Her hikâyenin bir başlangıcı mutlaka vardır.
Hikâye sona ermemiş olabilir. Hikaye devam edebilir. Ancak başlangıcı olmayan hikâye olamaz.
İşimize geldiğinde bir spor takımının bile geçmişini kabul ederken ve yüzlü yıllara uzatırken, işimize gelmediğinde ise koca hayat hikâyemizi (tarihimizi) yetmiş veya seksen yıla sığdırmaya uğraşırız.
Bundan en fazla zararı kişi kendisi görüyor. Çünkü o kişi, kendi hikâyesini sadece kendisinden ibaret görmeye başlıyor.
Hâlbuki biz bir toplumun parçasıyız. Ve bu toplumun uzun bir tarihi geçmişi ve hikâyesi var.
Kendimize şu soruyu sormalıyız. Toplumun hikâyesinin bir parçası mı olacağız yoksa sadece kendi hikâyemiz mi olacak?
Öyle ki, milletimin bir büyük hikâyesi yani davası vardı. Bu hikâye ne olacak? Hayatımız bu hikâye ile ne kadar örtüşüyor.
Toplumlarda her zaman ilerleme olmazsa bile, her zaman hareket ve değişme olur. Bu tarihi ve sosyolojik gerçeği bilmeyenler, değişimin farkına varamaz ve topluma uyum sağlamakta zorlanırlar.
Ancak bu değişim toplumu tarif eden ve ona tarihi şahsiyet veren değerler olmamalıdır.
Eğer toplamlardaki söz konusu değişim tarihlerinden kopuk olursa ve değerlerle uyum içinde olmazsa toplumun bizzat içinde uzlaşma olması mümkün olamaz. Toplum kendi içinde farklılaşmaya başlar. Ötekiler oluşur ve birbirine yabancı gibi duran kesimler meydana gelir.
Hele modası geçmiş ideolojik saplantılar bazı kesimlerde devam ediyorsa toplumdaki yabancılaşma ve ötekileşme daha ciddi bir boyut kazanacaktır. Toplumda birbirine adeta yabancı gibi duran, kaynaşamayan kesimler gittikçe artacaktır.
İşin bir kötü tarafı da bu durumdan çıkar sağlayan rant grupları oluşmaya başlar. Bu gruplar güçlendikçe adeta toplumun geleceğini ipotek altına almaya başlar.
Tarihinden kopuk yaşayan toplumlar, gelişmek ve ilerlemek için gerekli olan gücü ve morali kendinde bulmakta zorlanır.
Tekrar başa dönüp soralım; benim hikâyem, milletimin şeref dolu hikâyesinin devamı olacak mı?
Eğer olmayacaksa, hikâyem başsız ve kopuk olacaktır. Hikâyesi başsız ve geçmişinden kopmuş bir insanın ya da insanların hali ne olacak?
Son günlerdeki konulara, tartışmalara ve ayrışmalara bakın göreceksiniz.
Başı olmayan hikâye ile yaşamak isteyenlerin haline ibretle bakın.
Esas kavga; hayat hikâyesini insanlık tarihinden başlatanlar ile kendi ideolojik tarihinden başlatanların veya hayat hikâyeleri başsız olanların kavgası değil mi?
Gerisi sadece teferruat…
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
ÖMER FARUK HELVACIOĞLU 5 yıl önce

selamun aleykum .
hayirli akşamlar.
istanbula geldiğinde beklerim.
sevgiler,selamlar.

Avatar
fersaflı @ÖMER FARUK HELVACIOĞLU 5 yıl önce

vealeykumesselam,ve rahmetullahi ve berekatuhu

banner359

banner362