Güzel bir proje olduğunu, herkes şimdiye kadar elbet kabul etmiştir, okumanın kötüsü mü olur canım? Tabi bunun arkasını bırakmamak gerekir. Elbette bu projede de biz yetişkinlere düşen pasta dilimi büyük, yalnız yemek için değil, bu defa bu pastayı yapmak için. Yeteri kadar malzememiz var, iş; unu şekeri karıştırmakta. Eminim kitap fiyatlarından yakınanlar da vardır elbet ama kütüphaneler neden var? Mazeret kabul etmiyorum, çok da zor değil kitaba ulaşmak, iş onu okuyabilmekte. Hobilerimiz sorulsa, ya da boş vakitleriniz de ne yaparsınız deseler hemen kitap okumayı da iliştiririz oraya. Bana göre boş vaktimizi geçirmek için yapılan bir eylem değil, özel bir vakit dilimi ayırdığımız bir etkinlik. Yoksa bizim hiç boş vaktimiz olmaz ki…
İş, ev, çocuk, televizyon derken uyku saati gelip çatar hep. Demek ki özel bir durum bu okuma saatini belirlemek. Türkiye’de dakikada okuma hızı 160–220 kelime. Bu hız konsantrasyon ve anlama oranın genellikle düşük olduğu bir değer. Bu değerin üzerine çıkmak elbette zor değil, bunun için değil mi çabalar.
Gelelim güzel şehrimizin acı gerçeklerine. Okullarda velilere anlatılarak bu proje, evde okuma saati belirlenecek ve öğrenci ile veli beraber kitap okuyacaklar. Kulağa da oldukça okşayıcı geliyor. Çok kolay olacak gibi, yağdan kıl çekercesine..
Birincisi yetişkin bir insanın okuma alışkanlığının kazanması biraz zor bir durum ancak bunu kendi çocuğu için yapacak, bu biraz onu yapmaya teşvik edecek. İçinde okuma ateşi olmayan bir insanda hangi zamana kadar bunu yapabilecek soru işareti. İçten gelmeli, cayır cayır yakmalı ki seni, yanındakini ısıtabilesin.
Siirt’te okula giden öğrencilerin profiline baktığımızda yaklaşık bunların yarısından azı Siirt’li olmayan insanlar ve ebeveynleri üniversite mezunu olan öğrenciler. Çocuklarımıza evde okuma saatlerini düzenleyebilecek, başarıya ulaşabilecek çoğunluk bu kısımda. Memur ve üniversite mezunu ebeveynler ki bu grubun da okuma alışkanlığının yüzde kaçında olduğu belirsiz. Yani Siirt’te okuma saatinin oluşturulması için oldukça iyi planlar yapılmalı.
Öyle kolay da değildir çocuğa kitap okuma alışkanlığının kazandırılması. Ne diyelim hayat zaten zorluklar üzerine kurulmamış mıdır?
İşe nereden başlamalı, çocuğu mu alıştırmalı, yoksa velileri mi? Elbette çocuk bir yetişkine göre daha kolay alışacaktır. Ama bir yetişkin… Onlara da bu projede hoş etkinlikler yapılabilir mesela.
Okuduğum bir gazetede yerini hatırlamıyorum ama okuma salonuna giden insanlarla yapılan hoş bir sohbette, her gün belli saatte buluşup, aynı masada oturan bir grup, yaş ortalaması yaklaşık otuza yakın insanlar… Bazen bir konuyu araştırıp aynı anda okuyup daha sonra tartıştıklarını anlatıyorlar. “Böylece o konuyu daha iyi araştırmış ve tartıştığımız için de unutmuyoruz ve her gelişimiz de daha da meraklı ve istekli geliyoruz.” diyorlardı. O haberi okurken kıskandım ne yalan söyleyim.
Üniversite yıllarımda arkadaşlarla hep farklı gazeteler alır, akşam herkes okur sonra heyecanlı heyecanlı birbirimize anlatırdık. Damağımda kalan yılların bir esintisi neden Siirt’te olmasın? Bu proje kapsamında okuma salonları neden açılmasın, 10 kişilik grup olarak insanların okuma saatleri bittikten sonra, okuduklarını birbirlerine anlatarak analiz edeceği ortamlar neden olmasın?
Yetişkinler örnek olmalı güzel yavrularımıza. Hedeflerimiz çocuklarımız olsa da, onlara köprü olabilecek yetişkinlerdir.
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir, teşekkür ederiz.
YorumlarToplam 2 yorum mevcut
celal 6 ay önce yorumlandı
siirt adına böyle bir projenin olması siirt adına güzel gelişmeler fakat açıkçası ben bu projenin devamlılığını ve hakkıyla sonuna kadar götürülebileceğine inanmıyorum.yani samimiyetle yapıldığına inamıyorum saygılarımla
hasan 6 ay önce yorumlandı
öğretmenler okusa önce.1 ögretmen yılda 2 kitap okuyormu