Değerli Siirtli okurlar, hepatit B konusunda ne kadar bilgi vermeye çalışsam da yetişemediğimi, sizlerden gelen elektronik postalardan anlamaktayım. Gerçekten de bölgemiz için önemli bir halk sağlığı sorunu olan hepatit B için ümit vaat edici noktalardan en önemlisi "Hepatit B" aşısının var oluşudur. Bu sayede önümüzdeki 20-30 yıl sonra bu hastalığı (hepatit B) belki de artık daha az konuşuluyor, 50 yıl sonra ise hiç konuşulmuyor olacağı kesindir. Tabii bu öngörü de asıl olan, hepatit B aşılamasının başarısıdır. 2001 yılı itibariyle doğan çocuklar "Ulusal Aşılama Programı" sayesinde hastalığa karışı koruyucu hale getirilmiştir. Ancak bu tarihten önce doğanlar, münferit olarak aşılanmışlarsa koruyuculuk mevcuttur. Şöyle kabaca bir hesap yaptığımızda yıl 2051’de 50 yaşın altındaki bireylerin (aşısını yaptıranlar için…) hiç birinde "kronik hepatit B" konusu gündeme gelmeyecektir. Peki ya herhangi bir sebepten dolayı yaptırmayanlar! Onların durumu ne olacak? Bence bu soruya cevap aramaktan ziyade, aşılamanın önemini ve 2001 yılından önce doğanlarında bu konuda duyarlı davranarak aşılanmalarını önermekteyim.

Tabi bir diğer konuda aşıya olan güven… Biz toplum olarak aşıya karşı ön yargılıyız. Aşıların kısırlık yaptığını düşünenlerimiz bir hayli fazla halbuki ülkemizin son 30 yıllık nüfus artışına baktığımızda aşıların kısırlık üzerinde çok da etkin olmadığını görürüz. Ayrıca aşının faydalarına inanmıyoruz gibi… Peki soruyorum size bir zamanlar Ömer Seyfettin’in romanına dahi konu olan "Kuş Palazı" (difteri) veya "Çocuk Felci" (poliomyelitis) gibi hastalıklarının azalması hatta "Çiçek" gibi hastalıkların artık Dünyamızda görülmemesi sizce bir tesadüf müdür? Yoksa aşının etkinliği midir?

Aşılara bağlı yan etkiler her zaman görülebilmektedir. Ancak bu oranlar genelde 1/750.000 olasılığın dahi altındadır. Aşılamalarda en çok görülen yan etkiler ise ateş ve hafif alerjik reaksiyonlarıdır. Sanırım bu konu tolere edilebilir bir yan etkidir.

Şimdi dönelim "Hepatit B"’ye; müdahale edilmediği taktirde kronikleşebilen, küçümsenmeyecek bir oranda siroz ve karaciğer kanserine bağlı ölüme yol açabilen bu hastalığa karşı aşılanmak size hala mantıksız geliyor mu? Kaldı ki hepatit B aşısı rekombinant bir aşı olup yan etki profili yok denecek kadar az iken böyle bir riski almaya değer mi?

Biz infeksiyon hastalıkları uzmanları aşıların etkinliğine ve güvenirliğine inanan bir uzmanlık grubuyuz. Çünkü tarih boyunca var olan hastalıkların bir kısmının artık günümüzde görülmemesi aşılamanın ne kadar etkin olduğunun en açık yanıtıdır. Önümüzdeki kuşakların "Hepatit B"’yi sadece tıp tarihinde anlatır bir hastalık olarak okumaları dileğiyle…

Saygılarımla…
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner359

banner362