Dünya, Arap Ülkelerindeki halk isyanlarıyla çalkalanıyor. Arap ülkelerinin 30 yıllık, 40 yıllık diktatör yöneticileri bir bir dökülüyor. Bin bir gece masallarının görkemli hikayeleri ardı ardına son buluyor. Arap ülkelerinde halk ‘artık yeter’ dedi ve ihtişam içindeki krallıkları, diktatörlükleri devirmeye karar verdi.
 
Adı üstünde diktatörlük. Elindeki gücü bırakmamak pahasına sokaklardaki gösterilere kanlı müdahaleler yaptırtıyorlar. Direnç gösteren bu yönetimlerin dayanma gücü var mı? Halk ayaklanması karşısında hiçbir gücün dayanma şansı olamaz.
 
Tunus’ta başladı, Mısır’da çok zorlu oldu, Libya’da, Arabistan’da, diğer Arap ülkelerinde devam ediyor. Bu isyanların başından beri söylenen, herkesin ağzında olan bir ‘domino etkisi’ söylemi çıktı ortaya. Sanki baştan planlanmış ve bu etkiyi göstereceği kesin olan bir beklenti var ortada.
 
Beklentiler yanıltmadı aslında. Arap ülkelerinin halkları birbirlerinden etkilenerek devam ediyorlar sokaklara dökülmeye. Yönetim biçimleriyle birbirine çok benzeyen bu ülkelerin halk isyanları da birbirine çok benziyor. Madem bu kadar benzeşiktiler, madem bu kadar etkileşim içinde idiler, madem aynı kaderi paylaşıyorlardı, neden İsrail’e karşı da kader paylaşımı yapamadılar? Filistin’i İsrail karşısında bu kadar yalnız bıraktılar.
 
Yüz yıl önce, bir devlet kurmak için Yahudilerin yoğun olarak Ortadoğu’ya göç ettirildiği, 60 yıl önce de İsrail Devleti kurulduğu zaman Arap Dünyası rahatsız olmuştu. Hatta 1960’lı, ‘70’li yıllardaki Arap-İsrail Savaşlarında Mısır, Suriye, İran, Ürdün, vs, tüm Arap Ülkeleri zayıf halka şeklinde de olsa bu savaşların içindeydiler ve birbirlerine de destektiler. Ancak ilerleyen zaman dilimlerinde Filistin İsrail zulmü karşısında yalnızlaştırıldı. Hiçbir Arap ülkesi onun yanında durmadı. Arap ülkeleri bugünkü iç isyanlarında gösterdikleri etkileşim ve dayanışmayı geçmişten bu yana İsrail-Filistin anlaşmazlığında gösterselerdi İsrail Bölgede bu kadar güçlü olamayabilirdi.
 
Filistin’in İsrail karşısında yalnızlaştırılmasının kahramanı da gene Amerika’dan başkası değildir. Arap ülkelerinin bugün bir bir devrilmekte olan güçlü diktatörlerini geçmişte yanına çeken, onlarla müttefik gözüken ABD, Ortadoğu’da oynanmakta olan oyunların iplerini her daim elinde tutmuştur ve tutmaktadır. Kendisine sadık kalan güçlü Arap Liderleri Filistin karşısında duyarsız idiler. İlginçtir ki, öteden beri Arap diktatörlerini kendisine sadık tutan ABD bugün halk isyanlarını desteklemekte, halkın yanında olduğunu söylemekte, liderlere çekil telkinlerinde bulunmakta, kısacası bu isyanları uzaktan kumandayla yönetmektedir.
 
Büyük Ortadoğu Projesi neydi?
ABD’nin, Demokratik Rejimlerle yönetilmeyen Ortadoğu ülkelerine demokrasi getirme projesi olarak tanıtılmaya çalışılan bir çaba idi.
 
Irak’a, savaş yoluyla getirilmeye çalışılan Demokrasi, ABD’nin Irak’ı işgali ve çözümsüz bir kargaşa içindeki Irak olarak çıktı ortaya.
Bu yol tutmayınca halk ayaklanmaları denenmeye başladı. Bu ayaklanmalarla Arap ülkelerine Demokrasi geleceğini beklemek ne kadar doğru ne kadar yanlış, kestirmesi pek kolay değil. Çünkü geri planda ipleri elinde tutana bakmak, ipleri tutanın niyetine bakmak lazım. Yüzyıllardır Ortadoğu’ya hakim olma hayaliyle yaşayan Batı dünyası, Ortadoğu’da huzur ve refahın olmasını ister mi? Kurt dumanlık günü sever Atasözüne çok uygun, tam onların istediği gibi işte.
 
Çok zorlu bir sürece girdi Arap Dünyası bu halk ayaklanmalarıyla. Bugüne kadar kolay yaşamıyorlardı belki ama bundan sonrasında nasıl bir kaosun içinde olacaklarını kestirmek de kolay değil. Dünya petrollerinin üçte ikisini elinde bulunduran bu ülkelerin kaderleri, sahip oldukları zengin petroller kadar güzel değil maalesef. 
 
Geçmişte akıllı bir dayanışma içinde olamayan, Ortadoğu’da Batı hakimiyetini önlemek için çaba göstermeyen Arap ülkeleri, geleceklerini kendi aralarındaki duyarsızlığa bırakmış bulunuyorlar.
 
Dünyanın, petrol zengini, su yoksunu, iktidarları zengin ama halkları yoksul, geri kalmış, uygarlaşamamış bu ülkelerinde kanlı olayların yaşanmaması, yaşanmakta olan değişim sürecinin bir an evvel sonuçlanması dileğiyle.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
ömer faruk helvacıoğlu 8 yıl önce

abd,ingiltere,farnsa,almanya,italya,ispanya vb.otuz trilyon dolar kamusal borçları var.
bu borçların kapanması için yeni pazarlar şart.
fakirden müşteri olmaz.mecburen,fakırlerin alım gücü yukseltilecektır.
demokrasi şart,zengin zalim diktaların gitmesi şart.
...
gelişmiş ülkeler, kendı çıkarları için islam ülkelerinde demokrasi-refah-kalkınma zeminleri oluşturacaklar.
aksi takdirde batacaklar.
ALLAHUTEALA;İSLAM DÜNYASINA HİÇ TAHMIN ETMEDİKLERİ YERLERDEN YARDIM İHSAN EDİYOR.
...
DURUM İYİDİR,OLAN BİTENLER İYİ İŞLERİN HABERCİSİ.
..
gelişmiş ülkeler sadece petrol-silah sektöründen ibaret değiller.
bunlardan çok daha iyi gelir getirecek sektörler var binlerce.
...
gelişmekte olan ülkelerin 3 mmilyar nufusu herşeye muhtaç.
ama zalim diktalar engel oluyor.
..
ne yapsın batı?gönderecek.
...
selamlar,saygılar.

banner359

banner362