Ramazan Bayramının ikinci gününde (20 Ağustos 2012), uzun zamandır istediğim ama gerçekleştiremediğim bir ziyaret için, Ankara’nın Türkobası Köyüne gittim. Böylece hem ziyaret hem bayramlaşma oldu.

Küçük Ömer’i, iki sene önce, Gazi Üniversitesinde ameliyat için yattığım zaman tanımıştım. Gecenin geç vakti getirmişlerdi Ömer’i. Acilden girmişler ve uzun sürmüş ameliyatı. Çocuk parkındaki oyuncaklardan düşmüş ve kolu kötü kırılmış. İlkokul birinci sınıftı henüz. Hastaneden taburcu olurken, Ömer’in ailesi ısrarla köylerine davet etmiş, ben de bir gün ziyaretlerine gideceğimi söylemiştim. İşte o ziyaret iki yıl sonra gerçekleşebildi. Ömer şimdi üçüncü sınıf. Son derece sevimli, akıllı ve efendi bir çocuk.

Köye, ziyaretlerine gideceğimizi telefonda söylediğim zaman nasıl da heyecanlandıklarını, sevindiklerini sanki telefonda görür gibiydim. Ömer aslında köyde değil, ailesiyle birlikte, babasının çalıştığı büyük bir kurumun lojmanında yaşıyor. Köyde babaannesi ve dedesi var. Çok zaman geçirdikleri bu köy, yaşamlarının bir parçası olmuş.

Bizi aşağıda karşıladılar. Misafirperverlikleri gün boyu çok üst düzeydeydi. Bir saatliğine düşündüğüm bu ziyaret dört saat sürdü.

Şimdi biraz bu köyden, bu mekânlardan bahsetmek istiyorum.

Köyün adı Türkobası Köyü. Ankara-Eskişehir istikametinde giderken, Ankara merkeze yaklaşık 45 km sonra sağa dönüp 6-7 km daha gidince köy merkezine ulaşıyorsunuz. Ankara 2. Organize Sanayi Bölgesi de hemen burada bulunuyor. Büyük bir köy. Resmiyette 750 nüfusa sahip gözükse de, özellikle yaz mevsiminde, kayıtlı olmayan nüfusla birlikte 2 binin üzerine çıkıyormuş. 1840 yılında köyde yaşam olduğunu söyleyenlerin, geriye doğru bu tarihin hangi yıllara dayandığı konusunda pek fikirleri yok. Anadolu’daki boy, kabile göçlerinde, yerleşimlerinde, Afyon tarafından gelen bir kabile, Eskişehir yoluna yakın olan Alcı Köyüne yerleşmiş. İçlerinden fakir olanlarını Alcı’da istememişler. Fakir aileler de daha ileri gidip konmuşlar. Kendilerine fakir oldukları için Kötüobası adı takılmış. Bir gün Atatürk buraları gezmeye gelmiş ve Kötüobası adını beğenmemiş, değiştirilmesini istemiş. Polatlı Kaymakamı da köyün adını Türkobası olarak değiştirmiş.

“Geriye doğru gidilecek olursa, belki de buraya gelip yerleşen sadece tek bir ailedir” diyen köylüler, bugün köyde yaklaşık 10 ailenin olduğunu söylüyorlar. Köyde yakın akraba evlilikleri eskiden daha fazlaymış ve bu sebeple sakat doğumlar da varmış. Şimdilerde de varmış ama eskiye nazaran daha azmış.

Türkobası Köyü, sahip olduğu arazi çokluğu yönünden, yöredeki köylerin en büyüğü imiş. Yaklaşık 80 bin dönüm tarım arazisine sahipmiş. Ankara merkezine yaklaşık 50 km, Polatlı’ya ise 30 km uzaklıkta. Civar köyler içinde en fazla hazine arazisine sahip köy olarak belirtiliyor. Eskiden Polatlı’nın Temelli Beldesine bağlı iken, 2008 yılında, Belediyeler Kanunundaki değişiklikle, Temelli’nin Belediye vasfını kaybetmesi ile birlikte Sincan Belediyesine bağlanmış ve tüm bu yöre Sincan sınırlarına dâhil olmuş. Bu kadar çok hazine arazisine sahip bir köyün, bir merkez ilçeye bağlı olması Büyükşehir Belediyesi’nin de artıları arasında olacaktır…

Ankara-Eskişehir yolunu birçok kez gidip gelmişimdir. Ancak ilk defa “Sincan Mücavir Alanı Sınırı” tabelasını gördüm. Belki daha önce de görmüş olabilirim, dikkatimi çekmemiş olabilir. “Sincan Mücavir Alan Sınırı”. Ne alaka diye düşündüm. Buna ilk başta bir anlam verememiştim. Sonradan durum aydınlanmış oldu.

Bu yöre aynı zamanda, 2004 yılında kararı çıkan ve 2008 yılında kurulmaya başlanan Ankara 2. Organize Sanayi Bölgesinin yer aldığı bir mıntıka. Ankara Organize Sanayi Bölgesini de ilk defa görüyorum. Çok büyük bir alana kurulmuş, içinde çok fazla firma, fabrika, üretim yeri barındıran bir merkez. Ankara 3. Organize Sanayi Bölgesi de hemen 2. Bölgenin devamında. Yani tüm bu potansiyel Sincan sınırları içinde yer alıyor. Ya da bir başka deyişle, Sincan sınırları, bu potansiyeli içine alacak şekilde genişletilmiş, değiştirilmiş. Ayrıca OSB’lerin gelmesinden sonra 80 bin konut yapılıyormuş burada. Çok fazla bina inşaat halinde gözüküyor zaten. Ankara 2. ve 3. OSB dışında 1. OSB de Sincan sınırları içindedir.

Sanayi Organize Bölgeleri, hemen yanı başlarındaki Türkobası Köyünün cazibesini artırmış durumda. İleride tüm bu ekim dikim alanları yerleşim yeri haline gelirse şaşırmamak gerekir.

Türkobası Köyüne ve bu yöreye şimdi de bir başka açıdan bakalım.
Sahip olduğu tarım arazileri yönünden, yöredeki en büyük köy demiştik. Dolayısıyla dışarıdan tarım işçisi geliyor. Konya’dan ve Urfa’dan gelen tarım işçileri ağırlıkta. En çok yetişen ürünler olan soğan ve pancarın, çapa ve söküm işleri için, bilhassa Urfa-Viranşehir ve Harran’dan geliyorlar. Nisan-Mayıs aylarında çapa için buradalar. Daha sonra fındık için Karadeniz’e gidiyor, Eylül-Ekim aylarında da söküm için tekrar buraya dönüyorlar.

Yörede yetişen ürün çeşitliliği yulaf, mısır, arpa, buğday, yonca, soğan, şeker pancarı, kavun, karpuz, vs. Hayvancılık, süt ve besi hayvancılığı olarak yapılıyor.

Tarım işçileri geldikleri zaman, köyün aşağısında uzanan geniş ovada çadırlar kurulurmuş. “Şimdi neden yok çadırlar?” diye sorduğumda, “Şu an fındık için Karadeniz’e gittiler” cevabını aldım.

Bizim yaptığımız çalışmalardan bildiğimiz kadarıyla, Güneydoğu’dan gelen tarım işçilerinin önemli bir kısmı okul çağındaki çocuklardan oluşuyor. Dolayısıyla, bu çocukların Nisan-Mayıs ve Eylül-Ekim aylarında okulları aksıyor. Bu yöreye gelen tarım işçisi çocuklar için Polatlı Belediyesi okul açıyormuş. Geçici kurulan telafi okullarıyla eğitim ne kadar telafi olabilirse artık…

Ankara’nın Türkobası Köyü’nün potansiyeli, Ankara 1. ve 2. Organize Sanayi Bölgeleri ile tarım işçisi Güneydoğulu çocuklar… Her biri birer yazı başlığıdır aslında ama özetle değinmeye çalıştım sadece.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner359

banner362