Her işin kendine özgü ekonomik, psikolojik, sosyo-kültürel ve fiziksel koşulları vardır. Bu koşullar iç içe bir etki ile insanın yaşamını nasıl geçireceğini belirler. Örneğin, ekonomik koşulları iyi olmayan bir insan her şeyden önce para kazanmak için çalışmayı düşünebilir. Böyle bir insan çalışarak belirli bir ekonomik düzeye gelse de daha çok kazanmayı amaçlayabilir veya o düzeyi yeterli bulup işin veya yaşamın başka yönleri ile ilgilenmeye başlayabilir. Bir başkası ekonomik durumu iyi olmasa da, zamanını birtakım yeteneklerini uygulayabileceği ancak para kazandırmayacak uğraşlarla geçirebilir. Son saydığımız tipte insanlar dünya nüfusu içinde çok azınlıkta olsalar da mevcutturlar. Örneğin, bazı sanatçılar veya Budist rahipleri, Ekonomik durumu çok iyi olup da çalışmayı tercih eden insanlar da vardır. Onların çalışma nedenleri daha çok para kazanmak, zamanlarını zevkli bir uğraşla geçirmek veya kendilerini gönüllü hayır işlerine adamak olabilir.

İşin insan yaşamında hem kişinin zamanını değerlendirmesi, hem yaşam enerjisini faydalı amaçlara yöneltmesi ve hem de bunların sonucunda edindiği doyumla ruh sağlığını koruması yönünde katkıları söz konusudur. Son yıllarda iş yaşamı kalitesi kavramı ile ifade edilmek istenen insanlara bu tür bir doyum verecek iş koşullarının yaratılmasıdır. Çalışma yaşamında insanlar için çok çeşitli iş seçenekleri mevcuttur. Günümüzde iletişim ve uluslar arası etkileşim olanakları sonucunda toplumların bilinçlenme düzeylerindeki yükselme ile birlikte fırsat eşitsizliklerinin azaltılması yönünde gelişmelerde görülmektedir. O nedenle insanların seçimlerini etkileyen kısıtlayıcı koşullar giderek ortadan kalkmaktadır. Bu şekilde insanların yaşamlarını kontrol etme güçleri artmaktadır. Ancak bilinen kısıtlayıcı koşullar ortadan kalkarken yeni kısıtlayıcı koşullar da ortaya çıkmaktadır. Örneğin, teknolojik gelişmelerin sağladıkları kolaylıkların beraberinde getirdikleri yüksek stres ortamı, çevre kirliliği gibi etkenler, insanların seçimlerini kısıtlayan yeni koşullar olarak ortaya çıkmaktadır.

Koşullar ne olursa olsun çalışanların işe, iş yerine uyumu ve üretkenliği örgüt açısından çok önemlidir. Niteliklerine uygun işlere yerleştirilen çalışanların örgütün amaçları doğrultusunda etkin ve etkili çalışmalarını sağlayacak koşulların nasıl sağlanacağı konusu, insanların örgütlü olarak çalıştırılmaya başladıkları yıllardan bu güne kadar yöneticilerin başlıca üzerinde durdukları konulardan biri olmuştur. Bu süre içinde yönetimin çalışanlara yaklaşımı verimlilik konusunda tüm günah ve sevabın çalışanda olduğu fikrinden, onları verimli kılacak koşulları yönetimle çalışanın bir arada saptayıp uygulaması gerektiği düşüncesine kadar değişik araştırmalardan geçmiştir.

SAĞLIĞI TEHDİT EDEN MESLEKLER

1-Günlük hayat problemleri ile etkili şekilde başa çıkmayı zorlaştıran meslekler: Polislik, Öğretmenlik, hava trafik kontrol memurluğunun yüksek risk taşıdığı ortaya konmuştur.

2-İş üzerinde yeterli kontrol imkânı vermeyen meslekler: Telefon operatörleri, Sekreterler, kasiyerler, danışma ve şikâyet servisi memurları gibi işlemlerinin insan ilişkisine dayanması sebebiyle psikolojik talebi yüksek, ancak kendiliğinden bağımsız karar verme yetkileri olmayanlar da meslek açısından risk taşımaktadırlar.

3-Fiziksel şartları ağır olan meslekler: Maden işçiliği, gürültülü ve tozlu kavşaklarda trafik polisliği, sürekli havasız, rutubetli yerde işçilik gibi meslekler, insanların bedensel olarak kolay yıpranmalarına yol açmaktadır.

4-Zaman baskısı, rekabet ve riskle oynamayı gerektiren meslekler.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner359

banner362