Bir süre önce “Merkez Valilerinin Merkezi” başlığıyla, donanımlı, birikimli, iş tecrübesinin en üst düzeyinde, görevsiz biçimde Merkez’de oturtulan valileri yazmıştım.

Aslında bu manada yazılacak, eleştirilecek o kadar çok detay başlık var ki, saymakla bitmez. Deveye sormuşlar “neren eğri?” diye, “nerem doğru ki?” demiş. Tam bizlik bir deyim. Hangi bir yana baksak içimiz sızlıyor. Birikimli insanları harcama ülkesiyiz velhasıl. Ve de üst düzey, yetişmiş insanların onurlandırılmadığı bir yerdeyiz. Merkezde oturtulan valiler mi, görev süresi bittikten sonra gereği gibi faydalanılmayan rektörler mi, görevden alındıktan sonra hiçbir iş verilmeyen bürokratlar mı, ne derseniz deyin, bunun anlamı sadece adam harcamaktır.

Her siyasi irade kendi kadrolarıyla çalışmayı tercih ediyor. Buna çok fazla itiraz yok. Siyasi tercihler doğrultusunda, donanımı, yeterliliği, görgüsü, eğitimi yetmese de birtakım kişiler hak ettiklerinin çok üzerindeki mevkilere gelebiliyorlar. Buna itiraz şudur; kişi, layık olmadığı yerde bulunmamalıdır.

Bir de hak eden kişilerin, hak ettiği yerden alındıktan ya da görevinden ayrılmasından sonra, küflü depolarda çürümeye terk edilircesine muamele görmesi var. Buna da itiraz etmek durumundayız.

Genel bir girişten sonra, bu yazıda, görev süresi dolan rektörlerin nasıl değerlendirildiğini irdelemek istedim.

Bugünkü uygulamaya göre, rektörler üniversitenin akademik personeli tarafından seçiliyor gibi görünüyor. Demokratik bir ülkeyiz, her şey seçimle olmalı elbette ki. Ama öyle olmuyor. Rektörlerin üniversitedeki seçimi sanki bir ön eleme. Sonrasında yine siyasi irade boy gösteriyor. İlk altı sıradaki adaylar önce YÖK’ün üç kişiye düşürmesi, sonra da Cumhurbaşkanı’nın bu üç kişiden birini seçip atamasıyla belirleniyor. Toplam 21 YÖK üyesinin 7’sini Cumhurbaşkanı, 7’sini Hükümet ve 7’sini de Üniversitelerarası Kurul seçiyor. Cumhurbaşkanı, siyasi iradenin doğrultusunda seçilmiyor mu? Peki öyleyse, rektörlük seçimlerinde, ilk üç aday önce YÖK sonra da Cumhurbaşkanı’nın atama tercihine sunuluyorsa, buradan nasıl bir sonuç çıkar?

Dün, bugün ya da yarın. Hangi dönem, kim iktidar, hiç fark etmez. Bu sistem doğru değildir. Ya seçersiniz, o zaman demokrasiden bahsetmek mümkün olabilir, seçilen kişi görevi üstlenir, ya da atarsınız, kendi tercihiniz olur, o zaman seçilme komedisi ortadan kalkmış olur. Misal, falanca üniversiteye, İstanbul’dan getir bir aday göster, bir oy alsa bile, onu rektör yap. Her yönüyle tartışmaya açık bir sistem.

Bir akademisyen, rektör olduktan sonra, görev süresi dört yıldır. İkinci kez rektör olma hakkına sahiptir. Bir dönem ya da iki dönem rektörlük yapan bir akademisyen, yönetsel tecrübe yönünden en üst düzeydedir. Gerek bir dönemden gerekse iki dönemden sonra rektörlük görevi bitmişse nasıl değerlendirildiğine bakalım. Herhangi bir üniversitede öğretim görevlisi olarak görevine devam ediyor. Siyasi otoritenin adamıysa eğer belki farklı görevlere getirilebiliyordur.

Bir rektör, rektörlük sürecinden sonra, tekrar akademisyenliğe dönüyorsa, bu doğru mudur? Aslında o bir yöneticidir, akademisyenliği bırakmıştır. Bu anlamdaki geri dönüş hem verimli olmayabilir, hem de kişi onurunun göz ardı edilmesine yol açabilir. Yönetsel tecrübelerden faydalanmak adına, farklı görevlere getirmek mümkündür. Mesela YÖK veya ÖSYM. Böyle kurumların kadrolarını kimler oluşturuyor? Kaldı ki yasada, YÖK üyeliği için “rektörlük yapmış kişiler arasından” önerisi de belirlenmiştir. Ama ne Cumhurbaşkanı ne de hükümet şimdiye kadar bu öneriye uygun seçim yapmamıştır. Üniversitelerin yönetsel ve üst kuruluşları niteliğindeki bu kurumlar, görev süresi dolan rektörlerin hizmet verebileceği yerler olabilir. Ayrıca üniversitelerin yayın, basım, danışmanlık ve onur kurullarında görev verilebilir. Ama rektörlük sürecinden sonra, geriye dönüp sınıflarda ders vermesi, bir rektör için en doğru seçenek değildir.

Birikimli, donanımlı, tecrübeli insanlarımızı, siyasi görüşüne bakmadan, adam seçmece mantığından uzaklaşarak değerlendirmeyi tercih ettiğimiz zaman, çağı yakalayacağımızdan şüphe duyulmasın.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner359

banner362