Bugün, kadına yönelik şiddetle mücadele günü. Zayıf olanların güçlüyü ezdiği bir dünyada mücadeleciliği bir güne sığdırmaya çalıştığımız gün. Evrensel insan haklarının konuşulduğu bir evrende hala çözümsüz kalan, engellenemeyen, içimizi acıtan duydukça, karmaşık bir konu.
 
Her haberlerde duymaya alışık olduğumuz olaylar arasında sıradanlaştırıldığı için midir bu umursamazlık? Hani bir çözüm bulalım diyorum olmuyor, bir bayan olarak da ben de çaresiz kaldığım için üzülüyorum.
 
Küçük yaşta bir kız çocuğunun evlendirilmesi şiddet değil midir? Kadına yönelik şiddet dediğimizde hep kaba kuvvet gelir aklımıza, oysa psikolojik yıkımlar şiddet değil midir? Eşi tarafından dövülen kadının da yaşadıkları fiziksel yıkımdan çok, psikolojik olarak hissettikleri değil midir?
 
Araştırmalara göre, en çok şiddete uğrayan bayanların üniversite mezunu olduğu çıkmıştır. Nedeni ise açık değil midir, kendi ayakları üzerinde duran kadın, hakkını aradığı için, susup bir köşeye çekilmediği içindir. Ama diğer taraftan diğer kadın, ekonomik bağımsızlığını kazanamadığı için ne kadar direnebilir ki, susmak ve dayanmak zorundayım çocuklarım için deyip, elini kolunu çaresizce bağlayıp, oturmak zorundadır. Kimseye de anlatamadığı için de psikolojik olarak rahatlamamakta ve içinden çıkılmaz bir cehennem hayatını yaşamak zorunda kalmaktadır. Erkeğin kendince güç gösterisi… Zayıf olana karşı herkes güçlüdür. Erkeğin gücünü, böylesine insan dışı davranışlarla mı göstrermesi gerekir, yoksa can yoldaşını koruyup kollayarak mı? Aileniz sizin güç gösterinizi yapabileceğiniz sahneniz değil.
 
Ya tecavüze uğrayan kadınlarımızı düşündünüz mü ne halledir, bir de onlar suçluymuş gibi toplumda etiketlendirip onları yalnız bırakmamıza ne demeli. Hangi dine hangi kültüre yakışır ki bu davranış.
 
Ya törelere kurban giden gencecik kadınlarımız. Öldürme hakkını kendinde bulanlar Allah’dan daha yüce olduklarını mı ispat etmeye çalışıyorlar anlamıyorum. Kul hakkı hariç her günahı affedebileceğini söyleyen Allah ‘dan daha yüce olmalısınız ki, O yaradan olduğu halde affedebiliyor. Biz insanlarsa gurur meselesi yaptığımız konular için bir cana kıyabilecek kadar canavarlaşabiliyoruz. Soruyorum töre davası için öldürdüğünüzü iddia ettiğiniz kadınlarımıza zamanında erkek olarak sahip çıkmış olsaydınız, onlar da bazı hatalara düşmeyeceklerdi. Şimdi kurşunu sen sebep olduğun için sıkabilir misin beynine. Sanmıyorum, her şeyin kolayı varken neden uğraşalım değil mi?
 
 
Okul çağındaki yavrularımızı da eğitimden mahrum bırakmak da şiddetin diğer yüzü değil midir? Kendi sesinin içinde kaybolmasına neden olarak, istemediği bir insanla evlendirilip, çocuk sahibi olmasına neden olmak da şiddetin ta kendisi.
 
Sorunların ardı arkası biter mi, o günleri görmek bize nasip olur mu bilmem ama çözümler de yetersiz kaldığı gün gibi ortada. Son ayda 102 kadının doğuda şiddete maruz kaldığını göz önüne alırsak.
 
Kadınlarımızı bilinçlendirmeliyiz, bunun için de sürekli olarak illerde, ilçelerde, köylerde konferanslar düzenlenmeli. Kadın, hangi haklara sahip olduğunu ve yalnız olmadığını bilmeli. Şiddete uğrayan kadınlarımız zor durumda Alo 183 nolu hattı arayarak sosyal hizmet uzmanından destek alabilirler, ayrıca kadın barınma evleri ve sosyal hizmetlerde barınma gibi hizmetlerinin olduğunu ve yalnız olmadıklarını bilmelidirler.
 
Son olarak kadınlara şiddet uygulayan ve her kadının bir anne adayı olduğunu bilenlere gelsin.
 
Cennet annelerinin ayakları altındadır sözünü hepimiz bilirken, cenneti ezip geçmeye nasıl kıyarsın…
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner359

banner362