SEVGİLİ PEYGAMBERİMİZ’İN KUTLU DOĞUM YIL DÖNÜMÜ VE BİZ …

Bütün güzel sıfatların sahibi olan yüce Allah (cc) şu muhteşem ve muntazam kainatı kendi cemal ve kemalini yansıtan mükemmel bir ayna gibi yaratmıştır. Bu yansımayı kavrayacak ve anlayacak yegane varlık olarakta insanı halketmiştir. İlahi kitap ve iltifata nail olan insanın yegane yaratılış gayesi de; şu harika kainat kitabının çeşitli sayfalarında kendisini eser ve sanatlarıyla bildirmek, tanıttırmak ve sevdirmek isteyen yüce ALLAH’ı tanımak, bilmek, sevmek, ona karşı iman ve teslimiyetle kulluğunu ilan etmektir. Sonsuz rahmet, ihsan ve merhamet sahibi yüce ALLAH (cc) insana bu görevini kavratmakta yardımcı olmak için, insanlığın imdadına yüz yirmi dört bin peygamber (A.S) göndermiştir.

Ancak bunca ihtimam ve öneme rağmen gün geldi ki, insanlar bu ilahi yol göstericilerin ve mürşidlerin irşadına kulaklarını tıkadılar. İnsanlığa Dünya ve ahiret saadetinin prensiplerini gösteren bu ulvi elçilere ve getirdiklerine sırt çevirdiler. Ebedi saadet bahşeden yollardan saptılar. Ma’bud ve ilah namına taşlara, ağaçlara ve fani yaratıklara taptılar. Böylece ruhlara öyle bir kabus çöktü ki, kalpler öylesine karardı ki, insan denilen mahluk en yırtıcı hayvanlara rahmet okutacak zulümler yapıyordu. Ehemmiyetsiz hadiseler ve meseleler yüzünden binlerce insanın kanı dökülüyor. İnsanoğlu kendi öz evladını sırf kız olduğu için diri diri toprağa gömüyordu. En şerefli varlık olarak yaratılan İNSAN, kendisini yaratan, besleyen ve saadetlere yönlendiren ALLAH ile ve onun elçileri ile bağları kopardığı için, ahlaksızlığın her çeşidini işlemekteydi. İMAN insanı İNSAN ettiği için, cahiliye döneminde bu intisaptan, bu bağdan mahrum olan insan, nasıl böyle bir alçalışa mahkum olmuş ise, bugün de öyledir. Gelecekte de öyle olacaktır. Hal-ı alem buna şahittir.
Büyük İslam Şairi M.Akif’in dediği gibi:

‘’Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta
Dişsiz mi bir insan, onu kardeşleri yerdi’’…(şimdi de öyle değil mi?)

İşte böyle bir zamanda insanlık kendisine hidayet yolunu gösterecek bir KUTRARICI bekliyordu. Dünya sakinleri kendilerine rahat ve huzur verici, muzdarip halde yaşayan beşeriyeti gönül huzuruna kavuşturucu bir NUR’un doğmasını beliyordu. Yaradılış hikmetini unutmuş, sahip olduğu kıymet ve değeri süratle yitirmiş, en mümtaz varlık iken hayvanlardan daha aşağı derecelere inmiş insanlık; insana yaratılış gayesini bildirecek, insanı esfel-i safilinden â’lây-ı illiyine çıkaracak, kainat sahibinin maksadını bilecek ve bildirecek, dünyanın manevi şeklini değiştirecek, dünyayı ahirete mezra yapacak, cin ve insanlara iki cihan saadetinin yollarını gösterecek bir MÜRŞİD, bir muallim, şaşmaz ve şaşırtmaz bir REHBER bekliyordu…

İşte Hz. Adem’den beri bütün peygamberlerin geleceğini müjdeledikleri bütün kainatın, insanların, cinlerin, meleklerin iştiyakla beklediği, insanlığın son kurtarıcısı, ve iki cihan serveri, yüce ve en ulvi önder UFUK PEYGAMBER Hz. Muhammed (SAV) Miladi 571 yılının böyle bir NİSAN ayının 20 sine tesadüf eden bir günde dünyaya gelmişlerdir.

İki cihanın saadet yollarını insanlığa gösteren eşsiz insan Hz. Muhammed (SAV) in ÖRNEK şahsiyetini ve mesajlarını daha iyi anlamak amacıyla, Diyanet İşleri Başkanlığımızca 14-20 Nisan tarihleri arasındaki hafta, ‘KUTLU DOĞUM HAFTASI’’ olarak tüm Türkiye’de ve bir çok dış ülkede kutlanmaktadır.
KUTLU DOĞUM HAFTASINDA NELER DÜŞÜNMELİ VE NELER YAPMALIYIZ

Şimdi asıl mesele şudur: Allah’ın lütfüyla böyle bir peygamberin şerefli ümmeti olarak, böyle bir KUTLU DOĞUM yıl dönümünde neler yapmalıyız? Nasıl olmalı ve davranmalıyız ki, ‘HAYIRLI ÜMMET’ vasfımızı koruya bilelim?
Kısa ve öz olarak bu hususta yapılacak tek şey, bu yüce Peygamber (SAV) in getirdiği NUR’a, tebliğ ettiği DAVET’e sunduğu cihanşümul MESAJLAR’a ve hayat bahşeden PRENSİPLER’ine bütün benliğimizle kulak vermek ve ona teslim olmaktır.
Bu kutlu haftada asgari olarak şu hususları da düşünmeliyiz:

1-“(Resülüm) de ki: Eğer ALLAH’ı seviyorsanız bana uyunuz ki, ALLAH da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın’’ (Al-i İmran süresi, ayet 31) Ayet-i kerimesinde emredilen ‘’Peygambere uyunuz’’ emrini tam olarak yerine getiriyor muyuz? Bu emre ittiba derecemiz ne kadardır? Diye kendimize, hayatımıza, ailemize, toplumumuza bir göz atalım. İttiba’nın neresindeyiz acaba?
Zira şu ayet-i Kerime der ki: Eğer Allah’a muhabbetiniz varsa HABİBULAH’a ittiba edilecektir. İttiba edilmezse netice veriyor ki, ALLAH’a muhabbetiniz yoktur. Muhabbetullah varsa, netice veriyor ki, HABLBULLAH’ın sünnet-i seniyyesine ittiba edilecektir.
2-“Ey İman edenler ALLAH’a ve Resülüne itaat edin, (Kur’an-ı ve öğütlerini) işittiğiniz halde peygamberin emirlerinden yüz çevirmeyin.’’(Enfal süresi, ayet 20) ayetini iyi düşünelim. Acaba biz O’nun ümmeti olarak O’nun emirlerini tam uygulamak tamıyız? Yoksa emirlerinden yüz mü çevirmekteyiz?. Fikrimiz, zikrimiz, sevgimiz, ibadetimiz, hayatımız, giyim ve kuşamımız, ahlakımız, evimiz, eşimiz, işimiz, ticaretimiz, muamelemiz, evladımız, kızımız, gelinimiz hülasa maddi ve manevi her çehremiz ve tatbikatımız ne durumda? Bütün bu hususlarda, ümmetini çok seven, Dünyaya geldiği dakikadan, hayatı müddetince, hatta kıyamette ve mahşer gününde bile her yerde ve her zaman ‘’ÜMMETİ ÜMMETİ’’ yani ‘’Ümmetimi isterim Ya RAB- ümmetimi isterim ya RAB’’ diyen ve ümmetinin iki cihan saadeti için her türlü zorluğa göğüs geren o şefkatli PEYGAMBER’e ‘’itaat mı ediyoruz, yoksa yüz mü çevirmişiz?’’ Diye derinden derine düşünmeli… Bu gün ve geceleri vesile ederek hemen O’na uymaya samimi söz vermeliyiz. Sevgisini gönlümüzden, ismini dilimizden ve sünnetiyle amel etmeyi hayatımızdan eksik etmemeye azmetmeli, O’nu her şeyden ve herkesten daha fazla sevmeli ve sevdiğimizi de ittibamızla göstermeliyiz.
3-Müslüman başıboş bir hayatı değil, her yönüyle en ince teferruatına kadar hesabı verilecek bir ömrün sahibi olmalıdır. Mümin imtihan’ı kazanmak için, en büyük düşman olan nefis ve şeytan’a his ve hevesleri’ne değil; yüce yaratana ve O’nun sevgili peygamberine uymalıdır. Acaba bu konuda ne durumdayız? Diye iyice kendi kendimize bir nefis mürakabesi yapmalıyız ve şu Hadis-i şerifi bir daha okumalıyız.
Sevgili Peygamberimiz (SAV) şöyle buyuruyorlar:
‘’Heva ve hevesleri benim getirdiklerime uymadıkça hiç birimiz olgun (iyi) Müslüman olamaz’’ (Nevevi, Erbeün, 41)

4-Şu hususu da bu hafta iyi düşünmeli ve bilmeliyiz ki, bugün O’nun ümmeti olarak içine düştüğümüz bu acıklı manzara, bu buhran, bu huzursuzluk, İslam memleketlerinde ve diğer nice yerlerde işittiğimiz, gördüğümüz tüyler ürpertici, insanlık dışı hadiseler ve memleketimizdeki TERÖR belası’nın sebebi; bize saadet yolunu gösteren Hz. MUHAMMED (SAV)’e sırt çevirmemiz, O’nu dinlemememiz, O’nun gösterdiği nurlu yoldan değil de, dalalet sefahat ve günah dolu yollardan gitmemizdir.

Bilelim ki; kutlu doğum yıl dönümünü kutladığımız Cihan Peygamberinin mu’cizesi devam ediyor. Bu gün dünyayı titreten, insanları ürperten , ZULÜM-İSTİSMAR-EMPERYALİZM-FAİZ-VAHŞET-IRKÇILIK-NEFRET-KAN-GÖZYAŞI-KUMAR-İÇKİ-FUHUŞ-AİDS ve her türlü OLUMSUZLUKLAR; Hz. Peygamber’e ve getirdiği dinin prensiplerine teslim ve tabi olmamak için yollar ve çareler arayan insanlığın acınacak hali ve manzarasıdır.

Dün Hicret yolunda Hz. Resullah’ı öldürmek kastıyla saldıran SÜRAKA, atıyla beraber nasıl kumlara gömüldüyse; aynı mücize 21 nci asra girdiğimiz zamanımızda da gerçekleşmeye devam ediyor. Bu gün de İslam’a KUR’AN’a ve RESÜLÜLLAH’a kalemi ile kelamı ile, makam ve mevkii ile, topu ve tüfeği ile saldıran ‘’ÇAĞDAŞ SÜRAKALAR’’ boğazlarına kadar bunalımlara, hastalıklara, başarısızlıklara ve çaresizliklere mahkum oluyorlar.

5-Bu gün ve haftalarda bilhassa insanlığı ‘’İMAN VE İSLAM ÇAĞI’’na zaruri olarak götürmekte olan ‘’MUHAMMEDİ RÜZGAR’’a fert, aile, toplum, millet ve ümmet olarak kendimizi tam kaptırmalı, bu ruhla yepyeni DİRİLİŞ ve mutluluğa koşmalıyız.
Özellikle bu hafta münasebetiyle ümmeti yepyeni bir diriliş ve mutluluğa ulaştırmak gayesiyle ülke çapında bilhassa müftülüklerimiz tarafından yapılan etkinliklere mutlaka ailece katılmalı ve bizleri iki saadetine götürecek bu MUHAMMED’i rüzgara kendimizi kaptırmalıyız.

Bu mübarek Kutlu Doğum Yıldönümün millet ve ümmet olarak ‘’PEYGAMBERİ SOLUKLA’’ gafletten uyanışımıza, saadetimize, Maddi-Manevi her türlü felaket, afet, musibet ve şerirler’in şerrinden kurtuluşumuza vesile olmasını, her şeye Kadir Yüce Mevladan niyaz ederim.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hayrullah özerdem 7 yıl önce

sayın müftümüzü saygıyla selamlıyor,peygamber efendimizin kutlu doğum haftası münasebetiyle yapmış olduğu etkinliklerden dolayı şahsına ve organizasyonda emeyi geçen herkese şükranlarımı sonarım.

banner359

banner362