banner356

banner350
22 Temmuz 2017 Cumartesi

Bir Darbe Hikayesi

15 Ekim 2016, 14:56
Bu makale 3432 kez okundu
Bir Darbe Hikayesi
İzzettin İçin
Tolga gözlerini zorla açtı. Etrafına bakındı kimse yoktu. Eve nasıl geldiğini hatırlamaya çalıştı. Akşam arkadaşlarıyla birlikte gazinoya gittiklerini hatırlıyordu. İçkiyi fazla mı kaçırmıştı ama hayır. Başının çok ağrıdığı aklına geldi. Başı dönüyordu. Herhalde bu durumu gören arkadaşları onu eve getirmiş olmalıydı. Doğrulmaya çalıştı ama başı hala ağrıyor ve hafifçe dönüyordu. Kalkamayacağını anlayınca tekrar kendisini kanepeye bıraktı.

Kaç zaman geçti bilmiyordu ama yeniden kendisine gelince tekrar ayağa kalkmaya çalıştı. Bu kez muvaffak olmuştu. O sırada dışardan kalabalık sesleri geldiğini duydu. Yavaşça pencereye doğru yaklaştı. Sesler artmaya başlamıştı. Evleri Boğaz Köprüsüne yakın olduğu için tuhaf seslerin oradan geldiğini anladı. Seslere biraz daha kulak kabarttı. Acaba köprüde trafik kazası mı olmuştu. Hep olurda ya… Fakat bu sesler daha farklıydı diye düşünürken silah sesleri duydu. Ardından patlama sesleri artmaya başlamıştı. Merakı gittikçe artmaya başladı. Neler olduğunu bilmek istiyordu. Korkmalı mıydı? Diye kendisine sordu. Fakat hayır; o değil miydi ki birçok gösteriye karışmıştı. Bu seslere alışıktı.

Sanki iradesi dışında birileri onu dışarı itiyordu. Gidip neler olduğunu görmeliydi. Bir anda baş ağrısını unutmuştu sanki… Kendisini dışarı da buldu. Köprüye doğru koşmaya başladı. Köprüye yaklaştıkça ara cadde ve sokaklardan insanların kendisi gibi köprüye doğru koşmasına bir anlam veremedi. Acaba onlar da mı neler olduğunu merak ediyordu?

Köprüye yaklaştıkça kalabalıklar artmaya devam ediyordu. İnsanlar bir şeyler bağırıyordu. Anlamaya çalıştı. “bu memleketi kimseye teslim etmeyiz”, “canım feda olsun”, “bismillah Allah u Ekber” kalabalığın seslerinden bunları seçebildi.

Köprüye yaklaşınca gözlerine inanamadı. “Aman Allah’ım neler oluyor?” dedi içinden… Bu nasıl olur? Etrafta insan kalabalığı, karşıda tanklar, askerler… Askerlerden havaya, yere ateş edenler… Daha sonra insanlara ateş etmeye başlamıştı. Kalabalık bir iler bir geri yapıyor ve ateş açıldığında yerlere yatıyordu. Kalabalı şuursuzca tankların önüne yatmaya, üzerlerine çıkmaya başladı. Ellerinde bayraklar, ağızlarında vatan, millet, bayrak ve demokrasi sözleriyle birlikte tanklar durdurulmaya askerler teslim alınmaya başlanmıştı.

Tolga heykel gibi dikilmiş, neler döndüğünü anlamaya çalışıyordu. Bir süre böylece izledikten sonra kalabalığa doğru koşmaya başladı. Bir şeyler O’nu oraya çekiyordu sanki…

“Minarelerden salâ sesleri, vatandaşların tekbir seslerine karışmıştı. Aslında bu seslere çok da yabancı değildi. Bazen minarelerden, bazen de dedesiyle konuşmalarından bu kelimeleri duymuştu. İçinde anlam veremediği bir coşku, bir heyecan… Artık O’da herkes gibi tekbir getiriyor, tankların üzerine çıkıyordu. Mermilerin seslerini duyuyor fakat umurunda olmuyordu. Tam o sırada göğsünde bir acı, arkasından vücudunu sıcak bir şeyin kapladığını hissetti. Birden başı dönmeye başlamıştı. Zihni açıktı fakat ne olduğunu anlamamıştı. “koşun yaralandı” sesleri kulaklarında uğulduyordu. Daha sonra sanki siren sesleri geliyordu.

Doktor, hemşire bağrışmaları… Tolga gözlerini hafifçe araladı. Karşısında annesi, iki arkadaşı ile 80 yaşlarındaki emekli albay dedesi duruyordu. Yaralandığını anlamıştı. Tolga bir süre orada bulunanlarla göz göze gelmemeye çalıştı ama yapamadı. Annesinin gözlerinde acı ve öfke belli oluyordu. Dedesinin ise her zamanki gibi güleç, sakin ve merhamet dolu bakışları… Arkadaşları ise üzgün fakat alaycı bir gözle bakıyorlardı kendisine…

O sırada odaya giren doktor ve hemşire havayı değiştirmeye sebep oldu. Doktor kontrolleri yaptıktan sonra; “Hayati tehlikeyi atlattınız. Ancak birkaç gün daha yatmanız gerekecek.” Dedi. O sırada Tolga duvardaki takvime baktı. 21 Temmuz gösteriyordu. Bir haftadır hastanede yattığını anlamıştı.

Tolga’nın annesi sonunda dayanamadı adeta patladı. “Sen aklını mı kaybettin? Senin ne işin var oralarda? Az daha hayatını kaybedecektin. Hem sen eğlenceden başka bir şey düşünmezsin ki. Seni oralarda düşünemiyorum bile… Arkadaşları konuşmuyordu fakat gözlerinden aynı şeyleri düşündüklerini anlamak zor değildi. Sonunda erkek arkadaşı dayanamayıp konuştu; “Hani sen hükümete karşıydın. Darbe istediğin şey değil miydi?” Tolga dayanamadı arkadaşına bağırmaya başladı; “Hükümete karşı olabilirim, onu beğenmeyebilirim fakat devletime karşı olamam. Hem seçilmiş meşru bir iktidarı kim hangi hak ve sıfatla indirmeye çalışır. Meşru bir iktidar ancak seçimle değiştirilmelidir. İnandığımız demokrasi bu değil miydi?” Hem sizin gibiler o saatlerde gazinolarda eğlenirken o beğenmediğiniz, üstten baktığınız insanlar sizin gibiler için bile vatanları uğruna canlarını vermekten çekinmediler. “Bunu da mı anlamıyorsunuz?” Tolga’nın annesi eliyle arkadaşına “sus” işareti yaptı. Herkes susmuştu.

Zaten Tolga, kimseye başka bir cevap verecek durumda değildi. Aslında olanları anlara nasıl anlatacağını bilmiyordu. Çünkü kendisi de farkındaydı; Tolga o akşam bildiği kendisi değildi. Bu çaresizlik içinde her zaman yaptığı gibi son kurtarıcı olarak dedesine baktı. “Dede sen söyle ben yanlış bir şey mi yaptım?” Dedesi sadece tebessüm etti, gözleri buğulanmıştı. Tolga, dedesinin bu duruşunun “hayır” manasına geldiğini biliyordu.

Aslında olanları sadece dedesine anlatabilirdi. Kendisini ancak dedesi anlayabilirdi. Başkaları asla…

Sonunda istediği oldu. Annesi hışımla dışarı çıktı, birlikte de arkadaşları. Dedesi yanına usulca yaklaştı, saçlarını okşadı. Elini yüzünün üzerine geçirdi. “Söyle bana evladım dün akşam ne oldu, senin orada ne işin vardı?”

Tolga sanki bir şey atlatmamak için kelime kelime konuşmaya başladı. “Dedeciğim, akşam eve erken getirdi arkadaşlar. Başım ağrıyor, gözlerim kararıyordu. Evde yatarken dışarıdan kalabalık sesleri duydum. Merak diye dışarı baktım. İnsanların köprüye doğru koştuklarını gördüm. O kalabalıklar hem köprüye doğru koşuyor hem de bazen senden duyduğum tekbir, salâ gibi şeyler bağırıyordu. Kendimi nasıl dışarı attığımı bilmiyorum. Ben de onlarla koşmaya başladım. Köprüye gelince korkunç bir manzarayla karşılaştım. Askerler, tanklar, insanlar… Birileri toplanan sivillere ateş ediyordu. Fakat anlayamıyordum insanlardan korkan ya da kaçan yoktu. Manzarayı görünce içimde bir şeylerin kıpırdadığını hissettim. Kalabalığın arasına karışmıştım. Artık onları söylediklerini söylüyor, yaptıklarını yapıyordum. Bir anda başımın döndüğünü hissettim. Sonra ne oldu bilmiyorum. Gözlerimi açınca buradaydım. Demek ki yaralanmışım. Bana ne oldu dede, sen söyle? Benim gibi yetişmiş bir insan…”

Tolga’nın dedesi sözünü kesti. Gözleri dolmuştu. Tolga’ya şefkatle baktı; “Evladım sana bir şey olmamış, sen aslını buldun. Her insanın aslı temizdir. Fakat zamanla ya egosu ya da yanlış çevresi sebebiyle kötü şeyler yaşayabilir. Yanlış yetişmiş veya yanlış yaşamış olabilirsin. Ancak o akşam gördüklerin içindeki temiz duyguları ortaya çıkardı. Vatan, bayrak, millet ve insan sevgisini… Sen aslında busun. Ben seni hep böyle düşünmüştüm zaten. Rabbime şükürler olsun.”

Tolga da duygulanmıştı; “Ne güzel söyledin dede. Bundan sonra nasıl yaşayacağımı artık biliyorum. Eski arkadaşlarımı terk edeceğim. O akşam gördüğüm insanları tanımaya ve onlarla birlikte olmaya başlayacağım. Onlar benim milletim dede…”

Tolga bunları söylerken dedesinin ellerine sarıldı, öptü, öptü…

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    banner90
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    e-gazete
    • Siirt Manşet - Siirt Haber - Siirt Haberleri -  Son Dakika Siirt Haberleri - Siirt Haberler - Siirt Kurtalan Haberler - Siirt Haber - Siirt Son Dakika Haberleri - Siirt Son Dakika - Siirt Manşet Haber - 19 Mart 2012Manşeti
    KARİKATÜR
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    Ziyaretçi Defteri
    ARŞİV