Atatürk Orman Çiftliği. Ankara’nın önemli tarihi mekânlarından birisi. Atatürk tarafından 1925 yılında, yeşili, suyu olmayan, bozkır Ankara’da kurulmuş, daha sonra yine Atatürk tarafından hazineye bağışlanmış, Ankara’nın en büyük orman alanıdır. Türkiye’nin en büyük hayvanat bahçesi de bu çiftlik içindedir.
 
Cumhuriyet döneminin Ankara’sı da hızla büyüyünce, AOÇ, gel zaman git zaman şehrin ortasında kalmış bulunuyor. İlk kurulduğu yıllarda genişliği 50 bin dönümün üzerinde iken, 1950 sonrası başlayan satışlarla küçülmüş, bugün üzerinde birçok kurum, işyeri, konut, okul amaçlı yapılan binalar yükselmiştir. Şubat 2013’te yayınlanan Sayıştay raporuna göre, AOÇ, kuruluşundan bu yana, yapılaşma nedeniyle %40 oranında küçülmüş bulunuyor
(http://www.beyazgazete.com/video/anahaber/kanal-d-31/2013/02/18/sayistay-aoc-yuzde-40-kuculdu-379144.html).  
AOÇ’deki satışlar ve bunlara açılan davalar listesini tarih sırasıyla Ankara Mimarlar Odasının web sayfasından görmek mümkündür.
 
Atatürk Orman Çiftliği üzerinde küçük bir alanının ağaçlandırılması görevini biz de Güneydoğum Derneği olarak üstlendik, ilk ağaçlandırma etkinliğimizi 2012 yılı sonbaharında yaptık. 2013 yılı sonbaharında bu etkinliği yenileme amaçlı tekrarlayacak, kurumuş fidanların yerine yenilerini dikeceğiz. AOÇ üzerinde bizim de bir dikili ağacımız olsun çabamızla birlikte buraya olan ilgimiz de arttı. Dolaysısıyla AOÇ ve çevresini kendi adıma daha iyi gözlemlediğimi söyleyebilirim. Bu alan üzerindeki yapılaşmaya karşı olan üzüntümün her geçen gün arttığını da…
 
Her gün işe gidip gelirken güzergâhımdı, o nedenle çok iyi hatırlıyorum; 1990’lı yıllarda, Eskişehir Yolunun her iki tarafında, üzerinde AOÇ yazan tabelalar vardı. O tabelaların bulunduğu yerlerde şu an devasa binalar dikilmiş durumda. Yani Ankara-Eskişehir yolu mıntıkası. Birçok bakanlık binası, işyerleri, yerleşim alanları. Yine bu mıntıkada en son olarak Sınav Koleji kuruldu. Tam Orman alanının ortasında. Sınav Dershanelerinin okulu olarak 2012 yılında kuruldu. Kimindir bu Sınav Koleji?
 
Ormanlık alana kurulan okullardan söz açılmışken, Eskişehir Yolu üzerinde Koru-MESA civarında, Ali Rıza Bey Ormanı diye küçük bir orman alanı vardı. Tam da bu ağaçlık alana BİL Fen Okulları kuruldu. Üstelik de bir yıl bile sürmeyen bir sürede bu okullar hiç yokken var oldu. Kimindir bu okullar? Neden bu kadar ayrıcalıklı bir duruşları var? Bu binalar yapılırken ağaç kesilmediğini iddia etmek mümkün müdür?
 
Dönelim AOÇ’ye. Söğütözü mıntıkasındaki TOBB Üniversitesinin kurulup sessizce genişlediği alan veya o mıntıkadaki birçok yapılaşma alanı AOÇ arazileri değil midir?
 
Şimdilerde yine Çiftlik arazisi içinde, Ankara’nın her tarafından görülebilen ve Ankara’nın her tarafını görebilecek bir konumda olan Başbakanlık Binası yükseldi. ‘Var olan binalar üzerine kuruluyor, çevrede tahribat yapılmıyor’ denmişti ilk zamanlar ama ortaya çıkan binaya bakınca pek inandırıcı gelmiyor bu söylenenler. Basına da kapalı olarak çalışıldığı söylenen bu inşaat alanı için ne kadar ağaç kesildiği merak konusu.
 
Yakın gelecekte yapılması beklenen bir başka tesis daha var. Milletvekilleri için sosyal tesis, kütüphane ve kongre merkezi olacağı söylenen inşaat, şu anda atıl durumdaki Bira Fabrikasının olduğu yere yapılacak. AOÇ’nin orta yeri denilebilir. Meşhur köfteciler mıntıkası.
 
Bu yapılaşmalar için, Ankara’nın trafiğini rahatlatmak bahanesiyle AOÇ içinden bir de otoyol niteliğinde yol açıldı. Tamam, yola da ihtiyaç var ama tek çözüm o yollar için illa ki ağaç kesmek midir?
 
Çok yeni dikkatimi çeken bir yer daha. Hazırlıklar yapılıyor, inşaat başlayacak. Söğütözü mıntıkasında, AOÇ arazilerinin uzantısı. Yakında burada da devasa bir işyeri ya da AVM görürsek şaşırmayalım. Daha ne gibi projeler olduğunu vatandaş bilemez, bu şekilde ortaya çıktığı zaman görür ancak.
 
AOÇ içinde çakılan her çivi sanki yüreğimize çakılıyor. Başkentin güzelleşmeye ihtiyacı olduğunu, kesilen ağaçların bu şehri güzelleştirmeyeceğini herkes bilse de rant mantığını önlemek kolay olmuyor.  
 
AOÇ içindeki tarihi yapıların yerine yeni inşaatlar yapılacağına; var olan eski binanın hacmi kadar yer kullanıyorum diyerek devasa binalar dikmek yerine, o eski yapılar korunsa, müze yapılsa ve turizme açılsa daha iyi olmaz mıydı? Fişek Fabrikası (burası için henüz bir karar duyulmadı), Bira Fabrikası, Merkez Lokantası ve diğerleri. Hepsi de tarih doluydu ve Cumhuriyet tarihi adına korunamaz mıydı bu yapılar? Şimdi sırada Atatürk’ün evi var. Onu koruyun bari.
 
Orman Çiftliği arazilerinin imara açılması yönünde zorlamalar olduğu söylentileri halk arasında yaygınlaşmış durumda. Şu ana kadarki gidişata bakınca söylentilere söylenti deyip geçmemek gerekiyor. Çiftlik içindeki Hayvanat Bahçesinin, Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından disneyland yapılacağı ise bir başka detay. 
 
Yetkililer, ülkenin her tarafında 2 milyon ağaç diktik, 3 milyon ağaç diktik, bu kadar daha dikmeyi hedefliyoruz diye ağaç dikmenin önemine vurgu yaparken, diktikleri ağaçların, kestikleri ağaçların yerini ancak 30-40 yıl sonra alabileceğini hiç düşünüyorlar mı?
 
AOÇ içindeki göze ve düşüncelere hoş gelmeyen manzaralara kısaca değinmek istedim. Ormanlık alanlardaki yapılaşmalar göze hoş gelmiyor. Tarihi miraslara sahip çıkmamak da düşüncelere hoş gelmiyor.
 
Bugün önemli bir rant kapısı haline gelen Atatürk Orman Çiftliği, yapılaşmaya ve talana artık kapatılmalıdır.
 
25.07.2013
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner359

banner362