve barındırmakta olan Kilis ilinin belediye başkanı ve milletvekili tarafından yapılan konuşmalar bıraktı. Ayrıca Kayseri'den, Mersin'den gelip çalışmaya katılmış bulunan Suriyeli dernek temsilcilerinin içinde bulundukları zorlukları aktarmaları da yürekleri sızlatan türdendi.

Suriyeliler geldi, niye geldiler, ne zaman gidecekler, bizim fakirimiz zaten yeteri kadar varken başkalarının muhtaç insanlarını ne yapalım, onlar geldi biz işimizden olduk gibi, sayısı oldukça fazla verilebilecek sorular ve tepkiler toplumda mevcut bugün. Ancak bu tepkiler sessiz biçimde duruyor. Nihayetinde çalıştay esnasında bu durum dile getirildi, insanlar memnun değil ama seslerini çıkarmıyorlar dendi.

Bir de Suriyeliler cephesinden bakmak gerekirse, sorunları çok fazla ve çözüm bekliyorlar. Geri dönmeyi telaffuz etmiyorlar.

***
Çalışma esnasında değinilen konular ve getirilen açıklamalar şu şekilde özetlenebilir:

• Sığınmacılar bir servet mi yoksa yük mü? İşgücü ekonomisi alanında sığınmacı akımları özel bir yer tutmaktadır. Buna tüm dünyada göçmen ekonomisi denmektedir.

• Sığınmacılara sağlanan olanaklar gelen göçleri teşvik etti. Türkiye'de açık kapı politikası devam ediyor.

• En çok sığınmacı alan ülkeler Türkiye, Lübnan, Ürdün. Irak'ta Kürt bölgesinde yoğunluk oluşturuyor. Lübnan'da her 3-4 kişiden biri, Ürdün'de her 10 kişiden biri, Türkiye'de her 27 kişiden biri sığınmacıdır. Ürdün'de entegrasyon kabul edilmiyor, geri dönüşleri isteniyor. Yaklaşık 20 milyonluk Suriye'nin yarısı ülkeyi terk etmiş durumdadır, bunun da neredeyse yarısı ülkemizdedir.

• Yaşanan sığınmacı krizlerinde %50'nin geri dönüşü görülmektedir, dolayısıyla nereden baksak 1,5 milyon Suriyeli vatandaşımız olacak. (bir başka düşünce sığınmacıların %80'inin geri dönmeyeceği yönünde idi).

• Türkiye'deki sığınmacılar için bugüne kadar 10 milyar dolar harcama yapılmış bulunuyor. Bu rakam sivil toplum harcamalarıyla birlikte 20 milyar dolardır.

• Gelen sığınmacıların %90-91'lik kesimi şehirlerde, %9-10 gibi bir kesimi de çadır kentlerde yaşamaktadırlar. 26 tane sığınmacı kampı bulunmaktadır (AFAD verileri).

• Suriye sığınmacıların %80'ini kadın ve çocuklar oluşturmaktadır.

• Günde 125-130 civarı çocuk dünyaya gelmektedir.

• İnsanlık tarihinin Büyük göçten sonraki en büyük göç hareketidir. Büyük göçte 700-800 binlik göç olmuştu. Şu an onun 4-5 katı büyüklükte bir göç söz konusudur.

• Tüm dünyada 153 bin Suriyeli yetim çocuk bulunuyor ve bunun 150 bini bizim kontrolümüzdedir.

• Tüm dünyada 250 milyon göçmenin 150 milyonu çalışan insan gücüdür.

• Geçici Koruma Sağlanan Yabancıların Çalışma İzinlerine Dair Yönetmelik (15/1/2016 tarih; RG, 29594) hükümlerine göre; çalışma izni başvurusu yapıldığı tarih itibarıyla "en az altı aylık" geçici koruma süresinin doldurulmuş olması, geçici koruma kaydına göre kendisine kalma hakkı sağlanan ilde çalışmak üzere başvuru yapabilmesi ve geçici koruma statüsünde çalışacakların işyerinde çalışan Türk vatandaşı sayısının "yüzde onunu" geçmemesi gerekmektedir.

• Çoğu kısım çocuklar eğitim alamıyor. Bilhassa yükseköğrenimle ilgili önemli sıkıntılar yaşanmakta. Suriye'de 20'ye yakın devlet üniversitesi ve 350 bin öğrencisi var. 80 bin civarı üniversite öğrencisi Türkiye'de eğitim bekliyor. Yükseköğrenim ile ilgili çalışmaların yapılması gerekmektedir.

• Zorunlu göçler konusunda bugüne kadar dünyada hiçbir akademik çalışma yapılmamıştır. Suriyelilerle ilgili süreç kuluçka dönemini yaşamaktadır.

• Sağlık hizmetlerine erişimde sorun yaşanmamaktadır.

• Suriyeliler konusunda hukuki statü eksikliği söz konusudur. Geçici koruma süresi 1+1 yıl, ancak şu anda süre çoktan geçmiştir.

• Kampların büyük kısmında sorun yok, kamp dışında sorunlar var. Mahkemelerde vekâletname alınamıyor, hukuk mahkemelerinde sıkıntı yaşanıyor.

• 11 Mayıs 2016 tarihi itibariyle Türkiye'deki Suriyeli sayısı 2 749 862 (Göç İdaresi verileri).


***
• Çalıştaya katılan Dünya Türkistan Derneği ile Afgan-Özbek dernek temsilcilerinden konuşmacılar ise kendileriyle ilgili şu bilgileri ve sorunları dile getirdiler:

• Afgan ve Doğu Türkistanlı mülteciler 1964-80-86-96 yıllarında geldiler. 1980'de Pakistan'dan Türkiye'ye aktarılan Afgan mülteciler Hatay'a yerleştiler. Sığınmacı akımı esnasında gelenlerin bir kısmı Avrupa'ya giderken Türkiye'ye yenileri geldi. Dolayısıyla sayı aşağı yukarı hep aynı oranda kaldı. Bugün Türkiye'deki Afgan-Özbek Türkmen sığınmacılarının sayısı 25 bin civarındadır. Bunların büyük bölümü vatandaşlığa geçmiştir. Son 5-6 yılda gelenlerin 1000 civarında bir kısmı kamplarda yaşamaktadırlar.

• Afgan-Özbeklerin sorunları Suriyelilere göre daha zor çözülüyor veya çözülmüyor. Bu insanların eğitilmesi, onlara iş imkânı sunulması gerekiyor. Sağlık hizmetlerinden yararlanmada sıkıntılar yaşanmaktadır.

• Avrupa'ya gitmek isteyenlerin içinden Avrupa çok sıkı mülakatla adam almaktadır. Vasıflı olanları almaktadır. Bu nedenle gidebilmek için 18 yıl bekleyen kişi vardır.

***
Türkiye'nin önemli toplumsal ekonomik ve sosyal sorunlarından olan
Çocuk gelinler,
İşsizlik,
Çocuk işçiler
Ve aile içi şiddet
Suriyeli sığınmacılarda da yoğun biçimde ön plana çıkmıştır.
Ayrıca kayıt dışı işgücü toplumsal anlamda sorgulanmaktadır.

***
Bu çalışmada konuşulan, paylaşılan her söz-fikir, çözümlenerek-derlenerek en kısa zamanda Sığınmacılar adıyla kitap olarak yayınlanacak ve kamuoyu ile paylaşılacaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner359

banner362