Eğer her hususta referansınız sadece akıl olursa artık akıl sizin dininiz gibi olmuştur.

Aklın dini Rönesans ile başlamış ve gittikçe yayılmış.

Daha sonra kendisine yakın bulduğu Makyavelist ve Marksist materyalist gibi bencil, sadece maddeci ve hiçbir ahlâki ölçüsü olmayan düşünceleri de yanına almıştır.

Allah’tan korkan, Allah’ı seven , öldükten sonraki hayata inanmış ve yaptıklarının hesabını vereceğine inanmış bir toplum düşünün ya da hayal edin. Neler görürsünüz?

Cevap veremediği çok fazla soru olmayan bir toplum görürsünüz değil mi?

Bunu az bir şey sanmayın. Böyle bir toplum ile cevap vermesi gereken milyonlarca sorusu bulunan, bu sorulara cevap ararken sürekli boğuşan, fikir değiştiren, çıkmaza giren ve nihayet bunalan bir toplumu kıyas ederseniz farkı anlamak çok zor olmayacaktır.

Aklın din kabul edildiği toplumlarda işte manzara; Hayatı sadece dünyadan ibaret zanneden, bir manada taptığı aklın dini ile insanlara sanki dünyada cennet vaat etmiş ancak nerede ve nasıl olacağını bir türlü söyleyemeyen toplumlar… Tükettikçe mutlu olacağımızı iddia eden fakat bunu sağlamakta aciz kalan toplumlar…

Hayatın bir gerçeği olarak insanların çektiği sıkıntıları, insanlar arasındaki ekonomik farkı, hastalıkları hayatın gerçekleriyle örtüşecek şekilde izah edemeyen, çözüm bulamayan, sadece slogan üreten ve hayatını kısır döngü yaşayan toplumlar…

Böylece ortaya, bencil, sevgisiz, emeğe ve paraya tapan şefkatsiz …. insanlar ortaya çıkmıştır.

Huzur yerine maalesef kan, gözyaşı, zulüm…. gelmiştir.

İnsanı yalnızca akıldan ibaret saymayan kültür yapımız, onun duygu dünyasına da hitap etmeyi gerekli görmüştür. İnsanın duygu dünyasını “kalp” temsil etmektedir. Aslında kalp sayesinde insan düşüncesi, bir bilgisayarın işlem yapmasından farklı hale gelmektir. Bir bilgisayar verilen komutlara göre işlem yaparken; sevgi, nefret, heyecan, haz, acı, iman ve inkâr... gibi kavramlardan tamamen uzaktır. İnsan ise, kalbi ile sahip olduğu bütün bu duyguları ile düşüncesini kontrol eder, onu insanîleştirir. Kuru bir bilgi ve düşünce olmaktan kurtarır.

Bugün hem ülkede ve hem de Dünyada yaşanan sosyal problemlerin temelinde, eğitim sistemlerinin sadece aklı eğitmesi yatmaktadır. Yani sadece bilgi verilmektedir. Halbuki insanı eğitmek istiyorsanız sadece aklını değil, duygularını da eğitmek zorundasınız. Yoksa toplumda en fazla yanlış yapanların çok diplomalı ve çok okul bitirmiş insanların olmasını izah edemezsiniz.

Her olumsuzun altında; ‘efendim eğitimsizlik işte’ deyip işin içinden çıkmaya çalışırsanız çözüm bulamazsanız. Eğitim doğru ancak, nasıl ve neyi eğitim sorusuna da doğru cevap bulmak zorundasınız.

İlmi gerçeklerken kaçmak çözüm getirmez, problemi erteler.

Ve o problem her daim önünüze çıkacaktır.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
MUSTAFA KARAMAN 9 yıl önce

elbette,vücudumuzda her organımızın yeri vardır ve yeri ayrıdır.aklımız ve düşüncemizle biz insanlar sorumlu tutuluyoruz.mükellef olmamız,düşünmemizden ve aklımızdan kaynaklanıyor.onun için aklımızı,her türlü kötülüklerden,mikroblardan,günahlardan ne hastalıklardan korumalıyız ve korumasını bilmeliyiz.aklımız ve düşüncemizle birçok sorunları çözer ve kurtuluşa ereriz.aklımızı muhafaza etmeliyiz.bence aklın dini vardır.

banner359

banner362