Bu haber kez okundu.

Bakanlar, Siirt'te GapGenç Festivali'ne Katıldı
GapGenç Festivali, Siirt Üniversitesi'nde düzenlenen 'Küresel Vatandaşlık Zirvesi' ile devam ederken, zirveye katılan Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz ile Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış gençlere seslendi.

Konuşmasında küresel vatandaşlık kavramına değinen Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, daha önce medya ve sanal ortamlar üzerinden kafalarda kurulan imajların bire bir temas sonucu değişeceğini söyledi.

Yılmaz, "Şuna ben yürekten inanıyorum; bugünkü dünyada insanların en fazla ihtiyaç duyduğu şeylerin başında yüz yüze iletişim geliyor. Dünyada teknoloji ne kadar değişse de, sanal ortamlar ne kadar ilerlese de, yüz yüze iletişimin yerini hiç tutamaz. Gençlerimizin problemlerinin daha bir ön plana çıkmasını temenni ediyorum. Bizim yaptığımız çalışmalarda gençlerin en fazla ön plana çıkan iki temel konusu var; biri eğitim, diğeri de istihdam. Bu iki konuda da çok şükür Türkiye'mizde iyi ilerlemeler oluyor. Hükümet olarak bir taraftan eğitimin her kademesine çok ciddi yatırımlar yapıyoruz. Bütün illerimizde Üniversite var. Üniversiteli öğrenci sayısı son on yılda 1.1 milyondan 2.1 milyona çıktı. Şuanda Türkiye'mizde 165 Üniversite var. Bunlara ciddi yatırım yapıyoruz. Burslarımızla, yurtlarımızla, diğer imkanlarımızla öğrencilerimizin yanında olmaya çalışıyoruz. Bir diğer konu, genç nüfusun istihdamı. Küresel krizle birlikte gençler istihdam sorununu daha yoğun bir şekilde yaşıyor. Bu konuda da hükümet olarak çok ciddi çalışma içerisindeyiz. Son iki yılda da genç istihdamında önemli gelişmeler sağladık. Genç işsizliğinde geriye gidiş söz konusu. Ama bunu devam ettirmeliyiz. Gençleri istihdam eden şirketlerden belirli şartlar dahilinde sigorta primi almıyoruz. Gençlere dönük eğitim programları, aktif iş gücü politikaları uyguluyoruz. İŞ-KUR aracılığıyla eğitim programları uyguluyoruz. SODES, kalkınma ajansı gibi çeşitli mekanizmalarla yine gençlerimizin donanımını arttırıp, onları iş gücü piyasasına hazırlayan programlar yapıyoruz" dedi.

Eğemen Bağış ise, hiç kimsenin artık kendi etrafıyla sınırlı bir hayat sürmediğini söyledi. Bağış, "Bugün Türkiye, kendi küresel konumunu çok daha iyi anlayan bir ülke haline geldi. Eğer bu gün Siirt'te dünyanın dört bir yanından gelen konukları ağırlayabiliyorsak bu, Türkiye'nin küreselleşmesi ile alakalıdır. Eskiden Türkiye siyah beyaz tek televizyona, manyetolu telefona mahkum, insanların yağ kuyruklarında beklediği, yasakların, yolsuzlukların, fakirliğin kader olarak gösterildiği bir ülkeydi. Ama Türkiye bu zinciri kırdı ve bir Siirtli olarak gururla söylüyorum, o zinciri kıran merkez Siirt olmuştur. Çünkü Türkiye'nin makus talihini değiştiren lideri, yiğidi düştüğü yerden kaldıran Siirtlilerdir. Seçmiş ve meclise göndermişlerdir. Bu gün dünyanın farklı yerlerinden gelen gençlerle bizim gençlerimiz aynı duyguları paylaşıyorlar. Hepimiz daha aydınlık bir gelecek istiyoruz, barış içerisinde yaşamak istiyoruz, huzur içerisinde yaşamak istiyoruz. Hemen yanı başımızda küresel vatandaşlığı yaşamış ve küresel vatandaş olarak hayatını kaybetmiş birini anmadan geçemeyeceğim. Japonya'dan Van'daki depreme yardım etmek için koşarak gelen Sayın Atsuki Miyazaki maalesef artçı bir depremde hayatını kaybetti. Onu Japonya'dan hiç bir güç buraya getiremezdi. Ama onun içindeki insan sevgisi Van'da enkaz altına kalan insanların yardımıma ihtiyacı var duygusu, onu buraya kadar taşımıştı. Bu gün dünyanın farklı yerlerinde, farklı ulusların, farklı etnisitelerin, farklı kültürlerin, farklı inançların mensupları insanlığın ortak sorunlarına çare armaya çalışıyorlar. İşte küresel vatandaşlık böyle bir şey. Bunu burada Siirt'te sizlerle tartışıyor olmak gerçekten çok çok anlamlı. Şimdi Türkiye küresel adalet çağrıları ile küresel vatandaşlığın sembolü haline gelen bir ülke oldu. Bu gün Gazze'de acı içerisinde kıvranan insanlar, umudunu Türkiye'ye bağlamış durumdu. Bosna Hersek'te sıkıntı içerisinde yaşayanlar, umudunu Türkiye'ye bağlamış durumda. Mısır'da, Tunus'ta, Fas'ta, Suriye'de kendi hayatını riske atarak demokrasi uğruna insan hakları uğruna, ifade özgürlüğü uğruna sorun yaşayan insanlar umutlarını Türkiye'ye bağlamış durumda. Türkiye kabuklarını kırdı. On beş yıl öncesine kadar bu ülkede -Kürt'üm- demeye insanların korktuğu bir dönemden sonra günde 24 saat Kürtçe televizyon programlarının yayınlandığı, devlet televizyonunda Kürtçe programların, Arapça programların yayınlandığı 24 saat yayınlanabildiği bir ülke haline geldik. Eskiden Kürtçe müzik kasetlerini el altından, tezgahların altından gizli saklı alırdık. Şimdi herkes serbest. İsteyen Kürtçe seçim propagandası yapabiliyor, isteyen hapishanede ziyaret ettiği evladı ile ana diliyle konuşabiliyor. Üniversitelerimizde bu konuda çok önemli adımlar atılıyor. Geldiğimiz nokta yeterli mi, tabii ki değil. Daha da iyisini yapmalıyız. Ama daha da iyisini barış ortamında, kardeşlik ortamında, birbirimizi anlayarak, empati kurarak gerçekleştireceğiz. Bu ülkede 88 yıl aradan sonra Ortodoks vatandaşlarımız manastırda ayin yaptılar. 112 yıl aradan sonra Ermeni vatandaşlarımız Van'ın Akdamar'ında en tarihi kiliselerinden birinde bu ülkenin birlik ve beraberliği için dua edebildi. Fransa'da kendini bilmez bir takım zihniyetler, kendi Roman vatandaşlarını sınır dışı etmeye kalkarken, bizim ülkemizde 20 bin Roman vatandaşımız başbakanımızla kucaklaştı. Cumhuriyet tarihinde Atatürk'ten sonra ilk defa cem evine giden bir cumhurbaşkanı gördük. Ders kitaplarında Alevilikle ilgili bilgilerin yer aldığına şahit olduk. 1930'lardan bu yana farklı inanç gruplarının mülk sorunlarını çözen kararlarının yayınlandığına şahitlik ettik. Türkiye her geçen gün daha demokratik, daha şeffaf, daha saygın bir ülke oluyor. Ama işin tılsımı insan sevgisidir. Birbirimizi değiştiremeyeceğimizi anlamamız, birbirimizi olduğu gibi kabul etmemiz ve birbirimizin sorunlarının çözmek için birlikte ter dökmemiz gerektiğini anladık. İşte onu anladığımız zaman Türkiye kazanıyor, kişi başına düşen gelir artıyor, yollar artıyor, hava alanları artıyor. Türkiye farklı bir döneme girdi. Sayın Başbakanımızın nasıl bir Türkiye tasavvur ettiğini anlamak için Fatih Projesi'ni incelemek gerekir. 16 milyon gencimize tablet bilgisayarlar verilecek. 16 milyon öyle küçümsenecek bir rakam değil. Biz şu anda Avrupa'nın 6'cı, dünyanın 17'ci en büyük ekonomisiyiz. Bizim bir önümüzdeki ekonomi yani Avrupa'nın 5. dünyanın 16. ekonomisi olan Hollanda'nın toplam nüfusu kadar 16 milyon öğrencimiz var. Hollanda'nın toplam nüfusu kadar gencimize tablet bilgisayarları vereceğiz" ifadelerini kullandı.

Avrupa Birliği Bakanı Eğemen Bağış konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Birbirimizi değiştiremeyiz. Ne Türkler Kürtleri Türkleştirebilir, ne Kürtler Türkleri Kürtleştirebilir, ne Aleviler Sünnileri Alevileştirebilir. Birbirimizi değiştiremiyoruz. Birbirimizi olduğu gibi kabul edip ortak paydalarımıza birlikte çalışınca çok farklı bir noktaya geliyoruz. Ama bu bahsettiğim kardeşlik dokusunu sağlayabilmek için şimdi önümüzde çok önemli bir dönem var, çok önemli bir adım var. İnşallah Türkiye'ye yakışır yepyeni sivil bir anayasa. Onun için ben buradan baba ocağından

memleketimden Türkiye'nin muhalefet partilerine seslenmek istiyorum. Anayasa sürecini 'amayasa' sürecine çevirmesinler. Sorun yaratmasınlar. Biz Türkiye'nin bütün sorunlarını çözmek, Türkiye'yi dünyanın en güçlü ülkelerinden biri haline getirmek için uğraşıyoruz. İnşallah bize yakışır bir anayasayı hep birlikte gerçekleştirelim"


Programın ardından bakanlar, Siirt Üniversitesi'nin karşısında bulunan festival alanına geçip değişik ülkelerden gelen gençlerin ve kurumların açtığı stantları gezdi.


Siirt Manşet / Gökhan Demir

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner359

banner362