İnsanca Yaşamak Onların da Hakkı: GÖÇERLER
(Karacadağ Göçer Forum Sonuç Raporu)

Tarih: 14 Mayıs 2011
Yer: Karacadağ Kayak Merkezi
 
Katılımcılar :
Nuri Okutan                                 - Şanlıurfa Valisi
Mahmut Hersanlıoğlu                    - Siverek Kaymakamı
Nihat Eri                                      - 22. Dönem Mardin Milletvekili
Prof. Dr. Mustafa Gündüz              - Adıyaman Üniversitesi Rektörü
Prof. Dr. Mehmet Ali Çullu             -  HRÜ Ziraat Fakültesi Dekanı
Prof. Dr. Öner Çetin                      -  Dicle Ün. Ziraat Fakültesi
Eyüp Ağan                                   - Karacadağ göçer temsilcisi 
Musa Yeşiltaş                              - Diyarbakır Beritanlılar Kooperatifi Başkanı
Seydi Alak                                   - Karacadağ Eğriçayır Köyü Muhtarı
 
İzleyen Kurum-Kuruluşlar:
Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, GAP İdaresi, Siverek İlçe Tarım Müdürlüğü, Siverek Sağlık Grup Başkanlığı, Sivil Toplum Örgütleri
 
***
Toplantıdan notlar:
 
Şanlıurfa-Siverek Yöresindeki Karacadağ’ın zirvesinde gerçekleştirmiş olduğumuz 2. Göçer Sorunları Toplantısını anlatmaya çalışacağım.
 
İlk toplantımızı 17 Eylül 2010 tarihinde yine bu zirvede, panel için kurulan bir kıl çadırın altında yapmıştık. Açık, güneşli, güler yüzlü bir havaydı o zamanki.
 
İkinci toplantımız ise 14 Mayıs 2011 günü, bir gülen, bir ağlayan, kararsız bir havanın parçalı bulutlu, yağmurlu-güneşli, soğuk, yazı karşılıyorken kış gibi hissedilen bir atmosferinde gerçekleşti. Hava şartlarının olumsuzluğuna bakınca toplantıyı ertelemek gerektiğini düşünseniz de bunu yapmak mümkün değil maalesef. Aylar öncesinden organize etmeye başlanılmış, geniş bir çerçevede davetli katılımcı beklenilen bir toplantı, son gün son dakikada iptal edilemiyor.  Eldeki imkânları değerlendirerek çözüm aramak gerekiyor. Bizim elimizdeki imkânlar da, yaklaşık 1900 metre rakımlı bu zirvedeki ‘Kayak Merkezi Kafeteryası’ olarak bilinen küçük bir tahta yapı idi.
 
Toplantı günümüzün sabahında çok yağmur yağmıştı Karacadağ’a. Beni sabahtan arayan Karacadağlılar, toplantıyı yapmanın zor olacağını söylediler. Yerler çok çamur olduğu için toplantı çadırını kuramamışlardı. Eldeki diğer seçenek olan, ahşap kulübe, toplantı için düzenlendi, hazır duruma getirildi. Kulübenin tam ortasındaki kuzine soba, kapalı, yağışlı, hava sıcaklığının 5-6 derece olduğu bu zirvede çok işe yaradı. Sobanın etrafına dizilen konuklar, sanki burada bir sorun dinleme toplantısı değil de, hoşça vakit geçirme amacıyla buluşmuş gibiydiler. Kısacası biraz sonra başlayacak olan yorucu bir ortamın, başlangıçtaki hoş görüntüleri idi bunlar. Samimi, ilgili, dost bir ortam.
 
Katılımcı ve izleyiciler bir bir gelmeye başladılar. Şanlıurfa Valisi Nuri Okutan, Siverek Kaymakamı Mahmut Hersanlıoğlu oradaydı. Bayındırlık Bakanlığı Bakanlık yetkilileri ve Şanlıurfa İl Müdürlüğü düzeyinde, Devlet Bakanı Faruk Çelik Danışmanıyla katılım sağladı. Mardin Milletvekili Nihat Eri, beraberindeki kalabalık bir grupla, Adıyaman Üniversitesi Rektörü Mustafa Gündüz, eşi ve misafirleriyle oradaydı. Harran ve Dicle Üniversiteleri Ziraat Fakülteleri ile GAP İdaresi temsilcileri, Siverek İlçesi Tarım ve Sağlık Birimleri, Akademisyenler, yazarlar, Diyarbakır Beritanlılar Kooperatifi, Mersin’den bu toplantı için gelen İZDER (Seçilmiş ve Atanmışları İzleme Derneği), Türkiye Gençlik Konseyi, Göçerler, Muhtarlar, diğer Sivil Toplum Örgütleri ve kalabalık bir basın grubu, toplantıyı oluşturan kişi ve kesimlerdi.
 
Hava ve iklim şartlarına çok da hazırlıklı gitmediğimiz Karacadağ’da, o gün üşümekten titreyerek gerçekleştirmiş olduğumuz toplantının göçerler adına son derece faydalı olduğunu düşünüyorum. Bu tür çalışmalarda, biz sivil toplum örgütleri, sorunu teşhis ederler, çözümü isterler. Çözümü gerçekleştirecek olan ise devlettir ya da ilgili mercilerdir. Devlet o gün Valisi, Kaymakamı, Bakanlık temsilcileri ile oradaydı. Sorunları dinlemek ve çözüme yönelmek için orada olduklarına inancımız tamdır. Dağ başında yapılmış bu iki toplantımızdan sonra, ileri bir tarihte, il veya ilçede düzenleyebileceğimiz bir salon toplantısında, ne gibi çözümler üretildiği, yine çözüm üreten makamlar tarafından anlatılabilir.
 
Karacadağ’daki ilk toplantımızda hem bilim adamları, hem de göçerler konuşmuştu. Bu ikinci toplantımızda farklı bir yöntem düşündük. Önce göçerlere, sorunun sahiplerine söz verdik, sorunlarını kendi ağızlarından dinledik. Çözüm mercii olarak ise Vali Okutan detaylı bir konuşma yaptı, sorunların çözümü yönünde neler yapılabileceğini, onlara nasıl yardımcı olabileceğini anlattı.
 
Göçer toplantılarımızı sadece Karacadağ’da değil, geçtiğimiz yıl Siirt’te de yapmıştık. Dolayısıyla göçer sorunlarının aşağı-yukarı ortak olduğunu biliyoruz. Bu vesileyle, bu ikinci Karacadağ toplantımıza tüm Bölge göçerlerini çağırmaya çalıştık. Ulaşabildiğimiz kadarıyla Siirt, Batman, Diyarbakır, Şanlıurfa, Gaziantep Göçer kuruluşlarıyla irtibat kurduk. Hepsi de memnuniyetle katılmayı kabul ettiler. Ancak son andaki bazı talihsizlikler nedeniyle bazı katılımcılar maalesef toplantıda olamadılar. 
 
İnsanca yaşamak onların da hakkı:
 
Batman’da görev yapıyorken, Mersin’deki ailemin yanına geliş gidişlerimde bu dağdan geçerdik. O zamanlar, bu dağın, böyle bir potansiyeli olduğunun farkında değildim. Güneydoğum Derneğinin çalışmaları kapsamında gördüğüm kadarıyla Bölge ve Türkiye için önemli bir üretim kaynağı, ekonomiye önemli bir destek burası.
 
Karacadağ, Diyarbakır-Şanlıurfa-Mardin üçgeninde, oldukça geniş alana yayılmış, çok sarp yamaçları olmayan, yayla vasıflı bir dağdır. Eteklerinde çok fazla köy bulunmaktadır. Yine eteklerindeki geniş topraklar, meşhur Karacadağ taşlarıyla dolu olması sebebiyle işlenemez durumdadır. Bu bakir topraklarda taş temizliği yapılabilse son derece verimli alanlar ortaya çıkabilir.
 
Dağın eteklerinde, yamaçlarında, zirvesinde küçükbaş hayvancılık yapan göçerler, birkaç yıldır ilgi ve çalışma alanımıza girdiler. Çünkü sorunları çok fazla. Çünkü o dağın başında unutulmuş kalmışlar. Siyasi iradeler, onlara hep sorunlarınızı çözeceğiz, çözüyoruz gibi yapmışlar ama görünürde bir şey yapılmamış.
 
Onlar da insanca yaşama hakkına sahipler. Bu dağı boşaltsınlar, medeni yaşama katılsınlar diye bir şeyi savunmuyoruz. Buradaki yaşamları medenileştirilsin, Karacadağ onlar için daha iyi, daha yaşanılır bir mekân olsun diyoruz. Bu insanlar devleti seven, devleti önemseyen insanlar. O halde devlet onların sorunlarını görmezden gelemez, gelmemeli.
 
Çadırlar, yağmur yağmışsa, yerler çamursa iyiden iyiye yaşanmaz haldeler. Büyük bir salon genişliğindeki çadırın içi bez örtülerle bölünmüş, mutfak, yatak alanı şeklinde ayrılmış. Direkten direğe bağlı iplerle kurulmuş salıncağın içinde yatan bebek dikkat çekici. Bir çadırın içinde 10-15 kişi barınıyor. Banyo yok, tuvalet yok, elektrik yok, yol yok, gitmek için okul yok, hastalanınca doktor yok, temin etmek için gıda malzemesi yok. Suyu kuyulardan temin ediyorlar. Ekmeklerini ise kendileri pişiriyorlar. En doğal ürünleri süt, yoğurt, et olmalı. Aslında doğal bir yaşam, doğal bir beslenme, dolayısıyla sağlıklı bir ortam. Ama insanca yaşama kavuşturulması gerekli bir ortam. Eğitilerek bilinçlendirilmesi gerekli bir kesim. Bu çağda orta çağı yaşayan bu insanların yaşam şartlarının iyileştirilmesi en doğal haklarıdır. Bu kültürün ölmemesi, bu üretimin bitmemesi için bunu yapmak zorundayız.
 
Toplantı sonrası bizi bilgilendiren Dicle Üniversitesi Ziraat Fakültesi hocalarından Prof. Dr. Öner Çetin, göçerleri şu şekilde anlatıyor:
“Göçerler çok ilkel şartlarda yaşıyorlar. Bunların bir adım ilerisi Yörük oluyor. Yörükler yarı yerleşik hayata geçmişlerdir ve yaşam şartları daha iyidir. Göçerler yarı yerleşik hayata geçtiklerinde hayvancılığı bırakmayacaklar, Yörük olarak yaşamlarını sürdüreceklerdir”.
 
Göçerler ne istiyor?
 
Karacadağ göçerleri olsun, diğer yaylalardaki göçerler olsun, gördüğümüz ilk ortak sorunları şuydu:
Yaylaklar, kışlaklar, iskan edilme, yer sorunu.
Kışın karlı dağın tepesinde kalabilmeleri mümkün değil. Aşağı indikleri zaman konaklayacak yerleri yok. Yazın yaylaya çıktıklarında ise yaylalar kendilerine ait değil, dolayısıyla sorun yaşıyorlar.
 
Değişik göçer konuşmacılar tarafından dile getirilen sorunlar özetle şunlardı:
Çocuklar Türkçe bilmiyor, okuma bilmiyor, para nedir bilmiyor. Okul yarım kalıyor.
Göçerler artık yer bulamıyor. Devlet ya da başkalarının arazisi tapuludur.
Bu hayvancılık işini bırakırlarsa hamallık bile yapamazlar.
İskan sorunu, yaylaklar sorunu, seyahat sorunları var.
Yerleşik hayatları olmadığı için kredi alamıyorlar.
Süt fiyatı çok düşük, yem pahalıdır.
Televizyon, buzdolabı nedir bilmiyorlar.
Kışın Ceylanpınar civarında çadır olabilir mi? Yaz için Karacadağ eteğinde yer verilebilir mi?
Yaylakların kirası çok yüksek.
Rehberleri, önlerine düşenleri, sorunlarını çözenleri yok. Siyasetçiler her şeye tamam diyorlar ama 50 yıldır hiçbir şey olmuyor.
Kışın, kışlaklara indikleri zaman hiç kimse onlara yer vermek istemiyor.
Yolları yok, okulları yok, doktorları yok.
Süt toplama sorunu var, hayvanlarla taşıyorlar, süt tesisleri yapılmalı.
Devlete sorunlarını ilettiler, dosyalar teslim ettiler, bir gelişme olmadı.
 
***
Devlet ne diyor?
 
Bayındırlık ve İskan Bakanlığı temsilcisi bürokratlar, sorunun çözümü yönünde çalışmalar yapacaklarını, buradaki konuşulanların üst makamlara rapor edileceğini söylediler.
 
Siverek Kaymakamı Mahmut Hersanlıoğlu, tüm sorunları not aldığını, çözebilecekleri doğrultusunda gerekli çalışmaları başlatacağını belirtti.
 
Göçerlerin ve onlarla ilgili kişilerin tüm konuşmalarını dikkatle dinleyen ve not alan Şanlıurfa Valisi Nuri Okutan, göçerlerin sorunlarının çözümü yönünde yapabileceklerini anlattı ve özetle şunları söyledi:
 
Göçerlerin yaylak-kışlak ve medeni gereksinimleri sorunu var.
Urfa’da göreve başladığımın ikinci haftası Karacadağ’a gelip onların sorunlarını dinledim
Gazi Üniversitesi ile birlikte yürütülen, göçerlerin yaşam desenleri ile ilgili çalışmamız devam ediyor.
Burada sözü edilen birçok sorunu Valilik olarak çözebiliriz. Ama her yere, her çadıra elektrik götürülmesi olabilecek bir şey değildir. Çünkü o zaman önünüze iskân sorunu çıkıyor.
Hayvanın sesinden bile anlayan kişilerin hayvancılıkla uğraşmasından yanayız. Zaten et ithal etmek zorunda kalıyoruz.
Ceylanpınar’da devam etmekte olan mülkiyetle ilgili hukuki bir sorun var. Dolayısıyla Ceylanpınar dışında bir yerde, olanaklar ölçüsünde, meralardan verilmek üzere iskân konusuna yardımcı olabiliriz.
Eğitim ile ilgili sorunları çözmek mümkün. Gerekirse yaz okullarını buraya taşırız. Göçerlerin eğitim sorununu Siirt’te, çadırda eğitimle çözdük.
Sağlık için, gezici sağlık ekipleri göndeririz.
Göçerler bilemediklerinden kaynaklı, hayvancılık destek ve teşviklerinden yaralanamıyorlar.
Yerleşmek isteyen tüm göçerlerimizi yerleştirebiliriz. İstedikleri tip ev ve istedikleri krediyi de temin edebiliriz.
Hanımların yerleşik yaşama geçişle, üretim elemanı olabilmesi için (halı-kilim üretimi gibi) eğitim ve destek verebiliriz.
Karacadağ ve yöresi, hayvancılık alanları ihlal edilmeden ağaçlandırılabilir.
Göçerler sütü satmak yerine kendileri peynir yapmalı.
Banyo, tuvalet meselesi çok önemli. Özellikle kız çocukları ve kadınlar için sorun oluyor. Bu konuyu çözebiliriz.
Hayvancılık bırakılmamalı çünkü dünyanın çok ciddi gıda sorunları olacak.
 
***
Bu çalışmada bize destek veren kişi ve kurumlara teşekkür eder, tüm göçerlerin sorunlarının çözülmüş, daha uygarca bir yaşama doğru hayatlarının kolaylaştırılmış olmasını dileriz. 

Duygu Sucuka
Güneydoğum Derneği
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
ali 8 yıl önce

ilimizde ne çekiyorsak bu koçerklerden çekiyoruz şehrin altını üstüne getirdikleri yetmiyormuşgibi huzurunuda bozuyorlar çekirge sürüsü gibiler birde tutmuş onları yerleşik düzene geçirip insanca yaşatacaksınız peeeh peeh....

banner359

banner362