Bugün, biraz dedikodulardan bahsedelim istedim. Bizimki de dedikodu olabilir ama neyse...
İki yaşlı kadın, çarşıda birbirlerini görünce, ayaküstü de olsa biraz sohbet etmek ihtiyacı duyarlar. Yaşlılardan biri, diğerine gelinini sorar. Diğeri, sanki bu soruya hazırmış gibi arka arkaya sıralamaya başlar:
— Ahh, kardeş... Ne sen sor, ne ben anlatayım. Hangi şeyini anlatayım bilmem ki... Bir kere, evde oturduğu yok. İzin almaz, küçük büyük tanımaz. Dilediği zaman dilediği yere gider. Akşama kadar şurası senin, burası benim gezer. Ev işlerinden anlamaz. Öğrenmek de istemez. Ahh... ahh... Bizim zamanımızda böyle miydi? Ne günlere kaldık kardeş...
Soran kadının ise, anlatılanları tasdik manasında başını sallamaktan başka yapabileceği bir başka şey yoktur. Hikâyenin uzayacağını tahmin eden kadın, konuyu değiştirmek niyetiyle başka bir şey sorar:
— Her neyse, sağlık olsun. İnşallah zamanla olur. Şeyy... Sahi, evli kızın nasıl?
Diğer kadın, bu soruya adeta balıklama atlar. Konuya girişinden, bu konuda da hazırlıklı olduğu intibaını vermektedir:
— Ayy... Kardeş... Sanki yaramı deştin. Kızı ne kadar büyük emeklerle büyüttüğümüzü sen de bilirsin. Ama ne fayda... Meğer ne kadar şanssızmış kızım. Ahh... Ahh... Nasıl anlatsam... Başında, bir kaynana var ki, düşman başına... Kaynana değil, sanki diktatör... Ayol, hangi zamanda yaşıyoruz. Bir yere gitmek isterse, neymiş efendim, sizin alacakmış... Anlayacağın, evden doğru dürüst çıkamıyor... Sanki ceza evinde yaşıyor... Yemek yapmasını bilmiyormuş. Onu da yüzüne vuruyorlarmış. Yahu, o küçücük yaşta ne yemeği öğrenecek. Zamanla öğrenir işte... Ama nerde o anlayış...
Dinleyen kadın, dayanamaz, izin ister ve ayrılır. Fakat diğer kadının, arkasından halen bir şeyler mırıldandığını duymaktadır. Aldırmaz ve yoluna devam eder. Ancak, kendisini bir düşünce almıştır. Geçen yıl evlenen komşu çocuğunun başına gelenleri hatırladı. Evlenen ve çok mutlu görünen çocuklar, anne ve babalarının karşılıklı kaprisleri ve dedikoduları yüzünden, kısa bir zaman sonra ayrılmak zorunda kalmışlardı. Her iki taraf ta zamanla hatalarını anlamıştı ama iş işten çoktan geçmişti.
Her ikisine de yazık olmuştu...
Burada, sosyal bir hastalığa parmak bastık.
İşlerimizde çifte standart olmazsa, hayat daha kolay olabilir.
Doğru mu, dersiniz?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner359

banner362