Evladı babasına sorar : Biz ne zaman fakirlikten kurtulacağız?
Baba: 40 gün sonra.
Evlat: 40 gün sonra zengin mi olacağız?
Baba: Hayır oğlum alışacağız.

14 Kasım Dünya Diyabet Günü!

Oğluma şeker hastalığı tanısı konulduktan sonra ki ikinci kutlamamız. Kutlama diyorum çünkü biz oğlumla aramızda bugün ufak bir pastayla kaçamak yapacağız, sağlıklı yaşamı kutlayacağız birlikte. Biz artık biliyoruz diyabet (şeker hastalığı) bir hastalık değil, sağlıklı yaşam biçimi. Şeker hastalarının uzun ömürlü olduklarını biliyor muydunuz? Laf aramızda onlar; sağlıklı yaşam reçetesi, doktor kontrolleri, stresle başa çıkma gibi yöntemlerle bizi çoktan sollamış durumdalar. İşin esprisi, onların bizden farkı yok ki. Ah biz toplum olarak hep etiketlemenin peşindeyiz. Kolay bir durum değil yaşadıklarımız, ömür boyu sürecek olan, kan ölçümleri parmak uçlarını yıpratıyor, ha düştü ha yükselecek şeker derken her gün kişisel olarak değişmekle birlikle iki ile dört arasında sayıda iğne yapmak, elbette kolay değil.

İlk tanı konulduğunda; ben ağlar gözlerle Diyarbakır’a götürdüm oğlumu. “Anne korkuyorum. ”demesiyle gözyaşlarımı yutmayı öğrendim. Bilinmezlik içinde geçen yolculuğumuz… Şimdiler de ise düşmüyor ağzımızdan sağlıklı beslenmek. Düşmediği yetmiyor, ailecek sağlıklı besleniyoruz. Bu günün hatırına görüşmeler yaptığım diyabetli arkadaşlarımın ilk tanı konulduğunda ve şimdi ki duygu düşüncelerini yayınlamak istiyorum. Bizlerin yaşadığı sürecin ilk adımlarını sizler de görün istedim. Çünkü yalnız değiliz. Bu satırları okurken unutmamak gerekir ki bizler de ilerde diyabet için riskli bireyler olabiliriz. Yaşanılan duygular aynı, hep beraber aynı duyguları yaşadığımız insanların da var olduğunu bilmek bize güç versin. Zira şeker hastalığı giderek yaygınlaşıyor.

Tuncer Kara

İlk diyabet olduğumu öğrendiğimde şeker bayramına 2 gün vardı ve çocuk yaşımda hastaneye yatmıştım. Bayram sabahı bizi uyandırdılar ve sallana sallana laboratuara kan vermeye gittik. Bundan 13 yıl önceydi ve geldiğimde yatağımda 2 adet şeker. İşte o an ki hüznü ve gözyaşlarını siz düşünün... Şimdi ise her şey çok basit o günler çok zordu. Saygılar…

Emine Yılmaz

Merhaba Meltem Hanım beş yıllık tip 1 diyabetliyim. (şeker hastası).Gözlerim görmemeye başlamıştı. Ablam da diyabet hastasıydı. Onun cihazı ile bir akşam ölçtük 500 kusur çıktı sabah direk epilepsi tedavisi gördüğüm doktora gittik, anlattık ve hemen şeker tahlili yapıldı. Tahlilin yüksek olmasından dolayı dâhiliyeye sevk etti, dâhiliye doktoru da tekrar kan aldı ve sonuç olarak hemen hastaneye yatırdı. Olanlar iki saat içinde oldu ben nasıl olduğumu bırakın hastalık fikri aklımda bile yoktu. Şoktaydım, babam beni odaya çıkarttı ve annemi almak için eve gitti babam, odadan çıkınca ne oluyor benim burada ne isim var dedim ve hıçkırarak ağlamaya başladım hemşireler beni susturamadı çünkü ben iğneden aşırı mı aşırı korkan birisiydim, nasıl iğneye bağlı bir hayatım olurdu ama annem benim meleğim, o geldi aklıma, beni bu şekilde görmesin dedim kendimi toparladım, geldiğinde gülümsedim ona, bu kadar acı. Bir şey olmaz annem üzülmesin diye acılar içindeyken yine gülüyorsunuz, bunu sadece annem için yaptım. Sonra alışıyor insan. Beş yıl oldu diyabetimin tipi oynak olduğu için zor kontrol altına alınıyor, sürekli hastanede yatıyorum ama bu hastalık ne bana yılmamayı her zaman ayakta durabilmeyi ve olumlu düşünmeyi öğretti. Şimdi hastalığım geçerse nasıl yaşarım insülinsiz, insülin pompasız, şeker ölçüm cihazsız nasıl yaşarım diye korktuğum zamanlar oldu. Düşünün dışarı çıkacaksınız normal bir insan ilk çantaya telefonunu cüzdanını anahtarlarını koyar ama biz ilk şeker cihazı sonra insülin kalemleri sonrada bir sürü küp şeker koyuyoruz ilk. Çünkü biz diyabetliyiz.

Mehmet Hanifi Yılmaz

Kısaca yazacağım Meltem. Hayat ölmeden bitti diye düşündüm, nasılsın diyene şeker hastası olmuşum dedim sonra alıştım perhizine dikkat et, spor yap ilacını düzenli kullan en iyi hayat buymuş.

Ece Öztürk Arıcı

İlk çocuğunuzda şeker var dediklerinde uzun süreli bir şok geçirdim, hiç böyle bir tanı beklemiyordum. Diyabeti ilk duyduğumda, bunun gelip geçici bir durum olduğunu düşünerek rahatlattım kendimi. Almış olduğumuz eğitimlerde bunun hiç de benim düşündüğüm gibi bir şey olmadığını öğrenmem çok uzun sürmedi.Benden istenilen şey 3 yaşındaki oğlumun insülin iğnelerini yapmam idi.Sürekli ben bunu yapamam ben ki ne kendim ne de çocuklarımın damar yolu açılırken veya normal iğnelerine bakamayan birisinden nasıl böyle bir şey istersiniz? Yapmam mümkün değil diye 10 gün boyunca direndim.Diyabet hemşiresi;beni çok korkutuyorsun, bunu yapmak zorundasın üstelik bunu ilk kendimde denemem gerektiğini söyledi.Saf suyu insülin şişesine enjekte edip, denemeye karar verdim.Hemşire bana” Nerden enjekte yapmak istersin?” dedi. Ben de ona bacağımdan yapmak istediğimi söyledim. İyi ki de denemişim düşündüğüm kadar acımadığını gördüm, evet bunu yapabileceğime o zaman karar verdim.Diyabeti bir anne olarak kabul etmek çok zor, sürekli nasıl olur ,neden benim oğlum, ne zamana kadar sorularıyla uğraştım.Eve ilk geldiğim 1 yıl boyunca uykudan kalkarken gözlerimi açamıyordum, evet ben bir kabus gördüm, kalkacağım şimdi hiç bir şey yok diye umut ediyordum.Gözlerimi açtığımda baş ucumda cihaz ve meyve suyunu görünce benim için kabus geri geliyodu.Bir anne neden çocuğunun canını yakmak için yanına yaklaşsın ki ,evet ben kötü bir anneyim ,oğlum sürekli bana sen nasıl bir annesin böyle, seni hiç sevmiyorum sen beni artık sevmiyorsun diyerek, benim bu düşüncelerimi destekledi .Neyse ki 3 yıl boyunca benim bunu yapmak zorunda olduğumu, yalnız olmadığını onu çok sevdiğimi bıkmadan usanmadan her gün anlattım .İnanın bunu benim içinde ,oğlum içinde kabul etmek çok zordu. Oğlum şimdi 7 yaşında aramızdaki iletişimiz yaklaşık bir yıldan beri çok iyi, tabi ki bununda en büyük katkısı İlknur hocamız ve diyabet eğitimlerimiz. Orada birçok çocuğun kendi gibi insülin ve ölçüm olduğunu gördü. Yalnız değildi sadece kendi iğne olup, ölçüm yapıp yediklerine dikkat etmek zorunda değildi. Birçok arkadaşı vardı sonuç olarak, ilk önce kabul etmek lazımdı. Yalnız olmadığını bilmek ve diyabeti bir hastalık değil yaşam biçimi olarak düşünmek. Sağlıcakla kalın.

(İsmini yayınlanmasını istemeyen bir arkadaşımız)

Bir kaç yıl sonra böbreklerimin iflas edeceği, ayaklarımın kesileceği, gözlerimi kaybedeceğim korkusuyla ölümün soğuk nefesini ensemde hissediyordum. Bu düşünceler hep kafamı kurcalıyordu. 30 yaşındaydım herkes bir gün ölecekti elbette, hadi benim için erken olması da önemli değildi kendimce, bunu da kabullenebilirdim, fakat kızımın babasız kalacağı duygusu, beni en çok bu üzüyordu ve kızıma her dokunduğumda gözlerimden yaşlar kendiliğinden süzülüveriyordu. Bu durum 3 ay kadar sürdü ben de. Şu an 10 ay oldu, uzun yıllar diyabetle yaşayan insanlarla tanıştım ve bu hastalıkla çok küçük yaşta tanışan çocuklarımızı gördüm. (ki onları görünce kendi derdimi bırakıp onlara üzülüyorum.) Şimdi kendim için değilse de kızım için daha kararlıyım, tedavimi hiçbir şekilde aksatmıyorum, diyetime uyuyor, kendimi sıkı bir kontrol altında tutuyorum ve güzel sonuçlar elde ettikçe daha da umutlanıyorum. Her ne olursa olsun yine de insanın ömrü boyunca kendine günde en az 4 kere iğne vurarak ve bir o kadar şekerini ölçerek yaşayacağını bilmesi, kolay bir durum değil, Allah kimseye taşıyamayacağı kadar yük vermesin. Saygılarımla.

Yalçın Bozoğlu

Ben dünyanın en şanslı insanı olarak görüyorum kendimi, doğarken ölmüş gözüyle bakana inat, aslında diyabetin nasıl ömür uzattığını kısaca anlatayım. Allah ömür versin der ya büyüklerimiz galiba dualarına nail oldum, çünkü biliyorsun ki mecburen olmazsa olmaz yediklerimize, içtiklerimize azami dikkat ettiğimizden yani diyet ayrıca bol su, şeker regülasyon için biraz spor. Böyle zengin içerikli bir paketin hepsine sahip olmak sağlıklı yaşamayı zorunda kılıyor tabi ki. Uygulayana yani deyim yerindeyse ya hiç ya hep diyebiliriz. Buna veya kazananlar veya kaybedenlerde diyebiliriz, birbirimizi motive ettiğimiz surece kazananlardan olacağımıza inanıyorum Meltem Hanım, düşüncelerim budur. Yazınızda yer verdiğiniz için sahsım adına ayrıca teşekkür ederim.

Ayça Bayrak Uçkun

Şaka gibi başlayan ama öyle olmayan bir hastalık. 13 yaşında 9 tane doktor gezerek tanı konulamayan tekerlekli sandalyeyle gezdiği için sevinen kendini özel sanan bir çocuk. 1 gün sonrası komaya girdim doktorları da şaşırtarak kısa sürede kendime gelip insülin kalemimle tanıştım. Komadayken bile bilinçaltına işlemiş olacak ki tek sorduğum soru ben artık meyve suyu içemeyecek miyim? Şekerle çok kötü tanıştım ama bu birazda iyi oldu bence olayın ciddiyetini daha iyi anladım. Dikkat etmediğimde neler olabileceğini gördüm. Şimdi ise hasta mıyım bence değilim çok daha sağlıklı yaşıyorum. Tek fark pankreasım biraz tembel bende ona yardımcı oluyorum hepsi bu. Bu halimize şükür.

Elif Büşra Demir

İlk duyduğumda 8 yaşındaydım. Annem yanımda ağlıyor ama az uz değil hüngür hüngür. Önce anlamadım nedenini sonrada öleceğimi sandım. Sordum anneme ama cevap alamadım. Hastaneye gittik hemen yatırdılar kollarımda serumlar. Üstelik açtım. Doktorlar bana mucize diyor. 814 şekerle bu çocuğun hayatta ve bilinci açık olması ilginç diyorlar. Yan odamda herkes yemek yiyor. Kokusu buram buram geliyor ama bana veremiyorlar çünkü serumlarım var. Neyse ki günler geçti serum çıktı. Kendim iğne yapmayı öğrendim. Yemek yedim ve şuan çok iyim.

Danıs Aygün

Bir doktor olarak ilk tanı aldığım gün inanamadım. Birkaç gün sonra tekrar tahlil yaptırdım.Yine aynı şey çıkınca ağlamaklı bir hal oldum kendime yakıştıramadım. Bir bataklık gibi geliyor bana yedikçe batıyorum.

Zehra Çoban

Çok değil 1 buçuk sene önce Tip 1 diyabetsin dediler. İşte o an hayatımın sil baştan olduğu andı yeni bir yaşama adım atmıştım. Bende ilk duyduğumda şok oldum, ağladım hatta Allah’ım neden ben dedim bu soruyu günlerce kendime sordum. Baktım böyle olmuyor her gün ağlamakla yol kat edilmiyor en iyisi artık kabul etmekti. Tam kabullendim dedim ama işin aile kısmı da vardı. Ailemin de bunu kabul etmesi kolay olmadı, onlar yemek yerken benim onlara bakmam içlerini fazlasıyla burkuyordu, evde yemek mi yeniliyordu yoksa dram mı yaşanıyordu belli değildi. Bir de işin en çok etkiyen çevre kısmı vardı. Ah canım bu yaşta şeker hastası mı oldun, çok şeker yediğin için oldu demi bu, takma kafana atlatırsın bu hastalığı, az ye bir şey olmaz diyenler çok oldu. Elbette onlara anlatması da zor oluyordu. Diyabet olmadan önce tatlıyı hiç sevmezdim çok nadir yerdim yani şeker yemekle şeker hastası olunmuyor. Onların geçer ya takma demeleri bana umut veriyordu biliyorum geçmeyeceğini ama öyle söylemleri insanı umutlandırıyordu. Sonra bir bakıyorsun geçmemiş... Artık kim böyle söylerse bana böyle söylemeyin lütfen deyip uzaklaşıyordum. Bir de arkadaş kısmı var onlarda çok üzüldüler, kabullenemediler benim yanımda bir şey yememeğe özen gösteriyorlardı ama elbette genciz onlarda dayanamayıp yiyorlardı ve benim o çikolatalara bakıp sadece kokusuyla yetinmem öyle zordu ki. Öyle anlatılmaz bir durumdu ki. O yaram kabuk bağladıkça kanıyordu . Sonra zaman geçti kabullendim, alıştım ve daha sağlıklı bir yaşama kavuştum.

Muharrem Tigiş

Bende bir gariplik vardı, durmadan su içiyor ve dışarı çıkıyordum. İnanın yanımda su kabı hiç eksik değildi. Çevremdeki insanlar ne kadar zayıflamışsın, nasıl zayıfladın gibi sorular soruyorlardı. Hatta üniversitede öğretim görevlisi bir abim, git doktora kanser olabilirsin dedi, bende zayıf olmak daha iyi gibi avunuyordum. Tam 95 kilodan 60 kiloya düştüm, elbiselerim olmuyordu hepsini değiştim. İlk doktora gittiğimde ayakta duramıyordum ve şeker olduğumu öğrendim, çok yadırgamadım. Babamda aynı hastalık vardı.Aradan bir kaç ay geçti kalp krizi ve stend takıldı, sonra ağrılar, sabahlara kadar. Uykum yoktu ağlıyordum ağrılardan resmen kaslarım eridi. Konya’ya gittim seyda Hz. dua istedim sonra Dr. gittim ağrılarımın nedenini bulamıyorlardı, gözlerim görme yeteneğini sanki kaybetmişti. Doktor emekli tecrübeli bir doktordu ,bana ellerini uzat dedi sonra bu doktorlar seni ölüme terk etmişler sende hiper tiroit var dedi ve propsil verdi yavaş yavaş ağrılarım geçti hayata sıcak bakmaya başladım alıştım bu hastalık vücudumdaki organları bozdu ama hamd olsun ALLAH’ ıma beterin beteri var. ALLAH hasta olan Müslüman kardeşlerime şifa versin amin...
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
t.kural 6 yıl önce

Allah sevdigi kullarına dert verir benimde sekerim cok düsük malese 33

Avatar
ibrahim olğaç 6 yıl önce

bende şekerden korkuyorum test yapavağım

Avatar
Zeynep Güler 3 yıl önce

üzulerek bi bakıyorum ki geriye 7-8ay oncesine oyle tarifsiz bi yorgunluk vardı kı nefes almakta da guçluk çeker olmuştum dayanabildiğim kadar direndim ben iki adım yuruyemez kadar bitkin ve kendimden geçmişlik halinde okul yoluna dayanamadım tek istediğim biraz dinlenmek ti haftalarca rapor aldım ama geçmedi .. ve bıraktım okulu lise uçun ikinci donemi şimdi açıktan bitirmeye çalışıyorum iştahım çoğalmıştı bide su içme var bi gunde surahilerce su içtiğim için dalga bile geçen olmuştu 78 kilodan 55 e kadar duşmuştum bende seviniyodum işin arka yuzunu goz ardı ettiğimi bile bile ... vucudumda yaralar çıkmaya başlamıştı iki kez cerrahi operasyon geçidim ama bi tahlil yapmamişti sevgili doktorumm . sonra bu kadar yemem kilo almam gerekirken vermemi goz ardı etmeyi bırakıp dahiliyeden kan tahlili yaptım ve hiç unutmam o gunu 13 temmuz benim hayatımın bitişi yeni bi hayatın başladığı gun evet ben artık iğnelerden korkan bi insan olarak hergun tam dort defa iğneye olmemek için vuruyorum....

banner359

banner362