Yaklaşık bir haftadır, bitmeyen bir tartışma var kamuoyunda. Hatay’da polisleri duvara dizerek arananı bulma ya da başka bir ifadeyle suçluyu tespit etme olayı. Polis suçluları duvara dizerken bu defa aynı şey kendi başına geldi. Onları sıraya dizdiren bir milletvekili oğlu oldu.

Olayın ilk duyulma yolu hangisi, emin değilim ama sosyal medya ağı olduğu söylendi. Arkasından gazetelerde, haber kanallarında çıktı. Facebook, Twitter gibi sosyal medya yollarıyla yayıldı. Bilhassa Facebook’ta paylaşımlar, bir anda geniş kitlelere duyurdu bu olayı. Ve kamuoyu tepkisi bir anda, yoğun olarak kendini hissettirdi. Valisinden Emniyet Müdürüne, Başbakan’dan Yardımcılarına, Hükümet Sözcüsüne, Emniyet Genel Müdürlüğüne kadar her yetkili ve kesimden konuyla ilgili açıklama ya da bilgi isteme demeçleri verildi, yorumlar yapıldı, savunmalar oldu. İşte gerçek kamuoyu gücü bu olsa gerek.

Hatay’daki olay, birtakım gizli çirkinlilerin haksızlıkların kamuoyuna yansımış olanı, geniş kitleler tarafından duyulmuş olanı. Ya bir de duyulmayan, yansımayanlara ne demeli? Hangi köşede neler oluyor, kim kimin ipini çekiyor, kimler haksızlığa uğruyor bilinmez, görülmez. Keşke tüm çirkinlikler, kendini biraz cesur bulan birileri tarafından, tıpkı Hatay’daki gibi deşifre edilebilse. Onlar mağdur oldular ama mağduriyetleri görüldü. Nice mağdurlar var ki, farkında bile olunmayan, sesleri duyulmayan…

Haber kanallarının verdiği bilgiye göre, bir kantin çalışanı, bir polise meydan okuyor, her ne oluyorsa oluyor ve tartışma başlıyor. Kantin çalışanının en önemli özelliği iktidar partisi mensubu olması olarak yansıyor. Tartışmanın, sözlü mü, fiili mi, hangi boyutta olduğu çok açık değil. Durumdan haberdar olan Hatay Milletvekilinin oğlu kantinci arkadaşının imdadına yetişiyor, kavgaya dâhil oluyor. Arkasından gereği yapılıyor, kim haklı, kim haksız belirleniyor ve haksız olan polisler(!) için ferman yazılıyor.

Bu olayda, polislerin teşhis için sıraya dizilmesi görüntüleri, askerimizin başına çuval geçirilmesi kadar ağır geldi vatandaşa ve beklenmedik bir tepki büyümesine neden oldu. Polislerin, tespit için duvara dizili halleri medyada yayıldıkça kamuoyu vicdanı rahatsız oldu. Polisin her duruşunu, olaylara, gösteri ve yürüyüşlere müdahalesini eleştiren vatandaş, bu defa polisine sahip çıktı. Tepkiler büyüyerek yayıldı. Tepki büyüdükçe basın konuyu işledi. Konu gündemde kaldıkça, olayın müsebbipleri rahatsız oldu. Siyası çevreler açıklama üzerine açıklama yaptı. Buna kamuoyu tepkisinin gücü demek gerekir.

Bizim gibi, siyasetin önemli bir güç olarak yaşam bulduğu ülkelerde böyle vakalarla karşılaşmak çok olağan bir durumdur. Ancak burada takdir edilmesi gerekli en önemli nokta kamuoyu tepkisidir. Polisi seven sevmeyen herkes bu tepkiye destek verdi. Mesele polis sevgisi değil, haksızlığa tahammülsüzlüktür. Buradan yapılması gerekli bir değerlendirmeyle, daha birçok yerde, birçok haksızlık karşısında böyle tepki dağlarına ihtiyacımız olduğunu söylemek lazımdır.

Basın yazıyor; “Başbakan talimat verdi, inceleyin dedi. Bu durumu yaratan Emniyet Müdürü’nün terfisi durduruldu. Vali açıklama yaptı. Savcının isteği böyleydi, biz de gereğini yaptık, vs.” gibi. Şimdi burada bir günah keçisi bulunur, olay ona yüklenir, “işte sorunu çözdük” denir ve bir süre sonra konu kapanır, ancak kapanmayacak, kapanamayacak tek şey, bizim korku kültürümüz, siyasi güçten korkan yönümüz ve siyasi gücü kullanmaya çalışanlarımızdır.

Siyaseti düzgün yapanlara saygı duymalı ama bu gücü, cahil olduğuna inandığı kesimlere karşı kullananları da bir kenara koymamak gerekir. Geçmişe dönüp bakınca, siyasetçi çocuklarının yapmış olduğu birçok istenmeyen olay bulmak mümkündür. Böyle devam ediyorsa eğer, toplumsal bilinci sorgulamak ihtiyacı vardır. Hatay’daki olay sonrasında gelişmeler, toplumsal bilinç ve duyarlılık konusunda iyi bir örnekti.

Bir kişiyi, iki kişiyi susturmak mümkün ama kitleleri susturmak mümkün değildir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner359

banner362