Değerli Siirtli okurlar, pazartesi günkü yazımla ilgili çok ilginç geri dönüşümler aldım.

Özellikle halk arasında "sarılık" için kullanılan; "ciğeri, sarılığı dışarı atmış" tabiri, çok ilginç ve haklı bir durum.

Hatırlarsanız aşırı halsizlik, bulantı, kusma gıdalara karşı tiksinti ve isteksizlikle birlikte deride sararma en önemli bulgulardır demiştim.

Hepatit B virüsünü kapan kişilerin bir kısmında seyir bu şekilde belirgin bulgularla olmaktadır.

Genelde sarılık ile seyreden hastaların büyük bir kısmında sarılık geliştikten bir süre sonra (ki bu süre bazen 3 ay kadar bulabilmektedir) kişi tamamen düzelmektedir. İşte bu durum halk arasında "karaciğer hastalığı dışarı attı" tabirini kısmen de olsa doğrulamaktadır.

Kliniğimize, HBsAg pozitifliği (hepatit b testi müspetliği) nedeniyle gelen hastaların çoğu; "Ama nasıl olur benim hiçbir rahatsızlığım yok! Daha önce sarılık geçirmedim! " diye gelmektedir.

Yani kişi aslında HBV’yi geçirmiş ancak vücudundan atamamış ve hala taşıyıcı olarak veya Kronik hepatit B olarak veya Siroz (!) olarak hastalığın etkisini vücudunda görmektedir. İşte test pozitifliği olduğu halde geçmişinde sarılık hikâyesi olmayan ve bir takım ileri tetkikleri müspet olan bu hastalar bize göre "Kronik Hepatit B" topluma göre ise "Gizli Sarılık" olarak adlandırılmaktadır.

Bu hastaların şikâyetlerini sorguladığımda çoğunlukla sağlıklı olup hiçbir şikayeti olmadığı görülmektedir. Bazen halsizlik ve yorgunluk tarif edilir ancak bunun dışında sağlıklılar. Hatta çoğunlukla onları hasta oldukları konusunda ikna etmem gerekir. Genellikle hastalıklarını anlatırken "Gizli Sarılık" tabirinden yola çıkarak durumu izah etmeye çalışırım.

Değerli okurlar, bazılarınız günlerdir "hepatit B" konusunu işlememi sıkıcı bulabilir. Ancak konu o kadar geniş ki; aylarca bu konuyu hiç sıkılmadan ve aynı konuyu tekrar etmeden işleyebilirim. Asıl olan gerçek şu ki; toplumumuzda ki her on kişiden biri "Hepatit B taşımakta" yani "Gizli Sarılık" . Toplumun %10’u bu hastalığı başkasına bulaştırma riskini taşımaktadır.

Sarılık ile seyreden hepatit B hastalarının büyük bir kısmı bu hastalığı geçirip tamamen iyileşir. Altı aydan uzun süre etkisi devam edenler ise kronik hepatit B olarak kabul edilir. Kronik hepatit hastalığının seyri ve önemi akut olan tipinden tamamen farklıdır.

Bu hastaların bir kısmı tedavi edilmek zorundadır. Takibi ve tedavisi hem güç hem de maliyeti yüksek olan bir durumdur. Ancak toplumda bilinen aksine "kronik hepatit B’nin tedavisi mümkündür. Tedavi yanıtı da küçümsenmeyecek kadar başarılıdır."

Ancak çoğu "gizli sarılık" vakasında işin ehli olan hekime ulaşma konusunda veya hastanın ihmali yüzünden genellikle hastalığın ileri seviyesinde tanı konulmaktadır. Bazen bu dönem siroz hatta karaciğer kanseri dönemine denk gelmektedir. Bu durumda tedavi süreci sancılı ve daha az yüz güldürücü olmaktadır.

Özet olarak iletmek istediğim konu "viral hepatit B" mikrobik bir hastalık olmasına karşın karaciğer dokusunda oluşturduğu ve başlattığı hasar nedeniyle bir karaciğer parankim hastalığına dönüşmektedir.

Bu hastalığı taşıyan kişiler "kronik hasta statüsünde" olup ömür boyu 3-6 ayda bir işin ehli olan bir uzman hekimin kontrolünde olmaları gerekmektedir. Gerek takip gerekse tedavi açısından mutlaka özenle değerlendirilmelidir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner359

banner362